Sonunda kitaba dönüşeceği hayaliyle başlamıştım bu yazıya, aslı da doğal olarak çok daha uzundu. Adı ise yine burada başlık olarak kullandığım gibi ‘Neden İnce’ olacaktı. Kapağını kafamda tasarlamış, ön sözünü yazmış, sayfa düzenini bile ayarlamıştım. Fakat hem daha çok insanın okumasını sağlamak hem de daha fazla geciktirmemek adına bir özet haline getirmeye ve şimdi yayınlamaya karar verdim. Uzun bir ön hazırlığın ardından kaleme aldığım yazının okunurluğunu kolaylaştırmak için 10 madde haline getirdim. Bir önceki yazımda belirttiğim üzere blogun en uzun ve özel yazısı olacak bu yazı aynı zamanda blogun 41. paylaşımı olacak.
Muharrem İnce’yi senelerdir bilen, bilmediğim yıllarını da araştıran bir medya okur-yazarı, sade bir vatandaş, sorgulayan bir seçmen olarak fikirlerimi ve yorumlarımı kısaltıp maddeleştirdiğim bu yazım umarım zihninizde güzel bir portre canlandırır. Bir gün Muharrem İnce hakkında mutlaka bir kitap yazacağım ama o gün bugün değil... İyi okumalar!
1) Tecrübe & Atatürkçülük
Bildiğiniz üzere Muharrem İnce ilk kez 2002 yılında seçilmiş ve 16 sene milletvekilliği yapmıştır. Bu süreçte mecliste partisini grup başkanvekili olarak temsil etmiş, partisinin genel başkanlığına da 2 sefer aday olmuştur. 2018 yılında ise Cumhurbaşkanı adaylığıyla birlikte herkes kendisini yakından tanıma fırsatı bulmuş oldu. Fakat tecrübe dediğimiz zaman bütün siyasi kariyerini, hatta hayat tecrübesini bile göz önünde bulundurmamız gerekir. Bu büyük makamlardan önce gençlik kollarından il başkanlığına kadar partisinin pek çok kademesinde bulunmuş olması her kesim için empati kurabilmesini sağlıyor. Daha da önemlisi düğme ilikleyerek değil, emeğiyle buralara geldiğini de kanıtlıyor.
Siyaset öncesi kariyerine baktığımız zaman ise pek çok farklı tecrübe ile karşılaşıyoruz. Örneğin Atatürkçü Düşünce Derneği il başkanlığı yaptığını çoğu insan bilmez. Yerel bir gazetede bir dönem köşe yazarlığı yaptığını da yine muhtemelen ilk kez duyuyorsunuz. Tabi bir de öğretmen kimliği var İnce’nin. Köy hayatında büyümüş, ülkesi için büyük hayalleri olan bir fizik öğretmeni kendisi. Öğrencilerine Mustafa Kemal Atatürk’ü, milli değerleri, memleketi sevdiren bir öğretmen. ‘’Ben nasıl sevmem Atatürk’ü ve onun bıraktığı Cumhuriyet’i’’ der ‘Buyurun Sayın İnce’ isimli kitabında; İsmet İnönü ve torunu ile olan anısını anlatırken. Gençlik yıllarından beri gelen Atatürk hayranlığını ve onun ilkelerine olan bağlılığını her fırsatta dışa vurur, böyle önemli konular hakkında konuşurken de söylediklerini mutlaka bilgiye dayandırır ve hassas bir dil kullanmaya özen gösterir.
2) Temiz Geçmiş & İlkeli Siyaset
Muharrem İnce’nin uzun siyasi kariyerini, özellikle de milletvekilliği zamanında hakkındaki fezlekeleri incelediğimizde karşımıza tertemiz bir sayfa çıkıyor. Elbette sonuca ulaşmayan asılsız iddialar ve suçlamalarla karşılaşmış ama hepsinden alnının akıyla çıkmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde de kendisine bel altı vuracak bir şey bulamayanlar, dershane işlettiği zamanlara ve gençliğinde yazdığı şiirlere kadar inmek zorunda kalmıştı.
Günümüz siyasetçilerinin pek çoğunun geçmişine bakıldığında başta FETÖ ve diğer terör grupları hakkında olmak üzere yüz kızartıcı konuşmaları, fotoğrafları veya görüntüleri ortaya çıkmaktadır. Muharrem İnce’nin ise temiz geçmişi ve hakkını yedirtmeyen kararlı tutumu onu hem diğerlerinden ayırmış hem de iftiralardan uzak tutmuştur. Zaten Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde de kendisine hiçbir parti veya siyasetçiden bu yönde bir eleştiri gelmemiş, gelememiştir.
