Ana içeriğe atla

Küçük Diktatörlük

  

37. Olağan Kurultay’dan sonra CHP için önemli birkaç günü geride bırakırken partinin hali hazırda kaymakta olan çizgisinde en ufak bir değişme olmadığını gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Yazımın başlığı normalde CHP (Canan Hanım’ın Partisi) olacaktı. Fakat yazının devamında göreceğiniz pek çok eleştiriye az bir süre önce öyle yeni bir madde eklendi ki eleştirilerimin boyutunu da yazımın başlığını da değiştirdi. Kurultayın ikinci gününde delegeler tarafından parti meclisine seçilemeyen ve dolayısıyla MYK’ya giremeyen Tuncay Özkan’ın eskiden oturduğu, Medya ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunun da aralarında bulunduğu 4 önemli koltuk boş bırakılmıştı. İşte o koltuğun yerine yine Tuncay Özkan, delegenin iradesi ve seçim sonucu adeta yok sayılarak, Medya ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanlığına atandı. Başdanışmanlık formülü! 

 

Dilinden demokrasiyi ve adaleti düşürmeyen ama bunu parti içine bile yansıtamayan ve ilkeli siyasetten uzak, mevcut CHP yönetimini eleştirmek için sadece Muharrem İnce’yi savunuyor olmak gerekmiyor. Gittikçe AKP’nin muhalefet simülasyonu haline gelen bu yeni CHP’nin ne halka umut vermesi ne de iktidar olması bana göre mümkün değil! Zaten ne değişmeye ne de ülkeyi yönetmeye pek niyetleri de yok gibi görünüyor... 

 

Bunu yeni seçilen MYK üyelerinden de anlıyoruz. Yeni dediğime bakmayın sadece 4 kişi var yeni. 24 Haziran 2018 gecesi, daha oylar sayılmaya başlar başlamaz sistemi çöken ve belki de Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmesine neden olan Onursal Adıgüzel bu başarısından dolayı ödüllendirilerek yine Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin başına seçildi. Ödüllendirildi diyorum çünkü bütün başarısızlığın planlı bir şekilde İnce’nin üzerine yıkılabilmesinin baş aktörlerinden biridir kendisi. 

 

Yine aynı gecenin; önce ‘seçim ikinci tura kaldı’, sonra da ‘evlerinize gidin’ diye açıklama yapan kahraman(!) dörtlüsü içinden Muharrem Erkek de listede yer aldı. Kendisini olağanüstü kurultay talebiyle yapılan imza toplama çalışmaları hakkındaki manipülatif açıklamalarıyla da hatırlıyoruz. Partinin bir başka tartışmalı ismi Tuncay Özkan’ın ise Canan Kaftancıoğlu’nun kurbanı olduğunu vurgulamaya hazırlanıyordum ki bu en başta bahsettiğim gelişme yaşandı. Acaba Kılıçdaroğlu’nun bu hamlesi, kurultayda kendi listesini hazırlayan Kaftancıoğlu’na bir cevap niteliği mi taşıyor? 

 

Konu Kaftancıoğlu’ndan açılmışken, kendisinin partide önemli bir gücü olduğunun da altını çizmek gerekir. Öncelikle büyük kurultayda kendi listesini çıkarıp delegelere baskı kurması ve Kılıçdaroğlu’nun listesindeki bazı isimlerin bile seçilmemesi için çalıştığını itiraf etmesi çok tartışılmıştı. Pazar günü ise CHP Kadın Kolları Kurultayı’nda sekiz senedir başkanlık görevini yürüten Fatma Köse’nin, Kaftancıoğlu hakkındaki sert konuşması şok etkisi yarattı. Sıradan, hatta atanmış bir il başkanı nasıl olur da parti içinde bu kadar söz sahibi olur anlamak güç. Bu arada atanmış diyorum çünkü kuvvetli rakibi Cemal Can Polat’a parti meclisi listesine konma sözü verilerek adaylığı çektirildi. Kaftancıoğlu ise tek başına girdiği seçimde 571 oyun 444’ünü alarak il başkanı alarak seçildi. Benzeri İzmir ve Ankara’da da yaşanan bu olaylara siz seçim veya demokrasi şöleni diyebilirsiniz; benim içinse kirli bir tiyatrodan öteye geçmez... 

 

MYK ile ilgili son eleştirim de genel sekreterlik koltuğuna parti içinde muhalefetiyle bilinen ve Kılıçdaroğlu’nu değişim talebini karşılamadığı gerekçesiyle eleştiren Selin Sayek Böke’nin getirilmesi. Birkaç gün önce Mehmet Bekaroğlu da Muharrem İnce hakkında ‘gitmesin, genel sekreter yapılsın’ gibi bir tweet atmıştı. Artık örgütlerin de bağlı olmadığı genel sekreterlik koltuğu anlaşılan o ki parti içinde sivrilmiş isimlerin itiraz çığlıklarını kesmek için kullanılan bir pazarlık koltuğuna dönüşmüş durumda. 

 

Muharrem İnce ile CHP arasındaki kopma noktasına gelen ilişki ise artık ufak bir vaat ile düzeltilebilecek gibi görünmüyor. Zira iki tarafın da geri adım atmaya hiç niyeti yok... Muharrem İnce perşembe günü Ankara’da sabah saat 11.00’de bir basın toplantısı yapacak ve büyük bir ihtimalle yollarını ayırdığı açıklayacak. Tabi ne şekilde ayırdığını duymayı tüm Türkiye merakla bekliyor olacak. Sakın abarttığımı falan düşünmeyin. Daha ne adı ne sanı konmamış bir parti dedikodusu bile kamuoyunda büyük yankı uyandırmış durumda.  

 

Her ne kadar hemen parti kurmak yerine önce bir sivil hareket başlatacağını tahmin etsem de pek çok anket şirketi muhtemel partinin oy potansiyelini %12-%14 civarında buldu. Fakat 30 senelik, bilinen ve güvenilir bir araştırma şirketi olduğunu düşündüğüm SONAR anket sonuçları çok dikkat çekici. Gerçekten %16 gibi bir oyla girerse siyaset meydanına, bir anda en önemli aktör konumuna geçer. Dahası zamanla CHP’yi de geçerek kendine muhtaç bırakabilir. Nasıl mı: 

 

İşte burada devreye İYİ Parti giriyor. Bir önceki yazımda İYİ Parti’nin, Cumhur İttifakı’ndan gelen davete kapıyı kesin bir şekilde kapatmadığını belirtmiştim. Meral Akşener de ilk baştaki net görünen olumsuz cevabına ‘teklif samimi değilse’ gibi bir şart ekleyerek yumuşattı. Dahası yine tahminlerimi doğru çıkartacak şekilde ‘Parlamenter sisteme geçilme şartı bu ittifak geçişine uygun zemini yaratacak gibi gözüküyor... 

 

İki gün sonra bambaşka şeyler konuşuyor olacağız muhtemelen; dengeler bozuluyor, siyasette kartlar yeniden karılıyor... 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...