Ana içeriğe atla

Merhaba Tadında İlk Yazı

 

Blog Yazmaya Nasıl Karar Verdim? 

 


Dikkat ettiyseniz genelde kullanılan ‘Blogger olmaya nasıl karar verdim?’ sorusu yerine bu başlığı tercih ettim. Çünkü burada işin profesyonelliğinden ziyade sadece yazmaya ve yazmaya odaklanacağım. 

 

Uzun yıllardır bir Twitter kullanıcısıyım. Bu kadar zamandır yazdıklarıma hep dikkat etmeye ve bir çizgi tutturmaya çalıştım. Tabi yaşla birlikte yazıların da içeriği siyasete kaymaya başladı. Bugüne kadar kimseye hakaret veya tehditte bulunmadığım için kimliğimi saklamadan düşüncelerimi açıkça belirttiğim bir sosyal mecra olarak kullandım bu uygulamayı, kullanmaya da devam edeceğim.  

 

Özellikle son 2-3 senedir siyaset üzerine yazdıklarım hakkında olumlu geri dönüşler almaya başladım. Bazı yazılarımı kimi sormadan kimi izin alarak paylaşanlar oldu. Benim amacım şahsi bir çıkardan ziyade fikirlerimin insanlara ulaşması olduğu için ses çıkarmadım. Belki de buna enayilik diyeceksiniz. Fakat aynı zamanda bu bana yazılarımın okunduğunu ve beğenildiğini kanıtlayan bir durumdu. Küçük hesaplara girip üzülmektense olaya geniş çerçeveden bu şekilde bakıp mutlu olmaya ve devam etmeye karar verdim. Bunun sonucunda da bu yazılarımı daha çok günlük gibi ve göz önünde tutacağım bir mecra olarak blog kullanmaya karar verdim. Twitter hesabımı ziyaret edecek olursanız daha çok Muharrem İnce yazıları bulacaksınız ama burada daha genel bakmaya çalışacağım. 

 

Bu blog çoğunlukla siyaset hakkında olmak üzere, köşe yazısı tadında yazılarımı içerecek. Olabildiğince samimi ve objektif olmaya çalışacağım yazılarımı siyasete meraklı bir gencin hevesle yazdığı uzun tweetler olarak da kabul edebilirsiniz. Elinden geldiğince gündemi takip edip araştırmaya, fikirlerini dilinden veya elinden çıkarmadan önce aklında ve vicdanında tartmaya çalışan bir genç...  

 

Kimseyi germeden, toplumun sinir uçlarına dokunmadan ama kimseden de çekinmeden; biraz amatör ama dürüst ve cesur yazılar kaleme almayı hedefliyorum. Gündem hakkında olabildiğince sık, haftada bir de bir siyasetçi veya siyasi parti hakkında genel düşüncelerimi aktarmayı planladığım blog sayfam hakkında geri dönüşlerinizi bekliyorum. 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...