Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Vicdan

  Vicdan çok önemli ve söylemesi kulağa hoş gelen ama kolay kolay da herkeste bulunmayan bir özelliktir. Vicdan ve ilke birbirinden ayrılamayan iki kardeş gibidir. Vicdanınız ne kadar yüksek ise o kadar doğru prensipler oluşturur, prensiplerinize sadık kaldığınız sürece de ilkeli bir çizgi tutturursunuz.  Tabi burada kastettiğim, sabit fikirlilik ile karıştırılmamalıdır. Bana göre prensipler, fikirler üzerine değil; dürüstlük, adalet gibi etik değerler üzerine kurulmalıdır. Lafı biraz dolandırdım ama gündemi takip ediyorsanız eminim ne hakkında yazdığımı tahmin etmişsinizdir.      Geçtiğimiz günlerde Bülent Arınç,  Habertürk  kanalında katıldığı bir programında Selahattin Demirtaş ve Osman  Kavala’nın  hapiste olmasının yanlış olduğunu, tahliye olmaları gerektiğini belirtti. Hem hukuki süreç devam ettiği için hem de asıl konu bu olmadığı için fazla bir yorumda bulunmayacağım. Fakat doğru-yanlış demesek de hapiste olan bir kişiye temiz  k...

Salı Sallanır

    Bildiğiniz gibi Kemal  Kılıçdaroğlu  salı günleri düzenli olarak 1 saat kürsüden muhalefet ediyor. Zaten hem çok önemli bir şey söylemiyor hem de kimse izlemiyor olduğundan, iktidara yakın kanalların da birçoğu artık bu ritüelin tamamını canlı veriyorlar. Bugün de iktidarı eleştirmeye çalışırken ‘’18 yılda ne istediysen yaptın’’ gibi ilginç bir ifadesi olmuş. Bu, son 10 yılın ana muhalefet partisi lideri tarafından yapılmış acı bir itiraftır aslında.      Kemal Bey’in ilk başlarda dürüst, çalışkan ve başarılı bir lider olacağını uman insanlar; önce başarısından, sonra çalışkanlığından, daha sonra ise dürüstlüğünden şüphe etmeye başladılar. Bunu en yakından ve en erken fark eden isimlerden olan Muharrem İnce’nin de suçu partisinin iyiliği için uğraşmak oldu. Daha 2014 yılında Kurultay’da kendisine rakip olduğunda ‘’2011’deki Kemal Ağabey olsa ben aday olmazdım ama verilen sözler tutulmadı’’ demişti. Kemal  Kılıçdaroğlu’nu  çok seven ve bu ...

Bir Garip İstifa

    Bu yazımda kısa ve öz olarak tek bir konuyu kaleme alacağım. Ülke gündemine yıldırım gibi düştüğünden ne hakkında olduğunu tahmin etmişsinizdir diye düşünüyorum. Dün akşam saatlerinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat  Albayrak’ın  resmi  İnstagram  hesabından istifa ettiğini duyuran bir mektup paylaşıldı. Çoğu insan başta gerçek mi değil mi anlayamadı çünkü ortada herhangi bir  resmi  açıklama yoktu.  Twitter’da  ise tam anlamıyla ortalık yıkılıyorken kendisinin resmi hesabına ulaşılamıyordu. Belki sosyal medyaya düşmeyen bir bilgi veya gelişme vardır umuduyla kumandaya sarılıp televizyon kanallarını gezmeye başlayanlar ise iktidar yanlısı kanallarda bu konuyla ilgili bir haber bulamazken; muhalefet yanlısı kanallarda da ‘İstifa İddiası’ şeklinde kesinleşmemiş son dakika gelişmeleriyle karşılaştılar. Bu kadar önemli bir konuda ortada böylesine bir belirsizlik varken doğal olarak dedikodular ve siber saldırı gibi iddialar dolaşmaya başla...

İzmir Depremi

  Her zamanki gibi hafta içinde yaşanan önemli gördüğüm gelişmeleri listeliyor, unutmamak için küçük notlar alıyordum. Yine siyasi gündemin içinden değineceğim pek çok olayı sıraya koyuyor; bir yandan da yazıma başlık düşünüyordum. Ta ki cuma günü saat 14.51’e kadar... Karşıyaka’da evimizde oturuyorken başladı her şey. İlk birkaç saniye sıradan bir deprem sarsıntısıydı. Fakat sonra anladım ki ben depremin ne olduğunu bilmiyormuşum. Şiddetin giderek artmasıyla önce evde sırayla devrilen eşyalar, ardından içerden gelen ‘’Yere yatın!’’ bağırışı. Hemen çömeldiğim yatağımın yanında camdan dışarıya bakarken bir yandan beşik gibi sallanıyor bir yandan da karşı apartmanın bacalarının parça parça yıkılışını izliyordum. Bir gerilim filmi sahnesi gibiydi adeta ve ben yere kapanmış ‘’artık bitsin’’ diye dua ediyordum. Bir ara yıkılmadan sonu gelmeyecek diye düşünmeye başladığım  kabus  gibi 40 saniyenin sonunda bitti. İlginç bir şekilde zihnen çok sakindim. Elim ayağımsa tir tir titr...