Temiz siyasi geçmişin arkasında yatan en büyük etmen, bunca sene çizgisinden hiç şaşmamış olmasıdır. Kulağa kolay gibi gelse de ilkeli siyaset yapmak her baba yiğidin harcı değildir. Kendi doğrularınızdan vazgeçmemek adına bazen medyaya, bazen de diğer parti ve siyasetçilere karşı savaş vereceksiniz. Hatta yeri gelecek kendi partinizin içinde bile dik duracak ve susmayacaksınız. Tıpkı dokunulmazlıkların kaldırılmasında partisinin aksine ‘Hayır’ oyu verebilen Muharrem İnce gibi. İşte bunu başardığınızda da 20 sene öncenize baksalar bile şimdikinden farklı bir şey bulamazlar.
3)Etkili Muhalefet & Hitabet Yeteneği
Son iki senedeki göz önünde olma durumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimindeki başarılı kampanyasının haricinde de 18 senedir mecliste ve meydanlarda başarılı bir muhalefet yapmaktadır. Başkanlık referandumunda bir otobüsle 3 ay boyunca il il, ilçe ilçe gezip mitingler yaparak insanları ikna etmeye çalışması inanılmazdı. En azından partisinden çok daha etkili olduğu ve çalıştığı kesindi! Milletvekilliği ve grup başkanvekilliği görevlerini layığıyla yerine getirmiş, mecliste adeta tek kişilik bir ordu gibi mücadele vermiştir. Özellikle bütçe görüşmelerinde yaptığı tarihi konuşmalar izlenme rekorları kırmıştır. Bugünlerde en çok eksikliğini hissettiğimiz etkili muhalefetin son 20 senedeki bana göre en önemli temsilcisi Muharrem İnce’dir.
Uzun yıllardır muhalefeti başarısız, iktidarı da kalıcı kılan etkenlerden biri hitabet gücü farkıydı. Bu alanda Recep Tayyip Erdoğan’a rakip bir parti lideri çıkmamıştı. 2018’de ise kendisine ilk kez direkt rakip olan Muharrem İnce, hatiplik konusunda yarışmakla kalmayıp ‘prompter’ polemiğiyle de rakibinin önüne geçmişti. Yeri geldiğinde sert, yeri geldiğinde espriyle karışık sözleri genelde hedefine ulaşan başarılı konuşmalara dönüşüyor ve kitleleri harekete geçirebiliyordu.
‘Muharrem İnce mitingine gitmek’ diye bir eylem girdi repertuvarımıza artık. Sadece sayısal olarak kalabalık oluşuyla değil, cumhuriyet tarihinin en büyük mitingleriydi, insanlardaki heyecan ve umuda bakıldığında da farklılığı anlaşılıyordu. Kısacası etkili muhalefetin kaynaklarından biri işte bu hitabet gücüydü. İşte bu güç ona meydanlarda kalabalık, ekranlarda izlenme, sosyal medyada etkileşim olarak yansıyor. Reytingi çok yüksek bir siyasetçi olduğu tartışılmaz bir gerçek.
Sözlerinin arasında yer yer şiir dizelerine de yer vermeyi seviyor ve bunu etkili bir şekilde kullanıyor. Kendisinin de Kürt şair Ahmed Arif’i okuyarak solcu olduğunu söyleyen İnce’nin kendi yazdığı şiirleri ve hatta bir şiir kitabı bile bulunuyor.
4)Eğitim ve Bilime Verdiği Önem & Genç Nesle Etkisi
Fizik öğretmeni olması ve partisinin Eğitim Komisyonu’nda yaptığı çalışmalardan yola çıkarak zaten bu alanın içinde olan birisi olduğu görülebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde liderlerin en çok kullandığı kelime ve sözler incelendiğinde Muharrem İnce için ‘teknoloji, bilim, kuantum, ARGE, pil vs.’ gibi terimler ön plana çıkmıştı. Uzay madenciliği, atom mühendisliği gibi mesleklerin önem kazanacağını söylemiş, yeniliklerde geri kalınmaması gerektiğini vurgulamıştı. Nitekim ilk kuantum bilgisayarlarının hala piyasaya çıkacağı tarihler yeni yeni açıklanmaya başlıyor. Kuantum şifreleme tekniği ise güvenlik alanında yepyeni bir çağ açmaya hazırlanıyor. Bunların yanı sıra Türk lirasının değer kaybedeceği yönündeki tahminlerinin de doğru çıkması ileri görüşlülüğünü kanıtlıyor.
Özellikle gençlere her zaman değer veren bir lider olarak Muharrem İnce bu kuşak içindeki yüksek popülaritesini korumaktadır. Öğretmen olmasının da etkili olduğu ama bunun çok daha ötesinde bir gönül bağına dönüşmüş bir özelliğidir gençlerle kurduğu bağ. Cumhurbaşkanlığı seçiminde en önemli vaatleri gençlerle ilgiliydi. Aynı şekilde CHP genel başkan adaylığında da önemli vaatlerinden biri 1milyon genç üyeydi. Sosyal medyayı etkili kullanması ve gençlerin dilini anlayabilmesi de bu iletişimi güçlendiren etkenlerdendir. Zira gerek sosyal medyada gerek sokakta kendilerine evlatlarım veya öğrencilerim şeklinde seslenen bir siyasetçiye gençler sempatiyle bakmaktadır.
