Ana içeriğe atla

Z Kuşağı

 

Z kuşağı kavramı özellikle son günlerde sıkça kullanılmaya başlandı. 2000 ve sonrası doğumluların oluşturduğu bu kuşağın bu kadar gündeme gelmesinin nedeni geçtiğimiz günlerde de hakkında yazdığım ‘’OyMoyYok’’ ve ‘’dislike’’ tepkileriydi. Tepkiye maruz kalan iktidar yöneticileri, tepkinin nedenini anlamaya çalışmak yerine çareyi sosyal medyayı kapatmakla tehdit etmek zannettiler. Muhalefet kanadı da farklı sayılmaz; onlar da olaya geniş çaplı bakmak yerine kendilerine yarayacak bir durum oluştuğu için dikkatin hepsini üzerlerine alıp reytingini artırmaya çalıştı. Oysa kimse bu gençlerin gerçekten dertleri nedir, ne istiyorlar anlamak istemedi.  

 

Bundan 4-5 sene önce o yollardan geçmiş birisi olarak psikolojilerini anlayabiliyorum. Verdikleri tepkiyi de son derece doğru buluyor ve destekliyorum. Gerek sayıları gerek teknoloji ve sosyal medya kullanma becerileri olarak Z kuşağı büyük bir güç ve bu gücü de YKS sınavı iptal edilip canları yanınca gösterdiler. 

 

Tabi bu yazdıklarımdan sadece siyasetçilere kızdığım zannedilecek ama aslında bir anlamda gençlere de kızıyorum.  

 

Her ne kadar genelleme yapmak hiç sevmediğim bir şey olsa da istatistiki verilerle de anlaşılabilecek bir durum olduğu için bunu söylüyorum: Bunca zaman neredeydiniz? Ülkede onca sorun varken, pek çok haksız hukuksuz işler olurken; bana sorarsanız sorumsuz davrandınız. Ülkenin sorunlarından kaçmayın, çözüm arayın, ses çıkarın. Sadece bir sınava tepki verip sonra unutulup giden bir nesil olmayın. Umarım bu olay bir uyanış olur ve bundan sonra biraz daha dikkatli ve bilinçli bakarsınız... 

 

1997 doğumlu ve yaş olarak size yakın bir Y kuşağı olarak Z kuşağındaki siz kardeşlerime en önemli tavsiyem bol bol araştırın, gündemi takip edin ve siyasetten korkmayın.  

 

 

Sembolik De Olsa... 

 

Mesela buna tepki vererek başlayabilir sevgili Z kuşağı. Ülkenin cumhurbaşkanının, kadın milletvekillerini eşyadan bahseder gibi ‘’sembolik de olsa 2 tane bayan milletvekili gelsin şöyle’’ şeklinde ağzına alması utanç verici bir durum.  

 

Bakın yine ben buradaki ‘’bayan’’ kısmına takılmıyorum. O tartışmayı kadınların gerçekten insan hakları konuşulmasın diye uydurulmuş bir oyalama süsü olarak görüyorum. Ben şahsen bayan demenin kabalık olduğunu üniversitede öğrenmiş ve çok şaşırmıştım. Hadi biz dikkat ediyoruz artık buna ama belli yaşta insanların bunu bilmemesini gayet normal karşılıyorum.  

 

Buradaki asıl sorun ‘’sembolik’’ kısmıdır. Burada hem milletvekillerini hem de kadınları küçük gören bir üslup ve bozuk bir zihniyetin dışa vurumu söz konusudur. Ortalığın ayağa kalkması gerekirken öyle pek büyük bir tepki de göremedik ne yazık ki.  

 

Ana muhalefet partisi de her zamanki gibi yine ayağına gelen bu gündem belirleme fırsatının farkında bile değil. Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı ve farklı yapan kampanya boyunca gündemi belirleyen taraf olmasıydı... 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...