Ana içeriğe atla

Müjde

  

Cumhurbaşkanı birkaç gün önce bu cuma günü bir müjde açıklayacağını ve Türkiye’nin çağ atlayacağını söylemişti. Kimi gerçekten inanarak kimi ise beklentisini düşük tutarak ama bir şekilde herkes bugünü bekliyordu ve o önemli açıklama yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan, Fatih isimli yerli sondaj gemisi ile yapılan çalışmalar sonucu Karadeniz’de 320 milyar metreküplük bir doğal gaz kaynağı bulunduğunu duyurdu. Bu tabi ki sevindirici ve önemli bir gelişme. Fakat... 

 

Biliyorsunuz maalesef pek çok şeyde olduğu gibi doğal gazda da dışa bağımlı bir ülkeyiz. Öncelikle bu yeni keşfedilen rezervin hayırlı olmasını diliyorum. Umarım bulunduğu alanın yakın çevresinde ve Akdeniz’de de yeni ve daha büyük kaynaklar da bulunur. Buraya kadar hiçbir sıkıntı yok. ‘Fakat’ kısmı ise bundan sonra başlıyor. Bu keşif bize gerçekten çağ atlatacak mı? Hayır! 

 

‘Daha önce de bulmuştunuz’ gibi klasik muhalefet cümlelerine girmeden daha mantıklı yönlerden yorumlayacağım. Türkiye’nin yıllık ortalama doğal gaz tüketimi yaklaşık 50 milyar metre küp. Bu ithalatın maddi boyutu ise yaklaşık 12 milyar dolar. Çok basit bir kıyaslama ile Diyanet için ayrılan bütçe yaklaşık 2 milyar dolardı. Bu yeni bulunan kaynağın kapasitesi, hiç ihracat yapılmaması halinde dahi en fazla 6 sene yetecek kadar. Dolayısıyla bu kısa ömürlü yeni enerji kaynağımız bize 70-75 milyar dolar gelir sağlayacak.  Dahası uzmanlar doğal gazı çıkarmak, aktarmak, depolamak vb. işlemlerin 7-10 sene sürebileceğini söylüyorlar.  

 

Sonuç olarak seneler sonra maddi karşılığını almaya başlayacağımızı düşünürsek biraz daha iyi politikalar ile ülke için bundan kat kat yararlı projeler üretilebilir. Yerli imkanlarla doğal gaz bulunması değerli bir haber olsa da bunun ülkeye çağ atlatmak ile uzaktan yakından bir alakası yok. Bunun bu şekilde lanse edilmesinin bana göre nedeni, verilen tarihin 2023 olmasından da anlaşılabileceği üzere seçim yatırımı olmasıdır.  Cari açığımızın sebebi de buydu söylemi de tribünlere oynamanın bir parçası. 

 

Peki ne ülkeye çağ atlatırdı derseniz; yenilenebilir enerji yatırımı olabilirdi. Açıkçası benim az da olsa ümidim müjdenin de bu yönde olmasıydı. Geçen hafta Rize ve Ayder gezilmiş ve yeni proje sinyalleri verilmişti. Ben de HES’lere tepki gösteren insanların da gönlünü alabilecek; rüzgar ve güneş gibi doğal enerji kaynaklarının kullanılacağı yeni projeler beklemiştim. Ancak bugüne kadar ki icraatlarının büyük çoğunluğu beton ve asfalt üzerine olan, her tür doğa katliamına göz yuman bir hükümetten bu kadarını beklemek sanırım bir hataydı... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...