5)Espri Yeteneği & Halka Yakınlığı
Espri yapabilmek, gülmek ve güldürebilmek maalesef her siyasetçide bulunan bir özellik değildir. Kelime oyunu gibi olacak belki ama ‘ince zekâ’ gerektirir. Kutuplaşmış, gergin bir toplumun ilacı gülümsemektir. Tabi güldürürken de düşündürmektir. Yasakların, baskıların arasından fırlamış bir espriye bile hasret kalınmış ki Muharrem İnce’nin o meşhur samimi tebessümü hafızalarımıza kazınmış. Bugün toplumu barıştırma adına memleketi gezerken ortaya çıkan fotoğraflarda insanların ziyaret edilmekten ne kadar memnun olduklarını görebiliyoruz. Dolaşıp insanların dertlerini dinlemesi bile yetebiliyor onları mutlu etmeye.
Bazen sert ifadelerde bulunan ve gerektiğinde sesini yükselten dobra bir siyasetçi olduğundan kimileri onu asabi olmakla eleştiriyor. Hatta daha önce kimseden duymadığım ama benim uzun zamandır dikkatimi çeken bir öğretmenlik huyuna sahip Muharrem İnce. Önemli bir şey anlatırken sözü kesilirse sinirlenebiliyor. Örneğin bir mitinginde standın hemen önünde duran bir vatandaş, konuşması sırasında devamlı ve ısrarla bağırınca dikkati dağıldığı gerekçesiyle ufak bir sitem etmişti. Fakat birkaç dakika sonra şapkasını ona hediye ederek bir anlamda gönlünü almıştı. Bu da aslında onun doğallığını gösteriyor.
Halkın arasına karışmaktan ve onlarla birlikte eğlenmekten de hiçbir zaman çekinmeyen İnce, hemen her yörenin halk oyununu da bildiğinden ortaya çok renkli görüntüler çıkabiliyor.
6)Uzlaşmacı Tutum & Dürüstlük
İktidarın alışıldık ötekileştirici tavrı ile kendi kitlesini konsolide etme taktiğinin aksine; herkesi kucaklayan, herkesle görüşmeye ve konuşmaya açık bir siyasetçi profili çiziyor. Muhalefet partileri de lafta bunu savunuyor ama ilkesiz siyasetleri nedeniyle inandırıcılık değeri kazanamıyordu. Muharrem İnce ise bunu icraatlarına da yansıtarak toplumun güvenini kazandı. Seçim zamanı bütün rakiplerini ziyaret edip başarı dilemesi, kazanması halinde hepsine danışmanlık teklif edeceğini söylemesi, mitinglerindeki tutarlı dil ve samimiyet insanları etkiledi. Memleket hareketi sırasında da sıkça dile getirdiği ‘bir büyük uzlaşma’ arzusunun peşinden koşmaya devam etmektedir.
Muharrem İnce’yi bu konuda farklı kılan özelliği bu barışma ve birlik mesajlarını göstermelik olarak söylememesi. Sadece oy alabilmek için herkese şirin görünme çabasından ziyade doğru bildiği şeyleri savunarak yaptığı konuşmalar insanlarda etkili bir izlenim bırakıyor. Bugün sokak röportajları ve anketler incelendiğinde her kesimde karşılığının olduğunu görüyorsak bunun nedeni insanların kendisine yakıştırdığı ‘mert adam’ ifadesidir. ’’Yalan nedir bilmeyen bir siyasetçiyim’’ diyen İnce, öğretmenlik yıllarında öğrencilerinin sınav kağıtlarını okurken bile adil olması için önce isimlerini kapattığını söyler. Siyaseti de ‘oy getirir mi’ kaygısıyla değil inandığı doğrular üzerine yapması bundandır.
7)Kürt meselesine bakışı
Bu hassas konuya çok sakin ve bilgiye dayalı yaklaştığını düşünüyorum. Eski meclis konuşmalarından, mitinglerinden ve TV programlarındaki açıklamalarından çıkarttığım bazı düşünceleri:
Biri Kürt düşmanı biri PKK yanlısı iki %5’lik kesim değil, %90 dinlenmelidir.
Taraflar silah bıraksın diye bir mantık olamaz, devlet silah bırakmaz.
PKK bir terör örgütüdür, lanetlenmelidir.
Hatalar olmuştur; kin tutup silahlanmak değil, konuşarak anlaşmak doğrudur.
HDP kapatılsın derseniz Kürtleri PKK’nın kucağına itersiniz.
Ana dilde eğitim ve ana dilinde eğitim farklı şeylerdir.
Kürtçe konuşmak haktır ama Türkçe eğitimin yanında olmalıdır.
Herkes ana dilinde eğitim alsın derseniz o çocuklara yazık edersiniz.
Kürtlerin haklarını savunmak için Kürt olmak gerekmez, demokrasiye inanmak yeterlidir.
