Sosyal Medyayı Kapatmak?
Recep Tayyip Erdoğan'ın sosyal medyayı hedef alan ve kapatılması yönünde fikrini ortaya koyan konuşması bugünün en önemli iki gündem maddesinden biri oldu. Berat-Esra Albayrak çiftinin yeni doğan çocukları hakkında birkaç kendini bilmezin yaptıkları yorumlar üzerinden; bütün siyasiler de ortak kınama mesajları yayınlamış olmalarına rağmen kendisine mağduriyet yaratmaya çalışıyor. Asıl meselenin birkaç gün önce yaşanan, Z kuşağı tarafından maruz kaldığı ‘OyMoyYok’ ve ‘dislike’ tepkisi olduğu aşikar! Eğer öyle değil de gerçekten bu konudaki hassasiyetinden kaynaklanıyor olsaydı; çok kısa bir süre önce benzeri bir olay, bir başka siyasetçi Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’a yapıldığında da tepki gösterirdi. Dahası o densizliği yapan kişinin serbest bırakılmış olmasına da sessiz kalmazdı...
İşin diğer bir boyutu ise bunun gerçekten yapılıp yapılamayacağı... Biliyorsunuz artık teknoloji ve internet çağında yaşıyoruz. Pandemi süreciyle birlikte de günlük hayatımızda yüz yüze gerçekleştirdiğimiz pek çok şey online sisteme adapte edildi. Böyle bir dönemde internetin kısıtlanması veya sosyal medyanın kapatılması, elektriğin veya suyun kesilmesi gibi abes bir şey olacaktır.
Sosyal medyanın sadece kendisine tepki gösteren gençlerden oluştuğunu zannediyorlar sanırım. Büyük firmalar, telekomünikasyon şirketleri, reklam dünyası, youtuber mesleği, vakıf ve dernekler, yardım kuruluşları gibi pek çok alana yayılan; dolayısıyla ‘kapattım’ demesi öyle kolay olmayan bir şey sosyal medya. Nitekim sonradan İletişim Başkanı Fahrettin Altun da bu ‘kapatma’ söylemini ‘düzenleme’ şeklinde değiştirdi. Kısıtlama gelmesi durumunda ise DNS ve VPN çözümlerini nasıl engelleyeceklerini çok merak ediyorum.
Sosyal medya ehliyeti olması gerektiğine ve bu mecralarda bir düzenleme ihtiyacı olduğuna katılmakla birlikte bunun iyi niyetle yapılacağına olan güvenim neredeyse sıfır!
5 Gün Karartma!
Diğer bir gündem maddesi de bugün RTÜK tarafından duyurulduğu üzere Halk TV ve TELE 1 kanallarına 5’er gün ekran karartma cezası verilmesi. Yine böyle tarihi bir cezanın iki ayrı kanala iki farklı nedenden verilmiş olması ve bunun tesadüfen aynı zamana denk gelmesi aslında bunların sadece bahane olduğunu kanıtlayan bir durum.
Kırmızı Bültenle aranan Osman Öcalan televizyona çıkartılıyor, ‘bizim aile 50 kişiyi alır’ diyenler hakkında 10 gün sonra ancak harekete geçiliyor, hakkında 60 bin şikayet olan kanallara ceza verilmiyor... Peki RTÜK ne işe yarıyor? Sadece muhalif kanal ve gazeteleri denetleme ve ceza vermek midir artık görevi?
Ayrıca Anayasa’da Abdülhamit’i korumayla ilgili bir yasa yokken bunu bahane edip bu cezayı verenler; Atatürk'ü koruma yasası olmasına rağmen bu yönde işlenen suçları görmezden geliyor.
Bana sorarsanız diğer gazetecilerin de korkmadan, bu konuda mağdur edilen kanal ve gazetecilere destek vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde aynı şeyler kendi başlarına geldiğinde ses çıkarma hakları olmaz.
Bu ceza umarım yargıdan döner yoksa basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbe olarak tarihteki yerini alacak...
Yorumlar
Yorum Gönder