Kardeş ülke Azerbaycan, hukuken kendisine bağlı bir bölge olan Dağlık Karabağ’ı, Ermenistan’ın işgalinden kurtarmak için mücadele başlattı. Türkiye tabi ki hem millet hem de devlet olarak tam destek verdiğini açıkladı. Fakat diğer ülkelerin bu olaya nasıl yaklaştığını ve ne yönde açıklamalar yaptığını dikkatli incelemek gerekiyor. Pek çok Avrupa ülkesinde Karabağ için tartışmalı bölge şeklinde bahsediliyor. Her ne kadar hiçbir ülkenin tanımadığı bir yer olsa da bu hukuken yanlıştır. Hiçbir sivile zarar vermeden sadece kendi topraklarındaki Ermeni baskısından kurtulmayı amaçlayan Azeri yönetiminin karşısında taraf olan ve Ermenistan’ı destekleyen ülkeler; benzer şekilde Türkiye ile diplomatik ilişkileri problemli olan ülkelerdir. Doğu Akdeniz sürecinde Türkiye karşıtı tutum sergileyen ülkeler bugün Azerbaycan için de birer birer kınama mesajı yayınlıyorlar. Hatta bununla yetinmeyenler Türkiye’nin de uyarılması gerektiğini söyleme hadsizliğine girişiyorlar.
Ermeni Soykırım yalanını ısrarla dayatan ve sıcak tutan Avrupa ülkeleri Türklere yapılan haksızlıkları asla konuşmazlar. Bunda maalesef yanlış dış politikamızın ve içerdeki çatlak seslerin de etkisi var. Ülkenin tapusu niteliğindeki, çok önemli bir siyasi zaferimiz olan Lozan Anlaşması’nı bile tartışmaya açarsanız; Yunanistan da bundan faydalanarak Sevilla haritasını dayatmaya çalışır. Aynı şekilde her sene sözde Ermeni Soykırımı’nın yıldönümünde anma mesajı yayınlayan siyasetçileriniz olursa bunu kullanmak isteyenler kanıtlamak zorunda bile kalmaz. Kim Kardashian tüm dünyaya Türkiye aleyhinde propaganda yaparken sizin dünyaca tanınan ünlülerinizin umurunda bile değilse her geçen gün ülkenizin imajı bozulur ve destekleyenler azalır. Demem odur ki; bu sadece Azerbaycan’ın değil bizim de sorunumuzdur. Can Azerbaycan’ın yanında olmalı ama bununla yetinmeyerek bilinçlenmeliyiz. Yoksa sonunda Hocalı Katliamı’nı anlatamadan, olmayan bir şeyin savunmasını yapmak zorunda kalırız hep. Haklıyken haksız durumumuz daima devam eder gider.
TTB
Kısaca değinmek istediğim bir diğer konu da TTB’nin yeni başkanı konusu. MHP genel başkanı Devlet Bahçeli geçtiğimiz günlerde halkı yanılttıkları gerekçesiyle Türk Tabipler Birliği’nin kapatılması gerektiğini söylemişti. Başta sosyal medyada olmak üzere bu açıklaması büyük tepki çekmiş, TTB’ye destek çığ gibi artmıştı. Ben de bir yazımda bu konuya değinmiş ve Bahçeli'yi eleştirmiştim. Sonrasında bu konu kapandı ve TTB tabi ki kapatılamadı. Fakat bugün öyle bir şey oldu ki kapatılsa bu kadar hoşuna gidemezdi herhalde iktidarın. Merkez Konsey seçimlerinin ardından Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı TTB başkanı seçildi. Kendisi geçmişte ‘Öcalan’a özgürlük’ sloganları atmış, onlarca masum insanın mağdur olduğu Ergenekon Davası’na müdahil olmuş bir şahıs. Dolayısıyla böyle tartışmalı bir kişiyi başkan seçerek hukuki bir kapatmaya gerek kalmadan TTB faalken kendini kapatmış oldu. Gerçekten yazık... Bu konuda içten övgü ve tebrik açıklaması yapanlar ile net biçimde eleştirenleri bir yere not etmenizi tavsiye ederim!
Yorumlar
Yorum Gönder