Ana içeriğe atla

Aydınlık ?

  

Işık Krizi 

Geçtiğimiz haftanın yüz kızartıcı olayı ‘ışık’ kriziydi. Anayasa Mahkemesi ve İç İşleri Bakanlığı arasında bir süredir devam eden bir gerilim olduğunu biliyorduk. Fakat twitter üzerinden yapılan paylaşımlarla bu daha da ayyuka çıktı. Hatta bununla da kalmadı ve diğer bakanlardan ve milletvekillerinden de konuya dahil olanlar oldu. Asıl sorun ise devletin bu kadar üst kademe iki organı arasındaki bir sorunun bu seviyede cereyan etmiş olması. Nitekim bu ciddiyetsizliği pek çok siyasetçi ve gazeteci de farklı ve iğneleyici mesajlarla eleştirdi. Yanan her ışığın aydınlık demek olmadığını da bir kez daha görmüş olduk. 

 

Memleket Hareketi 

Muharrem İnce ve Memleket Hareketi ekibi çalışmalarına ve gezilerine devam ediyor. Şu ana kadar 44 il ziyaret edildi. Özellikle de Horasan’da yol kenarında bir köylü ile yapılan konuşma çok ses getirdi. Neredeyse bütün haber kanallarının ve sitelerinin yer verdiği videoda Muharrem İnce’ye durumdan dert yanan çoban, ‘’3 defa AKP’ye oy verdim, Allah canımı alsaydı da veremeseydim.’’ sözlerini sarf etti. Fakat özellikle sosyal medyada bu videonun paylaşımlarının altında toplanan ‘’Amin’’, ‘’Beter ol’’, ‘’Sürünmeye devam’’ gibi insanlık dışı yorumları kesinlikle kabul etmiyorum. Açıkçası yakın zamana kadar bu derece olmamakla birlikte ben de bu tarz videoları görünce acıma yerine nefret duygusuna kapılıyordum. Fakat biraz empati kurmaya çalışınca buna rağmen neden başka partiye oy vermediğini sorgulamaya başlıyorsunuz. O zaman da karşınıza yine başarısız muhalefet çıkıyor. Bugüne kadar hangi muhalefet partisi veya siyasetçi bu insanların ayağına gitmiş ve dertlerini dinlemiş? Ben 1 kişi bile olduğunu düşünmüyorum. Siyasi partilerin iddiası iktidar olmak ve ülkeyi yönetmektir. Fakat oyunun %1’lerde olduğu ve bunu değiştirmek için hiçbir şeyin yapılmadığı iller varsa o parti zaten iktidar olamaz. Olsa olsa mutlu azınlık olur... 

 

Memleket Hareketi konusuna dönecek olursak; bu hafta önce gazeteciler özelinde daha sonra da haber kanallarında daha sık yer bulmaya başladığını gördük. Cüneyt Özdemir youtube kanalında, Can Ataklı gazete yazısında, Özlem Gürses ise TV programında yer verdiler. Daha sonra Muharrem İnce’nin özellikle iktidarı hedef alan eleştirileri sertleştikçe mesajları daha çok duyulmaya ve haber kanallarında gösterilmeye başlandı. Son olarak da CNN Türk’te Kenan Taş'ın Muharrem İnce ile yaptığı söyleşi yayınlandı. Ben yine de henüz erken olduğunu; 29 Ekim’in, kadronun, manifestonun ve izlenecek yolun netleşmesinin beklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha önce de söylediğim gibi birkaç ay sonra; bugün boykot uygulayan kanalların reyting için yayına çıkarma yarışına gireceklerini göreceğiz. 

 

DEVA 

DEVA Partisi 1. Olağan Kongresini Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilginç şekilde ‘siyasetin yeni yıldızı’ diye tanımladığı partinin bu ilk kongresine yine özellikle muhalif medyanın yoğun ilgisi vardı. Tabi bu ilgi; aylar süren AKP’den ayrılış ve kuruluş süreçlerinin sonunda partinin oyunun hala %2’yi geçmediği gerçeğini değiştirmiyor. Ali Babacan’ın ismi ise çatı aday veya CHP adaylığı için konuşulmaya devam ediyor. Bu konuda Muharrem İnce’den sert ve haklı bir yorum geldi. 100 yıllık bir partinin; %1 bile alacağı kesin olmayan, daha önce seçime bile girmemiş, mevcut ekonomik krizde payı olan birine emanet edilemeyeceğini söyleyen İnce, CHP Genel Başkanı’nın Cumhurbaşkanı adayı olması gerektiğini de yineledi.  

 

Vakalar 

Haftanın bir diğer yüz kızartıcı olayı ise artık pandemi sürecinin yönetilmesi için duyulan güveni iyice kaybeden Sağlık Bakanlığı’ndan geldi. Geçen hafta ‘’Her vaka hasta değildir’’ gibi çok eleştirilen bir cümle kuran Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu sefer de gerçek verilerin sadece dünya sağlık örgütüne iletileceğini ve kamuyla paylaşılmayacağını beyan etti. Artık çoğu kişinin merak edip de bakmaya bile yeltenmediği, açıklanan günlük sayılar ise gerçeğin kat kat altında olmasına rağmen hiç de iç açıcı değil. Bu sayılara rağmen hayatın normale dönmesi ve okulların açılması sürecinin tartışılması hem halktaki hem de devletteki boş vermişlik seviyesinin bir kanıtı. 

 

Kıbrıs Seçimleri 

Geçtiğimiz hafta sonu ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimi bugün tamamlandı. Mevcut Cumhurbaşkanı olan Mustafa Akıncı ile Ersin Tatar’ın yarıştığı seçimin sonucunda Türkiye hükümetinin de desteklediği Ersin Tatar yaklaşık %52 oy ile seçimi kazandı. Özellikle Türkiye cephesinden hem iktidar hem muhalefet kanadında genel görüş olumlu yönde. Hayırlı uğurlu olsun... 

 

Azerbaycan 

Son olarak da kardeş ülke Azerbaycan halkına baş sağlığı diliyorum. Ermenistan’ın bir devletten ziyade terör örgütü görünümü çizdiği bir durum söz konusu. Yeniden Gence'deki masumların öldürüldüğü bu hain saldırıyı bütün dünyanın lanetlemesi gerekmektedir. Bir kez daha hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...