Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz aşikar. Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.
Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...
Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa n’olur dolmasa n’olur demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslında. Zira mevcut Ekonomi Bakanı’nın da dalga geçer üslubuyla ‘’ Dolar 10 lira olacak ya, 15 lira olacak ya; şimdi bunlar kara kara düşünüyorlar...’’ açıklamalarını hatırlıyoruz.
Sonuç olarak bakıldığında ise seçmenin oy tercihi üzerindeki en büyük etken ekonomidir. Ülke ekonomisi, borsa veya para birimlerinde bahsetmiyorum. Pazar alışverişi, emekli maaşı, işsizlik, kredi borcu, kira... Fakat bunlar da dolaylı olarak kriz ve Türk Lirası ile orantılı olduğundan çok önemli.
Gel gelelim bugün dönüyoruz dolaşıyoruz yine Muharrem İnce’nin söyledikleri doğru çıktı diyoruz. Diyoruz da sonra fanatik oluyoruz. Hatta şimdi hain ve troll oluyoruz. Neden? Yeni parti kurma kararını destekliyoruz diye...
Yeni Parti
Bu konuda fikirlerimi önceki yazılarda uzun uzun anlattım. Yeni bir adım veya önemli bir gelişme olana kadar bu sıcak konu hakkındaki yazılarımı kısacağım. Sadece daha önce bahsettiğim oy potansiyeli konusuna destek olarak Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı’nın benim dediklerimle birebir örtüşen açıklamalarını izlemenizi tavsiye ederim. Ülkenin en önemli anketçilerinden olan ve CHP’yi çok yakından bilen Bayrakçı ‘’Öyle bir yerde ki her kesimden oy alabilir. AKP’den 3-4 puan alabilir. CHP’den de ceketini assa 6-7 puan alır.’’ diyorsa %1 bile alamaz gibi açıklamaların ne kadar komik olduğunu siz anlayın.
Yuvaya Dön!
Siyasi gündemin diğer sıcak konusu ise tabi ki Devlet Bahçeli’nin Meral Akşener’e yaptığı ’Eve dön!’ çağrısı. Hiç beklenmeyen, nerden çıktığı anlaşılamayan bir açıklama. Gerçi söz konusu Bahçeli olunca hiçbir şeye çok şaşırmamak gerekir. Malum 180 derecelik bu ani değişimlerinin çok fazla örneği var. Fakat tabi ki her stratejik hamlenin altında yatan bir çıkar sebebi vardır. Çok fazla senaryo kurulabilir.
Bu senaryoların en kuvvetlisi Cumhur İttifakı’nın güç kaybettiğinin ortada olması ve %50’yi geçemeyeceklerini gördüklerinden dolayı yanlarına bir partiyi çekmek istemeleri. Meral Akşener çok net ve sert bir cevapla bu durumu reddetmiş görünüyor. Fakat yarın uygun bir ortam oluşur, oturup konuşulur ve cazip vaatlerde bulunulursa neler ortaya çıkacağı hiç belli olmaz.
Bir diğer senaryo ise Cumhur İttifakı içindeki anlaşmazlıklarla bağlantılı olarak yaşanan restleşmeler olabilir. Şeytanın avukatlığını yaparsak bu çağrı AKP’ye de bir uyarı niteliğinde olabilir. Bunun ne hakkında olabileceği tahminini size bırakıyorum.
Cumhur İttifakı içindeki kaynamadan bahsetmişken Cemal Enginyurt konusuna da dokunmazsam olmaz. Enginyurt her ne kadar Bahçeli veya Erdoğan hakkında hassas konuşmaya çalışsa da kırgın ve kızgın olduğu ortada. Her geçen gün yeni bir açıklama yapıyor ve adeta bu haksızlığa meydan okuyor. Tarım ve Orman Bakanı’nı eleştirmeye, kendisini savunmaya devam ederken bir yandan da parti içindeyken ses çıkaramadığı yanlışlıklardan bahsetmeye başladı. Anlaşılan o ki susmaya da pek niyeti yok. Devlet Bahçeli başına büyük dert açabilir ve Enginyurt’u geri dönmeye ikna etmek zorunda kalabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder