Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kendine Güven

    Başkanlık sisteminin Türkiye siyasetine getirdiği, hatta belki de dayattığı diyebileceğimiz yeniliklerden birisi ittifaklar oldu. Bu yeni seçim sistemi ile birlikte her ne kadar genel seçimin aşırı bir önemi kalmamış olsa da bir partinin iktidar olabilmesi için %50+1 alması gerekiyor. Mevcut şartlarda hiçbir parti için bu mümkün olmadığından mecburen ittifaklar kuruldu ve bu ittifaklar resmi olarak olmasa da iktidar ve muhalefet bloğu olmak üzere iki grup altında şekillendi. Ancak yeni kurulan partiler, ittifaklar arası bazı potansiyel geçişler veya siyaset kulislerinde konuşulan 3. bir ‘merkez sağ’ ittifakı bu durumu biraz değiştirebilir.     Bugünkü yazım Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni sloganı olan ‘Kendine Güven’ üzerine olacak. Her konuda olduğu gibi siyasette de özgüven çok önemlidir. Hem siyasi partiler hem de siyasi liderler için kendine güven, kitleleri heyecanlandırmak ve peşinden sürüklemek için olmazsa olmazdır! Fakat özgüven sadece sö...

İstifanın Ardından

  Muharrem İnce’nin CHP’den istifa etmesinin üzerinden yaklaşık 4 gün geçti. Özellikle sıcağı sıcağına değil de birkaç gün gelişmeleri takip ettikten sonra yazmak istedim ve üzerine konuşulacak pek çok şey de oldu. Er ya da geç bu ayrılığın olacağı birkaç ay öncesinden belli olmuştu ve 1 Mart 2003 tezkeresinin yıldönümünde Muharrem İnce’nin istifa dilekçesini vermesi planlanıyordu. Fakat 3 milletvekilinin istifaları ve ardından başlayan toplu üye istifalarıyla birlikte süreç hızlandırıldı. Bana göre de doğrusu yapıldı çünkü iş uzadıkça ‘İnce istifa etmiyor, CHP de partiden atmıyor’ dengesindeki durumdan yavaş yavaş tepki okları Muharrem İnce’ye dönmeye başlamıştı. Sembolik günler önemli ama zaman çok daha önemli. Partinin kuruluş tarihi için de yetişme durumuna göre 23 Nisan veya 19 Mayıs olması düşünülüyor. Aslında bir anlamda tek seçimlik, 3-5 vekillik bir pazarlık partisi olmayacağının vurgulaması bakımından bu özel gün tercihi önemli olabilir.      İstifa nedenle...

Uzaya Çıkıyoruz

    Geçen hafta  Elon   Musk  ve Recep Tayyip Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi olmuştu ve ben de bir önceki yazımda ne konuşmuş olabileceklerini çok merak ettiğimi söylemiştim. Cumhurbaşkanı, bu kinayeli merakımı açıkladığı müjde ile gidermiş oldu: Uzaya çıkıyoruz! Evet, yanlış okumadınız; 2023’te aya gidiyoruz, valizlerinizi hazırlayın(!) Peki neden 2023? Aslında cevabı çok basit; 2023’te seçim var. Yani seçim 2023’te değil de seneye olsa seneye çıkacağız; yarın olsa yarın çıkacağız... 10 senedir ‘’yerli uçağımız göklerde’’ değil ve yine diğerleri gibi unutulup giden son TOGG fiyaskosu ile birlikte yerli arabamız da hala yollarda değil ama biz uzaya çıkıyoruz.     Ne hayal kurmaya ne de hükümetin icraatlarına karşı bir insan değilim. Örneğin denilseydi ki 15 senelik veya 20 senelik bir uzay projesini hayata geçiriyoruz; bu proje dahilinde bazı illerde Uzay Araştırma Üsleri kurulacak ve bazı devlet üniversitelerinde bununla ilgili yeni bölümler a...

Yukarı Bak!

    Melih Bulu, Cumhurbaşkanı tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanalı bir aydan biraz daha fazla oldu. Aslında ne ilk ne de tek atanmış rektördü ama iktidar kanadı ilk defa önemli bir reaksiyon ile karşılaştı. İlk olarak Boğaziçi öğrencilerinin tepkileriyle başlayan, daha sonra akademisyenlerin de destek verdiği ve tören sırasında sırtlarını dönmeleriyle daha da alevlenen bu reaksiyon bugünlerde öyle bir boyuta ulaştı ki siyasi gündemin de birinci meselesi haline geldi. Peki ne oldu da bu konu bir ayı aşkın süredir çözüme ulaşamadı?      Bildiğiniz üzere Melih Bulu eskiden AKP’de görev almış ve İstanbul Milletvekili aday adayı olmuş bir kişi olduğundan; üniversitenin bilimden siyasete kaymasını önlemek isteyenlerce rektör olarak kabul edilmedi. Hatta akademisyenlerin onayını alamadığı için günlerce, haftalarca kendisine bir yardımcı dahi bulamadı.  Metallica  dinlediği ile övünen ve istifa tezahüratlarını gülerek karşılayan Bulu, ısra...