Ana içeriğe atla

Memleket Hareketi

  

Günlerdir üzerine konuşulan bir gündem maddesi olan Muharrem İnce ile CHP arasında yaşananlar konusu bugün sabah Muharrem İnce’nin düzenlediği basın toplantısı ve ardından CHP tarafından yapılan bir yazılı açıklama ile biraz daha aydınlanmaya başladı.  

 

Muharrem İnce iki bölümden oluşan bir konuşma yaptı. Bunlardan ilki daha çok çalışılmış, yazılı ve hem mevcut siyasi sistemi hem de partileri eleştiren bir bölümdü. Daha önce ipuçlarını da verdiği üzere İnce, taraf gözetmeksizin ülkedeki sorunlara kısaca değindi ve hem iktidardan hem de muhalefetten memnun olmadığının altını çizdi. En önemlisi de Bin Günde Memleket Hareketi ismini verdiği bir hareketi 4 Eylül’de Sivas’ta başlatacağını ve beraber yola çıkacağı kadroyu da çok yakında açıklayacağını duyurdu. 

 

Asıl dikkat çekici olan ve herkesin merakla beklediği kısım ise ikinci bölümdü. Bu bölümün daha doğaçlama bir havayla yapılması önemliydi çünkü cevap bekleyen insanların ikna edilmesi gerekiyordu. Hatta bana göre gazetecilerden soru alarak yapılsa daha iyi olurdu. Fakat yine de Muharrem İnce bu dönemde hakkında yapılan kısa süreli karalama kampanyalarını ve insanların kafasındaki bazı soruları iyi analiz etmiş ve en can alıcılarını seçmiş. 

 

Öncelikle benim de hala tartışılmasına anlam veremediğim seçim gecesi konusuna YSK’dan aldığı bir veri ve kampanya sürecinde parti içinde yaşadıklarını anlatarak değindi. Benim de bugüne kadar yazdıklarımla paralel bir açıklamaydı. Bunun hala konuşuluyor olması bile çok enteresan ve emsalsiz bir durum. İnsanlarda bu kadar travma yaratmış olması, etkinin büyüklüğünü kanıtlıyor ve bugün anketlerde görülen desteği de açıklıyor. 

 

Yandaş medya hakkında ise ince bir laf sokmayla da beklenen tepkiyi gösterdi. Yaklaşık iki haftadır Türkiye’nin en önemli gündemi olduğundan; doğal olarak Halk TV’sinden A Haber’ine bütün kanallar bu basın toplantısını canlı yayınladı. Fakat gel gelelim bazı fikirsizler ‘A Haber verdiğine göre bu bir proje’ gibi ipe sapa gelmez yorumlarda bulundu. Fikirsizler diyorum çünkü bu kişiler kendileri araştırıp, sorgulayıp bir fikir üretmek yerine hazır kalıplardan birini seçmeyi tercih ediyorlar. Bu mantığın; referandumda ‘HDP hayır dediği için biz evet diyoruz’ söylemindeki zihniyetten hiçbir farkı yoktur. Ayrıca manipülasyona da son derece açık ve savunmasızdır. 

 

Konuşmada dikkat ettiğim diğer önemli hususlar ise 'Atatürk vurgusu' , 'Kürtlere teşekkür' , 'dostlara itiraz' ve 'ittifaka zarar verilmediğinin açıklaması' olarak aklımda kaldı. Genel olarak değerlendirdiğimizde beklenildiğinden biraz daha alçak bir tonda, gemileri tamamen yakmadan ve önemli konulara açıklamalar getirerek derli toplu iyi bir konuşmaydı. Her şey aydınlandı mı? Tabi ki hayır. Fakat zamana yayılacak ve ilmek ilmek dokunacak bir süreç bizleri bekliyor. 

 

CHP’nin ise İddialar ve Gerçekler şeklindeki yazılı cevabını tatmin edici bulmadım. Kanıtlanamayan şeyler hakkında hangi tarafın doğru söylediğini bilemeyiz. Fakat ortada yaklaşık 4 milyon oyun sahipsiz bırakıldığına yönelik net bir belge var. Ben belgeye bakarım. Objektiflikten kastım da tam olarak budur. Şahsi kanaatim ve inisiyatifim tabi ki var fakat arkasını net bir şekilde dolduramadığım şeyleri buraya yazmıyorum. Parti hakkındaki eleştirilerimi ise önceki yazılarımda bulabilirsiniz. 

 

Bundan sonra neler olacağına gelirsek; bu konu 4 Eylül’e kadar ufak tefek atışmalarla devam edecek gibi görünüyor. Kadro açıklandıktan ve hareket resmi olarak başladıktan sonra ise iki taraftan da daha net hamleler gelecektir. Fransa’daki Macron tipi partisiz liderlik formülü konuşulanlar arasında. Fakat ben bu hareketin eninde sonunda partileşeceğini düşünüyorum. Ne zaman olacağı ise iplerin tamamen koparılması yönündeki ilk hamlenin ne zaman geleceğine bağlı. Şahsi fikrim, şu anda iki taraf da olaya stratejik yaklaşıyor. Muharrem İnce, istifa etmesinin kendisine zarar verebileceğini düşünüyor ve partinin ihraç etmesini bekliyor; CHP ise Muharrem İnce gibi önemli bir ismi partiden atmaya cesaret edemediğinden kendisinin isteğiyle ayrılmasını bekliyor. Kısacası bir fırtına öncesi sessizlik hali hakim... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...