Memleket Hareketi’ne doğu illerini gezerek başlayan Muharrem İnce, belki de kendisinin de beklemediği bir sevgi ile karşılaştı. Sebebi ise diğer siyasetçilerin aksine gerçekten orada yaşayan insanları anlamaya çalışmasıydı. Seçim zamanından da örnek vermek gerekirse sempatik gözükmek ve oy alabilmek için yalandan 3-5 Kürtçe kelime söylemek yerine Diyarbakır’a gidip Türk bayraklarıyla partisinin de uzun yıllardır yapmadığı büyük bir miting yapması bile fark yaratmıştı. Son olarak da yerel seçimlerde büyükşehirlerin kazanılmasını sağlayanların Kürtler olduğunu ve kendilerine teşekkür edilmesi gerektiğini savunmuştu.
8)Oy potansiyeli
Partisi %22,6 kendisi %30,6 aldı diyerek geçiştirmek yerine bunu biraz detaylıca irdelemek istiyorum. Muharrem İnce’yi bu oya taşıyan yukarıda saydığım özelliklerinin yanı sıra yeni bir siyaset yapmayı başarmış olmasıydı. Farklı bir dil ve yeni bir heyecan insanları etkiledi. CHP’nin daha önce hiç oy alamadığı yerler ve kesimlerden oy alabilmeyi başardı.’ Ön yargıları kırmak, atomu parçalamaktan daha zordur’ demiş ya Einstein; işte tam olarak Muharrem İnce’nin de başardığı buydu. Birkaç istatistiki veri örneği ile durumu daha iyi anlatabileceğimi düşünüyorum:
2018 genel seçiminde CHP’nin Iğdır’daki oyu %2,8 iken Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’nin almış olduğu oy %17,8’dir. Hem de partilerin kendi adayları (Selahattin Demirtaş, Recep Tayyip Erdoğan ve Meral Akşener) da mevcutken böyle bir başarı yakalanmıştır. 1 sene sonrasındaki yerel seçimde ise CHP’nin oyu yine %2,29 olmuştur. Bu örnek kendisinin farklı kesimlerden oy alabilirliğini kanıtlamaktadır.
Yine aynı seçimler için Tunceli’yi incelediğimizde benzer bir şok edici fark gözümüze çarpıyor. 2018 genel seçiminde CHP’nin oyun %26,3 iken Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’nin almış olduğu oy %58,1’dir. 1 sene sonrasındaki yerel seçimde ise CHP’nin oyu %20,6’a düşmüştür. Genel başkanın da memleketi olmasına rağmen böyle bir sonuç oluşması Muharrem İnce’nin bağımsız oy potansiyelini de ispatlıyor.
Günümüze baktığımızda da bu potansiyelin sürdüğünü, kendisinin parti kurması ihtimali üzerine yapılan anket çalışmalarından anlıyoruz. Ortada henüz kesin bir durum olmamasına, kadrosu açıklanmamasına ve aleyhinde yoğun bir karalama kampanyası yürütülmesine rağmen kesin alt sınır 8-10 ve potansiyel 25-27'lere kadar görünüyor. Tabi ki potansiyelden bahsetmek için henüz çok erken. Fakat tek başına başlangıç oyu bile barajı görüyor ise bu diğer yeni kurulan partilerle kıyaslandığında çok önemli bir veridir.
9) İz Bırakması
Siyasi kariyerinin son 10 senesi oldukça hareketli ve göz önünde geçen Muharrem İnce, bu dönemde gerçekten akılda kalıcı konuşmalar yaptı. Elbette bunun öncesinde de etkili açıklamaları vardı ama asıl tanınırlığı bu dönemde oluştu. Bu süreç içinde 2 defa genel başkan adayı, bir kez de Cumhurbaşkanı adayı oldu. Siyasi gündemdeki yerini asla kaybetmeyen İnce’nin aradan yıllar geçse de unutamadığımız o sözlerinden bazıları:
‘’2002’de ilk iktidara geldiğinizde ilk işiniz gömlek değiştirmek oldu. Sonra sakallarınızı kestiniz, sonra jiplere bindiniz, sonra orman içindeki villalarınızda havuzlarda yüzmeye başladınız.’’ (TBMM-2010)
‘’Sizle her şeyi konuşmaya hazırım ama bir şartla: Silahlı kuvvetler devlete aittir, devletten başka silah kullanan bütün gruplar terör örgütüdür; bunlar muhatabımız değildir diyeceksiniz.’’ (TBMM-2010)
‘’Siz; devlet malına bonkör, vatandaşın sorununa bakar kör, cumhuriyet değerlerine nankör, Türkiye’ye diktatör oldunuz.’’ (TBMM-2011)
‘’Değerli AKP milletvekilleri; yolsuzluğun batağına düştünüz, yetimin hakkına üşüştünüz, haram lokma bölüştünüz, rüzgar ektiniz fırtına biçeceksiniz. Kaçış yok, kurtuluş yok, hesabı ödeyeceksiniz.’’ (TBMM-2011)
