Ana içeriğe atla

Batıyoruz!

 

Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz aşikar. Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.  

 

Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...  

 

Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa n’olur dolmasa n’olur demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslında. Zira mevcut Ekonomi Bakanı’nın da dalga geçer üslubuyla ‘’ Dolar 10 lira olacak ya, 15 lira olacak ya; şimdi bunlar kara kara düşünüyorlar...’’ açıklamalarını hatırlıyoruz. 

 

Sonuç olarak bakıldığında ise seçmenin oy tercihi üzerindeki en büyük etken ekonomidir. Ülke ekonomisi, borsa veya para birimlerinde bahsetmiyorum. Pazar alışverişi, emekli maaşı, işsizlik, kredi borcu, kira... Fakat bunlar da dolaylı olarak kriz ve Türk Lirası ile orantılı olduğundan çok önemli. 

 

Gel gelelim bugün dönüyoruz dolaşıyoruz yine Muharrem İnce’nin söyledikleri doğru çıktı diyoruz. Diyoruz da sonra fanatik oluyoruz. Hatta şimdi hain ve troll oluyoruz. Neden? Yeni parti kurma kararını destekliyoruz diye...  

 

Yeni Parti 

Bu konuda fikirlerimi önceki yazılarda uzun uzun anlattım. Yeni bir adım veya önemli bir gelişme olana kadar bu sıcak konu hakkındaki yazılarımı kısacağım. Sadece daha önce bahsettiğim oy potansiyeli konusuna destek olarak Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı’nın benim dediklerimle birebir örtüşen açıklamalarını izlemenizi tavsiye ederim. Ülkenin en önemli anketçilerinden olan ve CHP’yi çok yakından bilen Bayrakçı ‘’Öyle bir yerde ki her kesimden oy alabilir. AKP’den 3-4 puan alabilir. CHP’den de ceketini assa 6-7 puan alır.’’ diyorsa %1 bile alamaz gibi açıklamaların ne kadar komik olduğunu siz anlayın. 

 

Yuvaya Dön! 

Siyasi gündemin diğer sıcak konusu ise tabi ki Devlet Bahçeli’nin Meral Akşener’e yaptığı ’Eve dön!’ çağrısı. Hiç beklenmeyen, nerden çıktığı anlaşılamayan bir açıklama. Gerçi söz konusu Bahçeli olunca hiçbir şeye çok şaşırmamak gerekir. Malum 180 derecelik bu ani değişimlerinin çok fazla örneği var. Fakat tabi ki her stratejik hamlenin altında yatan bir çıkar sebebi vardır. Çok fazla senaryo kurulabilir.  

 

Bu senaryoların en kuvvetlisi Cumhur İttifakı’nın güç kaybettiğinin ortada olması ve %50’yi geçemeyeceklerini gördüklerinden dolayı yanlarına bir partiyi çekmek istemeleri. Meral Akşener çok net ve sert bir cevapla bu durumu reddetmiş görünüyor. Fakat yarın uygun bir ortam oluşur, oturup konuşulur ve cazip vaatlerde bulunulursa neler ortaya çıkacağı hiç belli olmaz.  

 

Bir diğer senaryo ise Cumhur İttifakı içindeki anlaşmazlıklarla bağlantılı olarak yaşanan restleşmeler olabilir. Şeytanın avukatlığını yaparsak bu çağrı AKP’ye de bir uyarı niteliğinde olabilir. Bunun ne hakkında olabileceği tahminini size bırakıyorum. 

 

Cumhur İttifakı içindeki kaynamadan bahsetmişken Cemal Enginyurt konusuna da dokunmazsam olmaz. Enginyurt her ne kadar Bahçeli veya Erdoğan hakkında hassas konuşmaya çalışsa da kırgın ve kızgın olduğu ortada. Her geçen gün yeni bir açıklama yapıyor ve adeta bu haksızlığa meydan okuyor. Tarım ve Orman Bakanı’nı eleştirmeye, kendisini savunmaya devam ederken bir yandan da parti içindeyken ses çıkaramadığı yanlışlıklardan bahsetmeye başladı. Anlaşılan o ki susmaya da pek niyeti yok. Devlet Bahçeli başına büyük dert açabilir ve Enginyurt’u geri dönmeye ikna etmek zorunda kalabilir. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...