Başkanlık sisteminin Türkiye siyasetine getirdiği, hatta belki de dayattığı diyebileceğimiz yeniliklerden birisi ittifaklar oldu. Bu yeni seçim sistemi ile birlikte her ne kadar genel seçimin aşırı bir önemi kalmamış olsa da bir partinin iktidar olabilmesi için %50+1 alması gerekiyor. Mevcut şartlarda hiçbir parti için bu mümkün olmadığından mecburen ittifaklar kuruldu ve bu ittifaklar resmi olarak olmasa da iktidar ve muhalefet bloğu olmak üzere iki grup altında şekillendi. Ancak yeni kurulan partiler, ittifaklar arası bazı potansiyel geçişler veya siyaset kulislerinde konuşulan 3. bir ‘merkez sağ’ ittifakı bu durumu biraz değiştirebilir.
Bugünkü yazım Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni sloganı olan ‘Kendine Güven’ üzerine olacak. Her konuda olduğu gibi siyasette de özgüven çok önemlidir. Hem siyasi partiler hem de siyasi liderler için kendine güven, kitleleri heyecanlandırmak ve peşinden sürüklemek için olmazsa olmazdır! Fakat özgüven sadece söylemekle oluşacak bir özellik değildir. Az önce ittifaklardan kabaca bahsettim, CHP’nin de bir anlamda liderliğini üstlendiği ittifak bildiğiniz üzere Millet İttifakı ve ortakları da İYİ Parti, Demokrat Parti ve şu an resmen olmasa da kurucularından olan Saadet Partisi. Kemal Kılıçdaroğlu bu ittifakı ‘dostlar’ söylemi ile biraz genişletmeye ve bir yandan da buna seçmeni hazırlamaya çalışıyor. Seçmeni hazırlamak diyorum çünkü ittifaka katılmak istenen partiler, CHP tabanının ciddi anlamda rahatsızlık duyacağı isimleri ve ideolojileri barındırıyor.
Daha önceki yazılarımda ‘dostlar’ meselesinden daha detaylıca bahsettim ve eleştirilerimin gerekçelerini sıraladım. Fakat taze bir konu olarak Anayasa’nın ilk 4 maddesinin değiştirilmesi gündeme gelince bir kez daha değinme ihtiyacı hissettim. Dün CHP Afyon Milletvekili Burcu Köksal, Anayasa görüşmeleri sırasında AKP Anayasa Komisyon Üyesi İsmail Aydın’ın ilk 4 madde için değiştirilebilir dediğini öne sürdü ve başta sosyal medya olmak üzere büyük yankı buldu. Şimdi soruyorum: Neden aynı şeyi Ali Babacan veya Temel Karamollaoğlu söylediği zaman partide kimsenin sesi çıkmadı? Çünkü onlar yeni CHP’nin yeni dostları... Kısacası yeni sloganı ‘Kendine Güven’ olabilir ama bu 7-8 partilik geniş muhalefet bloğunun içinde kendisine en güvenmeyen parti de maalesef yine CHP. Diğer bütün partiler, bazıları %1’lik oylarına bakmaksızın, kendi ideolojilerini savunurken; CHP, başta milli konular olmak üzere pek çok siyasi meselede kendi ilkelerine göre değil, dostlarına göre hareket etmek durumunda kalıyor. Ne acıdır ki; Ali Babacan, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu ve hatta Abdullah Gül ve Fatih Erbakan isimleri bile Cumhurbaşkanı adaylığı için geçerken, CHP’nin Genel Başkanı’nın aday olma ihtimali dahi konuşulmuyor. Popülaritesi kendi belediye başkanlarının bile çok gerisinde olan Kılıçdaroğlu’nu ilginç bir şekilde bu sebeple egosuz bulup öven gazeteciler de yok değil. Onlara göre partiden ayrılıp güçlü bir alternatif yaratarak bir iktidar iddiası ortaya koyan Muharrem İnce koltuk sevdalısı ama 10 senedir iktidar olamamış ve bu süreçte oyu sürekli azalmış olan CHP Genel Başkanı egosuz!
Her Kesimin Oğlu?
Bugünün önemli olaylarından birisi de Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun CHP’ye geri dönmesi oldu. Kesimoğlu yaptığı yazılı açıklamada bu konuda anket yaptırdığını ve aldığı oyun %10 üzerinde olumlu geri dönüş görüldüğünü belirtti. Bilmeyenler için olayı özetlemem gerekirse: Kesimoğlu, parti içinde Muharrem İnce’yi desteklediği için 2019 yılında partisi CHP tarafından aday yapılmamış ve seçime bağımsız girerek kazanmıştı. Daha sonra Muharrem İnce’nin uyarılarına rağmen 2 sene boyunca partiye davet edilmemişti. Fakat yeni parti korkusu CHP yönetiminin eteklerini tutuşturmuş olacak ki özellikle belediyeler üzerinde yoğun bir çalışma yürütülüyor. Öncelikle İnce’nin eskiden yakın arkadaşlarından olduğu bilinen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ziyaret edildi, ardından da bu davet gerçekleştirildi. Açıkçası ben daha önce de böyle bir davet olabileceğini söylemiştim; dolayısıyla pek de şaşırmadım. Fakat beni şaşırtan Kesimoğlu’nun bunu hemen kabul etmesi oldu. Çünkü partisinden aday gösterilmediği o dönemde, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetim zihniyetinin partiyi ele geçirdiği ve temizlenmeden geri dönmeyeceği yönünde attığı tweetler ve yaptığı açıklamalar olmuştu. Hatta bu süreçte kız kardeşi de kendisini desteklediği için partiden uzaklaştırılmıştı. Sevdiğim ve dik duruşlu olarak bildiğim bir isimden beklemeyeceğim bir yanlış oldu. Hayırlısı olsun demekten başka bir şey yapamayız ama artık o çok kullandığı sloganın aksine ‘Her kesimin oğlu’ olarak kabul edilmeyebilir!
İnce Uyarılar
Tüm bunları söylemişken; Muharrem İnce’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı ‘’CHP oylarımı bölmezse iktidarım’’ açıklaması da bana göre bir hataydı. Aynı şekilde en son katıldığı televizyon programında ‘Kripto Tayyipçi’ ifadesini kullanması, eleştiri almasına sebep olmuştu. Bana göre bu süreçte CHP hakkında öfkeli veya küçümser açıklamalar yapmak gibi bir tuzağa düşmemesi gerekiyor. ‘’Aynı şeyleri sen de söylüyordun, şimdi neden eleştiriyorsun?’’ derseniz; benim söylemem ile Muharrem İnce’nin söylemesi aynı şeyler değil. Hali hazırda kendisine karşı yürütülen bir algı operasyonu var; söyleyeceği her söze, atacağı her adıma dikkat etmeli ve işini daha da zorlaştırmamalı. Zaten bu açıklamaların da istifa yankısı olarak öne çıktığını; parti kurulduktan sonra tamamen iktidara odaklanılacağını tahmin ediyorum. Bir ikinci uyarım da 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı %31 oyu çok sık tekrar etmesine olacak. Açıkçası bu benim pek de eleştirdiğim bir konu değil ama yorumlarına değer verdiğim bazı isimlerce antipatik bulunduğu için vurgulamak istedim. Yapıcı eleştiriler çok değerlidir ve Muharrem İnce’nin de bunları dikkate aldığını bildiğim için yazıyorum. Özellikle gençler üzerinde İnce’nin büyük bir sempatisi var ve ben de bunu kaybetmemesi için en ufak detaylarda bile uyarıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder