Ana içeriğe atla

Skandallara Devam

 

Bir muhalefet hayal edin ki ülke çok kötü yönetiliyorken, başta ekonomi olmak üzere her gün yeni bir kriz yaşanırken ve insanlar artık bu durumdan bıkmışken; bırakın iktidarı değiştirmeyi, oylarını dahi artıramıyor. Ben artık yazmaktan utanıyorum yanlış anlaşılırım diye ama sanırım onlar düştükleri durumdan utanmıyorlar. Genel eleştirilerime daha önceki yazılarımda epey yer verdiğim için bu sefer sadece son 1-2 gün içinde olanlardan bahsedeceğim. Zaten her dakika yeni bir rezillik duyulduğundan yazacak konu bulmak sıkıntı olmuyor(!) 

 

1) Barış Yarkadaş - Canan Kaftancıoğlu 

CHP Maltepe İlçe örgütü üyesi bir şahsın taciz olayını haberleştiren Barış Yarkadaş, kendisi hakkında ‘şov peşinde’ açıklaması yapan Canan Kaftancıoğlu’nu sosyal medya üzerinden çok sert eleştirdi. Hatta bu taciz olaylarının Sultangazi, Ümraniye ve başka teşkilatlarda da yaşandığını söyledi ve yalan olması halinde partiden atılmayı ortaya koyarak, Kaftancıoğlu'nu olayların üstünü kapatmaya çalışmakla suçladı. Kısacası yine Canan Kaftancıoğlu, yine bir skandal ve Muharrem İnce yine haklı çıktı diyebiliriz. Zaten isim vererek kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyorum ama ‘Atatürk diyememek’ mevzusunda Canan Kaftancıoğlu’na sert tepki gösterebilmiş olan çoğu kişinin zaman içerisinde, Memleket Hareketi’nin partileşmesi halinde CHP’den istifa edip Muharrem İnce’nin tarafına geçeceğini tahmin ediyorum. 

 

2) Menemen Belediye Başkanvekili 

Sırf Muharrem İnce’yi destekliyor diye Menemen eski Belediye Başkanı, partisi CHP tarafından aday yapılmamıştı. Yerine aday yaptıkları ve seçilen kişi ise geçtiğimiz günlerde yolsuzluk operasyonu sonucu tutuklandı. Menemen Belediye Meclisi’nde 15 CHP, 3 İYİ Parti, 10 AKP, 2 MHP üyesi ve 1 de bağımsız üye bulunmakta. Yapılan Başkanvekili seçiminde ise CHP adayı ve AKP adayı arasında 3. tur sonunda 15-15 beraberlik durumu oldu ve kura sonucu CHP’li üye seçildi. Asıl önemli olan nokta Millet İttifakı’nın 3 fire vermiş olması. Basit bir Belediye Başkanvekili seçiminde bile birlik olamayan resmi ittifak ortakları, yanlarına alakasız bir sürü partiyi daha ‘dost’ diye alarak seçim kazanmayı hedefliyorlar... 

 

3) Çelik Kafes 

İYİ Parti hakkında daha önceki tahmin ve uyarılarımdan dolayı bana kırılan veya kızanlar oldu ama her geçen gün ön gördüğüm şeylerin alametleri bir bir yaşanıyor maalesef. Kurultay sonrası partinin dümeninin Cumhur İttifakı’na kırıldığını söyleyen İyi Parti Milletvekili Aytun Çıray’ın paylaştığı üzere Melih Gökçek döneminde izin verilen ve 7 defa yargı kararı ile durdurulan, Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılacak olan Çelik Kafes projesi; İyi Parti ve AKP ortaklığı ile onaylandı. Dostunu düşmanını iyi seç demişler... 

 

Azerbaycan Zafer Bayramı 

Çoğunuzun bildiği üzere kardeş ülkemiz Azerbaycan, Ermenistan'ın işgali altındaki Karabağ topraklarını geri alabilmek için uzunca bir süredir mücadele veriyordu ve bu savaştan zaferle ayrıldı. Hatta bu sayede Türkiye-Azerbaycan arasında da kara yoluyla bağlantı sağlanmış oldu ki bu süreçte Türkiye’nin maddi manevi çok büyük desteği olduğu ortada. Fakat Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, imzaladığı kararname ile Ermenistan’ın teslim olmayı kabul ettiği gün olan 10 Kasım’ı bayram ilan etti. Bu durum tabi ki Türkiye’de, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öldüğü gün ve dolayısıyla milli yas günümüz olduğundan tepkiyle karşılandı.  

 

Açıkçası ben tepkinin sertliği kısmında kararsızdım çünkü bir yandan daha duyarlı olmaları gerektiğini düşünürken bir yandan da resmi olarak kazandıkları günü kutlamak hakları diye düşünüyordum. Neyse ki Azerbaycan devleti beklenen hassasiyeti gösterdi ve Zafer Bayramı’nın gününü 8 Kasım olarak değiştirdi. Türkiye’ye düşman gözüyle bakanlar hariç dünyanın her ülkesinde Atatürk’e gösterilen saygı ve sevgi devam ediyor. Anıtkabir’de slogan atanlar ve attıranlar da nasıl saygılı olunacağını umarım bir gün öğrenirler... 

 

Cem Uzan - Genç Parti 

Cem Uzan hakkında en son 2 Temmuz’daki Genç Parti Olağan Büyük Kongresi’nden sonra yazmıştım. O yazıda herkesin kendisine ön yargıyla yaklaşacağını ama yine de siyasette bir yenilik olarak heyecan yaratma potansiyeli olduğunu vurgulamıştım. Tabi o zamanlar Muharrem İnce’nin parti kurması gibi bir durum söz konusu değildi! Bu konuya sonra ayrı bir yazıyla yine değineceğim.  

 

Cem Uzan’a geri dönecek olursak; kendisi özellikle birkaç haftadır gerek sosyal medya paylaşımlarıyla gerekse bazı kanallara bağlanarak yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Son olarak dün akşam KRT’de Saygı Öztürk’ün programına katılan Cem Uzan’ın söylediği önemli satır başlarını yazmak istiyorum: 

 

  • Ülkeden ayrıldığımda hakkımda kesinleşmiş bir hüküm kararı yoktu ama ölüm tehditleri aldım. 
  • Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının ilk denemesi Uzan ailesi üzerinde yapıldı. 
  • Bana ceza veren savcılar bugün hapiste. Davaya bakan kişi bana dava açan kişinin karısı, böyle bir şey olur mu? 

  • Hukuken uygun zemin oluşmadan Türkiye’ye dönemem. 
  • Türk kalsın diye 9 milyar dolara satmadığımız Telsim’i 4,5 milyar dolara sattılar. 
  • Adalet yavaş işliyor ama işliyor! Kaybedilen yıllar geri getirilemez ama en azından maddi haklarımızı kazanacağız. 
  • Genç Parti barajı geçiyordu son hafta bir operasyon yapıldı. 
  • 2002’de belki istemeden değişikliğe yol açtık ama şimdi bilinçli ve isteyerek değişiklik yapacağız! 
  • 2017’de Türkiye’nin 2-3 milyar dolar ihtiyacı oldu, yardım etmek istedim kabul etmediler. 
  • Ekonomik kriz ve baskı ortamında insanları bir süre sindirirsiniz ama bir yerde patlar. 
  • Reform iki şekilde yapılır ya yönetenler değişecek ya yönetenlerin zihniyeti değişecek. 
  • Bugün harcanan paralar Katar’ın değil AKP’nin parası. Kimse size bedavaya uçak hediye etmez! 
  • Henüz ittifak konuşmak için erken ama Cumhur İttifakı’na daha uzağız.  
  • Erken seçim olursa AKP kazanamaz ama seçim normal zamanında olursa da Recep Tayyip Erdoğan aday olamaz. 
  • Genç Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı mutlaka olacak, bu kişi ben olmak tabi ki isterim. 

  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...