‘’Bu ülkede Kemalist diktatörlük yoktu ama bir terörist diktatörlüğü var. PKK kontenjanından milletvekili olacaksın, geleceksin Atatürk’ün meclisinde hakaret edeceksin; haddini bileceksin!’’(TBMM-2012)
‘’Türk tanımı bir ırk, kan, kafatası tanımı değildir. Türk milleti tanımı bir bilinç tanımıdır, bir ulusun tanımıdır.’’ (TBMM-2012)
‘’Kürtlerin haklarını savunmak için Kürt olmak gerekmez; demokrasiye inanmak yeterlidir. Cem Evleri’nin ibadethane sayılmasını desteklemek için Alevi olmak gerekmez.’’ (TBMM-2012)
‘’Cumhuriyeti kurmak isteyenler ile yıkmak isteyenlerin ortak noktası eğitimdir. AKP’nin ilk döneminde eğitimi konuştuk, ikinci döneminde yargıyı konuştuk, üçüncü döneminde uluslararası ilişkiler ve terörü konuşuyoruz. Kindar ve Atatürk düşmanı bir nesil hedef...’’ (Ulusal Kanal-2012)
‘’Gül-Erdoğan; iyi polis-kötü polis, bir farkları yok. Biri yasayı çıkarıyor öbürü onaylıyor. Yarın yine barışırlar, biz ikisini birden yeneceğiz.’’ (Halk TV-2012)
‘’Bu bir terörle mücadele yöntemi değildir; Başbakan’ın kariyer planlamasıdır. Ver başkanlığı, al eyaleti!’’ (Halk TV-2013)
“Sizin üzerinizde ah var, ah; beddua var sizin üzerinizde! Sizin üzerinizde açlıktan ölen Kübra bebeğin ahı var. Ataması yapılmayan öğretmenlerin ahı var. Uludere'de bombalanan çocukların ahı var. Ergenekon’un kasası dediniz, cenazesini belediye kaldırdı; Kuddusi Okkır'ın ahı var. Onuru için intihar eden Yarbay Ali Tatar'ın ahı var. Türkan Saylan'ın ahı var. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sekreteri’nin ahı var. Bu ülkeyi kuran '2 ayyaş' dediğiniz Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün ahı var. Eskişehir'de sokak ortasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın, Abdullah Cömert'in ahı var. Kuruttuğunuz derelerin intikamı var. Kestiğiniz ağaçların, yuvalarını bozduğunuz kuşların ahı var. HES'lere karşı direndiği için yargılanan Leyla'nın ahı var.” (TBMM-2013)
‘’TOMA’nız elektrikli, Başbakan’ınız öfkeli, bakanlarınız şaibeli, TOMA suyunuz jenixli, sporunuz dopingli, danışmanınız jöleli, televizyonlarınız penguenli, gazeteleriniz yalanlı, dış politikanız kavgalı, enerjiniz pahalı, valiniz Artema’lı, bakanınız kınalı, mahkumlarınız çelik kasalı, polisiniz peruklu, hakiminiz uykulu, düzeniniz korkulu, sağlığınız paralı, eğitiminiz sıfırlı, sınavlarınız kopyalı, ihaleleriniz fesatlı, adaletiniz çifte standartlı.’’ (TBMM-2014)
‘’Değerli kardeşlerim, buna bir itirazım yok. Çetin Altan yazsaydı bunu şöyle yazardı; Türk’e Türk propagandasına gerek yok. Bana burada Başbakan Kılıçdaroğlu diye bağırmanıza gerek yok, sokakta insanlar bağırıyor mu ona bakın siz. Sokağa bakın, bana ne propagandası yapıyorsunuz.’’(CHP Kurultay-2014)
‘’Bu süreçte en doğru sözlerden birini Cumhurbaşkanı söyledi. Bu değişiklik ‘doping etkisi yapacak’ dedi. Doping, insanın doğasına yabancıdır ve sonuçları ölümcüldür. Doğal olanın düşmanıdır. O nedenler adı yasaklı maddedir. Bu anayasa değişikliği Türkiye’nin doğasına aykırı, ölümcül sonuçlara yol açabilecek içeriğe sahiptir.’’ (Diren Demokrasi-2017)
‘’Diyor ki Binali Yıldırım; ‘’Hayır diyen PKK, HDP olduğu için biz evet diyoruz.’’ Bu tam düşük profilli bir Başbakan sözü işte. Tam Binali Yıldırım’a yakışır. Kendi fikri yok. Ya senin imzan var bunun altında. Sen imza attığın bir metni savunamıyorsun da oyunu kullanırken HDP’ye, PKK’ya bakarak mı oy kullanıyorsun?’’ (Halk Tv-2017)
"Ben lütufla aday olmam. Ben delegenin takdiriyle aday olurum. Ben özgür idareli kurultay delegelerinin adayıyım. Emeğimi kimseye yedirmem. Ben emeğimi Tayyip Erdoğan'a da yedirmem, CHP'yi yönetenlere de yedirmem." (CHP Kurultay-2018)
‘’Önce CHP’de değişim, sonra Türkiye’de değişim. Önce CHP’de devrim, sonra Türkiye’de devrim.’’ (CHP Kurultay-2018)
‘’ Bir iftar yemeği var, arkada parti logosu var, Erdoğan konuşuyor, beni eleştiriyor. Beni eleştirirken orada bir General var, o da alkışlıyor. Ben de dedim ki o Generalin apoletlerini sökeceğim. Erdoğan orada konuşurken Türk ordusunun kahramanlığını anlatmıyor, bayrak demiyor, vatan demiyor, Muharrem İnce’ye çırak diyor; General de onu alkışlayacak. Bana demiş ki ‘’O sökeceğin apoleti Apo’ya mı takacaksın?’’ Ben ona soruyorum; sen Balyoz ve Ergenekon davalarında söktüğün apoletleri FETÖ’ye mi taktın?’’ (Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kampanyası-2018)
‘’Meydanlarda ekonomi konuşacağız, dış politika konuşacağız, tarım konuşacağız, eğitim konuşacağız diye bekliyorum. Ama bunları konuşmayacağız, kavga edeceğiz, iftira atacağız, seni suçlayacağız, karalayacağız kampanyasına girişeceklerse daniskasını yaparım daniskasını!’’ (Cumhurbaşkanlığı Adaylık Açıklaması-2018)
‘’Erdoğan’ın babasının malı değildir Türkiye Cumhuriyeti. Ben Erdoğan’dan korkmuyorum. Sözlerimi söyleyeceğim arenalar vardır, sokaklar vardır. Konuşsun otuz beş televizyonda, bir tanesinde de ben konuşayım. Niye kesiyorsunuz? Böyle olmaz. Erdoğan bu memleketin kurucusu değil, sahibi değil. Çağırıyorsanız buraya birisini konuşturacaksınız. Size söylemiyorum, patronlarınıza söylüyorum. Çağırmayın o zaman kardeşim, ben kimseye yalakalık yapamam. Ben sadece AK Parti’ye karşı değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nde de demokrasi mücadelesi vermiş bir insanım. Türkiye’nin demokrasi mücadelesine ihtiyacı vardır.’’ (Haber Global-2020)
10) Sorular-İtirazlar
Diyeceksiniz ki hiç mi eleştirdiğin, hatalı olduğunu düşündüğün bir şey olmadı; çok fazla değilse de tabi ki oldu. Fakat benim asıl dikkat ettiğim nokta yanlış yapmamasıdır. Bir hatayla insan harcamak en kolay kaçış yoludur. İnanmak, sabretmek, mücadele etmek ise zafere giden en zorlu ama bir o kadar da doğru olan yoldur. Ayrıca herkes hata yapabilir ama önemli olan yanlış yapmamaktır. Örneğin kendisi yarın çıkıp Cumhur İttifakı’nı desteklediğini açıklasa bu büyük bir yanlış olur ve savunulacak hiçbir tarafı olmaz. Buradan hareketle geçmişte birbirine düşman olan hangi isimlerin bugün yan yana olduğunun sorgulamasını da size bırakıyorum.
Muharrem İnce hakkında başta medya olmak üzere inanılmaz bir karalama kampanyası yürütülüyor. İktidar kanadı eleştirilmekten rahatsız, muhalefet kanadı da koltuklarından memnun; dolayısıyla siyaset dünyası bu girişimden hoşnut olamaz. Özellikle de egosu olduğu yönünde bir algı oluşturuluyor. Egosu olan insan farklı düşünceleri dinlemez, yapılan yorumlara değer vermez, öz eleştiri yapmaz. 2 seneden uzun süredir birlikte çalıştığı alanında uzman kişilerle yoğun bir koordinasyon içinde. Kısacası bu hareket bir tek adam hareketinin çok ötesinde bir halk hareketi olacaktır.
İktidarın bu hareketi desteklediği algısı da aynı şekilde bilinçli oluşturuluyor. Kafasında yeniden eski AKP’li isimleri aday yapmak gibi planları olanların bütün hesaplarını bozduğu için Muharrem İnce’ye saldırması çok normaldir. Tabi en büyük kozları da yandaş medyanın yayınlaması argümanı. Fakat iktidar eleştirileri arttıkça artık onlar da bundan vaz geçtiler. Asıl sorulması gereken soru şu: Muhalif kanallara yayınlamama emrini kim veriyor?
Bu hareketin oyları böleceğini söyleyenler de var. Kimi bunu zarar vermek için kimi ise iyi niyetle ama bilmeden söylüyor. Zira Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy bölmek diye bir şey yoktur. Aksine aday sayısı arttıkça seçenek artacağından sandığa katılım ve dolayısıyla seçimin de ikinci tura kalma ihtimali artar. Her ne kadar parlamentonun pek bir önemi kalmamış ve henüz ortada somut bir yeni parti kurulmamış olsa da genel seçimde de oylar bölünmez. Bir partinin oyları bölmesi için ya karşı tarafın ittifakında yer alması ya da hiçbir ittifaka dahil olmayarak baraj altı kalması gerekir. Muharrem İnce her halükarda Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını belirterek zaten bu iki ihtimali de kapatmış oldu.
Ayasofya Camisi’nin açılışında da kendisine tepki oluştu. Bunun asıl sebebi ise cuma namazını Sultanahmet’te kılmış olmasına rağmen Ayasofya’da kıldı şeklinde yalan haber paylaşan gazeteciler ve medya kuruluşlarıdır. Diğer bütün siyasetçi ve partiler müzenin camiye çevrilmesini onaylarken ve yine pek çoğu sonrasında ziyaret etmişken sadece İnce’ye yapılan bu linç girişimi tabi ki planlıydı. Fakat bu olaya çok erken dahil olması bana göre biraz da kendi hatasıydı.
Recep Tayyip Erdoğan’ı ve yandaş medya düzenini çok sert şekilde eleştirip canlı yayını terk etmesini bile hazmedemeyen muhalifler oldu. Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen tepki açıklamalarına rağmen bunun anlaşmalı bir oyun olduğunu bile söyleyen kişiler vardı. Seçim gecesi içki içti yalanını çıkartan ve Muharrem İnce’nin şizofren diye tanımladığı bu zihniyetin asılsız iddialarına inanan kimsenin olmadığını umut ediyorum ve üzerinde durmaya gerek duymuyorum.
Bir gazetecinin ortaya attığı ‘Saraya giden CHP’li’ tartışmasında bir yalan haber üzerine ismi ortaya atılan Muharrem İnce adını temizlemeye çalıştı diye yine eleştirildi. Kendisine kumpas kurulmuş bir kişinin hakkını aramasının neresi yanlıştır anlamak güç. Ayrıca partinin, yalan haber yapan gazeteciye dava açmamış olması da İnce’nin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.
Aradan 2,5 sene geçmiş olmasına rağmen 2018’deki seçim gecesi ile ilgili eleştiriler bitmek bilmiyor. Yine bir kısmı gerçekten kaybetmenin hayal kırıklığıyla ve umudunu yitirmenin etkisiyle tepki gösteren iyi niyetli vatandaşlar. Ben bu kesimin aradığı cevapları bulmasını amaçlıyorum. Fakat bir sürü teori ortaya atanlar ve olayı çarpıtanlar bu tepkileri köpürtmeye ve canlı tutmaya devam edecektir.
Tabi bir kesim de var ki sırf popüler diye siyasetçi seçiyorlar. Tek kullanımlık aday arıyorlar kendilerine adeta. Sonra sıkılıp görüş değiştiriyorlar. Onlarda geçmişi araştırmak ve sorgulamak gibi adetler bulunmuyor. Sosyal medyaya bakıp gaza geliyorlar sadece maalesef. Bir sürü sahte hesap açıp insanlara hakaret etmekten başka bir işe yaramayan bu kişileri ikna etmeye çalışmanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.
Öncelikle bir gazeteciye atılan ‘Adam kazandı’ mesajından başlamak istiyorum çünkü burası o geceyle ilgili bana göre tek hatasıydı. Her ne kadar yayınlanmayacağını düşünüp yazmış olsa da bu bir hataydı ve daha iyi yönetilebilirdi. Zaten kendisi de bunu itiraf ediyor. Çıkıp açıklama yapmaması ise partiden kendisine veri akışı sağlanmadığından ve resmi sonuçlar henüz açıklanmamış olduğundan normal bir durum. Fakat hakkını aramadığı yönündeki eleştirilere kesinlikle katılmıyorum.
Muharrem İnce Yalova’da yerel seçimlerde 1 oyun peşine düşmek için 2 gün sandalye tepesinde beklemiş, sonunda da kazanılmasını sağlamış bir isim. Elinde bütün sandıkların ıslak imzalı tutanakları bulunsa ve farklı bir sonuç görünse emin olun hakkını aramayı o da bilirdi. Fakat parti hem yeterli sandık görevlisi bulundurmayarak hem de düzgün çalışan bir sistem kuramayarak seçimin kaybedilmesine neden olmuştur. O günden sonra yaşanan bütün gerilimler suçu adaya atma çabasından kaynaklıdır.
Seçim günü için, referandumda olduğu gibi bir hukuksuz karar alınması halinde 50 bin avukat ile YSK’nın önüne geleceğini söylemişti. Nitekim bu göz dağı işe yaradı ve CHP’nin üyesinin de doğruladığı üzere herhangi bir yanlış karar alınmadı. Fakat insanlar bunu çok yanlış anlamış olacaklar ki neden avukatların toplanmadığı yönünde itirazlarda bulunuyorlar.
