Normalde dün siyasi gündemle ilgili bir yazı paylaşacaktım ama bir kadın cinayeti haberi daha gelince, içimden yazmak gelmedi. Farkındayım şu üç günde konuşulması gereken pek çok konu oldu. Fakat hiçbir şey bir insanın canından daha değerli değildir ve bir gün daha bekleyebilirler. Zaten CHP Kurultayı’nın da yaklaşmasıyla beraber gündem çok yoğun olacak. O nedenle ben bugün izninizle sadece içinde bulunduğumuz ataerkil ve cahil topluma, bizi yöneten gerici zihniyete ve yaşanan vahşetlere değinmek istiyorum...
İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından yapılan bir anket çalışması sonucu halkımızın çoğunluğunun, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi hakkında fikir sahibi olmadığı ortaya çıktı.
İstanbul Sözleşmesi kısaca; 33 devlet ve Avrupa Birliği tarafından kabul edilen, kadınlara yönelik şiddeti, hukuki ve fiili eşitlik ilkesiyle önlemeyi ve haklarını korumayı amaçlayan bir sözleşmedir.
Daha önce de şiddet konusuna değinmiş ve bayan dememek veya pembe otobüs gibi göz boyamalık şeylerle değil; ‘insan’ haklarının net bir şekilde güvence altına alınması ve aksi eylemlere uygulanacak hukuki yaptırımların ağırlaştırılmasıyla çözülebileceğini söylemiştim. İşte İstanbul Sözleşmesi tam da bunu sağlayan bir sözleşmedir. Bu doğru dürüst bile uygulanmayan sözleşmeden çıkılmak istenmesi korkunç bir zihniyetin ürünüdür.
Maalesef öyle bir zihniyetle yönetiliyoruz ki; bilimden uzak, Atatürk’le ve kurduğu cumhuriyetle hesaplaşan, laikliğe ve temel değerlere karşı... İnsana, doğaya, sanata, kültüre, tarihe değil, betona, asfalta, makam ve şatafata, altın varak ve saraya önem veren bir zihniyet.
Bugün yaşadığımız bu sorunlar da bir birikimin sonucudur. İktidara geldiklerinden beri eğitim, dış politika, yargı, emniyet vb. derken istedikleri her şeyi yapabilecek bir güce ulaştılar. Fakat kontrolsüz güç, güç değildir!
Her geçen gün başka bir kötü olay duymaktan ve buna tepki göstermeyen siyasetçiler görmekten bıktık. ‘’Çalıyor ama çalışıyor’’ a bile muhtaç kaldık. Tabi kendi kendine gelmedi bu zihniyet; bile bile oy verenlerin, başarısız muhalefetin, yandaş medya ve sanatçıların da payı büyük.
Diyanet hakkında da 1-2 cümle etmesem olmaz. Tek bir mezhep anlayışıyla yönetilen, siyasi iktidarın maşası olmuş, din ile uzaktan yakından bağı kalmamış Diyanet İşlerini ciddiye almamanızı tavsiye ederim. Gerçekten dini bilgi edinmek istiyorsanız aydın ilahiyatçıları takip etmenizi öneririm. Geçmişte rahmetli Yaşar Nuri Öztürk Hoca bu konuda bir önderdi...
Son bir uyarı: ne olursa olsun duygusal hareket edip ‘idam’ cezasını desteklemeyin. Yanlış güçlerin elinde nereye gideceği belli olmayan korkunç bir silaha dönüşebilir. Cinsel suçlar için hapis cezasının yanında hadım etmek daha iyi bir alternatif olabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder