Ana içeriğe atla

Dengeler Bozuluyor Mu?

 

Bildiğiniz üzere Devlet Bahçeli’nin Meral Akşener’e yaptığı ‘eve dön!’ çağrısı siyasi gündemin en önemli iki konusundan biriydi. Her ne kadar Akşener bu çağrıya net ve olumsuz bir cevap vermiş gibi görünse de o ‘acaba’ kuşkusu bir kere akıllara düşmüş oldu. Dolayısıyla herkes pek çok açıdan ve pek çok soruyla bu konuyu değerlendirmeye başladı. Fakat asıl bu ateşi harlayan olay Cumhurbaşkanı’nın da ‘’milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz İYİ Parti’’ diyerek bu çağrıyı pekiştirmesi oldu.  

 

Cumhur İttifakı’nın en tepesinin; bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın da buna yeşil ışık yakmasında sonra İYİ Parti cephesinden gelen; çok da net olmayan yumuşak tepkiler işin rengini değiştirdi. Bazı İYİ Partili milletvekilleri önce Erdoğan’ın çağrısını Bahçeli’ninkinden daha samimi bulduklarını ve sonrasında da parti olarak gördükleri en büyük ve öncelikli sorunun başkanlık sistemi olduğunu belirtti.  

 

‘İttifaka dahil olmayız ama güçlendirilmiş parlamenter sistem teklifini dışarıdan destekleriz’ aşamasına bile bu kadar çabuk gelindiyse kapılar kapalı değil demektir. Eğer bu gerçekleşirse siyasetteki bütün dengeler alt üst olur! 

 

Öncelikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun elindeki tek argümanı olan dostlarla ittifak ve yerel seçim zaferi tarihe karışır. Genel başkanlık koltuğunda da bir dakika daha oturamaz. Dahası CHP tam anlamıyla Muharrem İnce’ye muhtaç hale gelir. Dolayısıyla Muharrem İnce’nin siyasi iddiasını sürdürebilmesi için partiden ayrılması zorunluluğu ortadan kalkabilir. Fakat ben, Muharrem İnce hamlesinin daha önce yaşanacağını tahmin ediyorum.  

 

Buradan da Muharrem İnce konusuna bağlamam gerekirse; ayrılıp, güç kazanıp ileride bir geri dönüş olabileceğini de düşünüyorum. Zaten kendisi Fatih Altaylı’ya parti kurmanın ötesinde bir hareket başlatmayı planladığını aktarmış. Bu partisiz liderlik modeli, belki maruz kalacağı iftira ve ithamların önüne bir set çekecektir ama bu yeniliği halka işleyebilmek de epey zor bir görev olacaktır. Muharrem İnce’nin çok etkili bir hatip olduğuna ve kitleleri harekete geçirebildiğine hiç kuşku yok. Fakat bence önümüzdeki süreçte atacağı adımlarda daha net ve kararlı olması gerekiyor. 

 

Tabi Cumhur İttifakı’nın İYİ Parti’ye yaptığı çağrının CHP ve Muharrem İnce üzerine etkisini düşünüyoruz ama belki de tersten düşünmemiz gerekiyordur. Demek istediğim; Muharrem İnce’nin parti kurma dedikoduları ilk başta CHP’deki iç kavgalar gibi göründüğünden iktidardakilere eğlenceli geldi. Fakat belki de durumun ciddiyetini kavradıkça İnce’nin de aslında hafife alınmaması gerektiğini ve bu hareketin sonucunun muhalefete yarayabileceğini gördüler ve bu daveti bir karşı hamle olarak ortaya sürdüler. 

 

Cumhurbaşkanı’nın da bu konu hakkındaki soruya dikkatli ve nötr bir cevap verdiğini görebiliriz. Tabi bazıları ‘’Bay Muharrem diyordu şimdi neden Muharrem Bey dedi’’ gibi abuk sabuk yerlere takılıp kalacaktır... 

 

Sadede gelirsek; bu iki siyasi gündem maddesi önümüzdeki haftada da sıcaklığını koruyacak ve tartışılmaya devam edecektir. Pek çok gazeteci ve siyasetçi bu iki konuyu birbirinden bağımsız olarak yorumluyor. Ben aslında ikisinin hiç beklenmedik şekilde iç içe olabileceği yönünde farklı bir perspektif koymak istedim. Olayın bizzat içinde ve kaynaklara çok yakın olmak elbette güzel bir şeydir. Fakat bazen bir adım geri çekilip uzaktan da bakmak gerekebilir... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...