Tam olarak ne isteniyordu anlamak güç. Avukatlarla eylem mi yapacaktı, bütün sandıkları kendi mi kontrol edecekti? Kaybedilmiş bir seçimin arkasından rakibini tebrik etmesini bile eleştirenler oldu. İşte muhalefetin devamlı kaybetmesinin sırrı burada yatıyor: kaybetmeyi bilmemek, ders çıkarmamak. Her yeni seçim ve anketlerde boş ümit satıp hayal pompalayarak iktidar olunmaz, ancak kemik oy konsolide edilmiş olabilir. Sürekli aynı şey yapılarak kazanmayı beklemek anlamsızdır.
Ayrıca hak yedirme mevzusuna girersek bugünün popüler iki belediye başkanının da kazandıkları başkanlıkların birer kere haksız yere ellerinden alındığını da unutmamamız gerekir...
Son olarak da seçimin hemen ardından imza toplaması konusuna bakalım. Muharrem İnce, seçimden önce sorulduğunda kendisini aday yapan birine tekrar rakip olmayacağını söylemişti. Buradaki hatası da sonrasında yaptığı imza toplama çalışması değil, bu kadar kesin konuşmasıydı. Siyasette hiç beklenmedik gelişmeler yaşanabilir ve seçim sonuçları da bunlardan biriydi. Diğer bütün adaylar partilerinden daha az oy alırken İnce, partisinden %8; yani 4 milyon oy fazla almıştı. Ortada böyle bir durum varken ben söz verdim diyerek kenara çekilmek öncelikle seçmene saygısızlık olacaktı.
Genel olarak bakıldığında kendisinin eleştirilmesine yol açan şeylerin pek çoğunun aslında partisine zarar vermemek için susmasından veya yine partinin iyiliği için eleştirmesinden kaynaklandığı görülüyor. Bunca sene parti içi mücadelesini sürdürmüş bir siyasetçi olarak başta seçim zamanları olmak üzere bir oy daha kazandırabilmek için kırgınlıkları kenara bırakıp çalışmaya devam etmiştir. Bugün bu hareket, basit hesapların çok ötesinde yeni bir umut ışığı, yeni bir yol arayışıdır. Ön yargı duvarları yıkılacaktır.
Yazdığım her şeyin deşifresini kendim yaptığım için onlarca videonun incelemesini ve transkriptini çıkarmak aylar sürdü. Fakat yine de emek hırsızlığı yapmamak adına faydalandığım kaynakları paylaşmak istedim. Siz de paylaşmak isterseniz lütfen adres belirterek paylaşın. Daha sonraki yazılarda görüşmek üzere...
REFERANSLAR
chpgenelmerkez. CHP - Cumhuriyet Halk Partisi. YouTube. https://www.youtube.com/chpgenelmerkezi.
Cumhuriyet Gazetesi. https://www.cumhuriyet.com.tr/.
İnce Muharrem. (2016). Buyurun Sayın İnce. Halk Kitabevi.
İnce Muharrem. (2017). #Direndemokrasi: neden hayır. Halk Kitabevi.
Sözcü Gazetesi. https://www.sozcu.com.tr/.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnternet Sitesi. https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/.
YouTube. FOX Haber. YouTube. https://www.youtube.com/FOXHaber.
YouTube. Haber Global. YouTube. https://www.youtube.com/haberglobal.
YouTube. Halktv. YouTube. https://www.youtube.com/Halktvkanali.
YouTube. Ulusal Kanal. YouTube. https://www.youtube.com/UlusalKanalTV.
Ben Sayın İnce'nin hataları yada ona atfedilen hatalarla ilgili değilim. %90 başarılı, sağlam öngörülü ve liderliği tescil edilmiş, iletişimi çok iyi birinin %10 hatası tolore edilebilir. Yazdıklarının büyük ölçüde kabul edilebilir değerlendirmeler.
YanıtlaSilBenim için aslolan; Atatürk'ü esas rehber kabul etmesi, din,ırk,mezhep ve cinsiyet ayrımcılığını kesin dille reddetmesi ve çevre duyarlılığıdır ve yeterlidir.
Kendisinin; polemikten azami seviyede uzak durması, sürekli ve biraz da çarpıcı ekonomi-politik programlar (devrimci) açıklayarak gündem belirleme yeteneği elde etmesi, kadrolarını zenginleştirerek topluma ben yönetebilirim Türkiye'yi güvenini vermesi ve iş-finans alemiyle de iletişimin artırarakı geliştirerek CHP'nin bu eksikliğini kapatması gerekir.
Elinize sağlık Yasin Bey
YanıtlaSilMuharrem İNCE artık CHP mensubu değildir o defteri kapatmış özellikle genç seçmene umut aşılayan geleceğimize yeni bir bakış açısı getiren Atatürkçü düşünceye sahip hümanist ve bağımsız fikirleri olan Türkiye'nin yeni siyasi yüzüdür.
Onun özgün fikirleri ve hayatın gerçekleri ile olan samimi diyaloğu bana göre bundan sonra Türk siyasetine hatırı sayılır ivme getirecektir ve başarılı olacağı hususunda ileride herkes hem fikir olacaktır.
Hepinize İnce selamı olsun.
🙏💙🙏