Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

CAN

    Kardeş ülke Azerbaycan, hukuken kendisine bağlı bir bölge olan Dağlık Karabağ’ı, Ermenistan’ın işgalinden kurtarmak için mücadele başlattı. Türkiye tabi ki hem millet hem de devlet olarak tam destek verdiğini açıkladı. Fakat diğer ülkelerin bu olaya nasıl yaklaştığını ve ne yönde açıklamalar yaptığını dikkatli incelemek gerekiyor. Pek çok Avrupa ülkesinde Karabağ için tartışmalı bölge şeklinde bahsediliyor. Her ne kadar hiçbir ülkenin tanımadığı bir yer olsa da bu hukuken yanlıştır. Hiçbir sivile zarar vermeden sadece kendi topraklarındaki Ermeni baskısından kurtulmayı amaçlayan Azeri yönetiminin karşısında taraf olan ve Ermenistan’ı destekleyen ülkeler; benzer şekilde Türkiye ile diplomatik ilişkileri problemli olan ülkelerdir. Doğu Akdeniz sürecinde Türkiye karşıtı tutum sergileyen ülkeler bugün Azerbaycan için de birer birer kınama mesajı yayınlıyorlar. Hatta bununla yetinmeyenler Türkiye’nin de uyarılması gerektiğini söyleme hadsizliğine girişiyorlar.     Erm...

Kısır Döngü

    Son birkaç gün içinde yaşanan siyasi gelişmelerle ilgili kısa kısa fikirlerimi belirteceğim. 3 gün önce oldukça uzun bir Muharrem İnce analizi yazmıştım. Tabi onun da ön hazırlık süresiyle birleşince biriken siyasi gündem hakkında bir değerlendirme yapmam gerektiğini hissettim. Daha doğrusu bolca birikmiş eleştiri içerecek.     İktidar tarafındaki haberlerden başlamak gerekirse AKP’nin yeni üye çalışmalarının hız kazandığını söyleyebiliriz. Yaklaşık 2 hafta önce ‘100 bin yeni üye programı’ adı altında bir organizasyon düzenlenmişti. Şimdi de Rize-Çayeli’nde ortaya 'Sarayda bir gün' temalı saçma bir kampanya afişi çıktı.  Partiye yeni üye kazandırmaya çalışmakta tabi ki bir sakınca yok. Aksine 10 milyon civarı üyesi olmasına rağmen hala çalışılması normalde tebrik edilmeli. Fakat  pandemi  nedeniyle toplu etkinliklerin yasaklandığı, vakaların daha korkutucu şekilde arttığı günlerde böyle organizasyonlar yapmak, Giresun’da kalabalıklar toplayıp çay d...

Neden İnce?

Sonunda kitaba dönüşeceği hayaliyle başlamıştım bu yazıya, aslı da doğal olarak çok daha uzundu. Adı ise yine burada başlık olarak kullandığım gibi ‘Neden İnce’ olacaktı. Kapağını kafamda tasarlamış, ön sözünü yazmış, sayfa düzenini bile ayarlamıştım. Fakat hem daha çok insanın okumasını sağlamak hem de daha fazla geciktirmemek adına bir özet haline getirmeye ve şimdi yayınlamaya karar verdim. Uzun bir ön hazırlığın ardından kaleme aldığım yazının okunurluğunu kolaylaştırmak için 10 madde haline getirdim. Bir önceki yazımda belirttiğim üzere  blogun  en uzun ve özel yazısı olacak bu yazı aynı zamanda  blogun  41. paylaşımı olacak.     Muharrem İnce’yi senelerdir bilen, bilmediğim yıllarını da araştıran bir medya okur-yazarı, sade bir vatandaş, sorgulayan bir seçmen olarak fikirlerimi ve yorumlarımı kısaltıp maddeleştirdiğim bu yazım umarım zihninizde güzel bir portre canlandırır. Bir gün Muharrem İnce hakkında mutlaka bir kitap yazacağım ama o gün bugün değ...