Bu hafta maalesef çok üzücü bir şehit haberiyle canımız yandı. Tam 11 şehidimiz var! Siyasi gündem ve toplumsal meselelere değinmeden önce Bitlis’teki helikopter kazasında hayatını kaybeden askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Kazanın teknik bir arıza sonucu meydana geldiği belirtiliyor. Kesin bir açıklama yapılmadı ama eğer kullanılan askeri aracın yaklaşık 30 yaşında olması buna neden olduysa çok üzücü, çok düşündürücü, çok yazık! Eğer ki böyle bir durum varsa başka evlere de ateş düşmeden acilen bütün askeri envanterin kontrolü yapılmalı, gerekli görülen araç ve ekipmanlar yenilenmelidir. Belki yeterli teknik bilgiye sahip olmayabiliriz ama vicdanımız var. Bu konuyu siyasete çekmek istemiyorum ama israfın su gibi aktığı bir ortamda bizlerin güvenliği ve vatan uğruna canlarını feda eden askerlerimiz için en ufak bir ihmalden dahi kaçınılmalıdır. Ayrıca Şırnak’ta da yine bir askeri aracın devrilmesi sonucu hafif yaralanan 11 askerimize de acil şifalar diliyorum. Umarım bir daha böyle haberler almayız.
Pandemi Kongreleri
Geçtiğimiz haftanın önemli konularından birisi yarı normalleşme sürecine girilmesi oldu. Her zaman olduğu gibi karmakarışık bir harita ve haritadaki illerin renkleriyle ilişkili etkinlikler tablosu yayınlandı. Pandemi hakkında daha önce yazdığım yazılarda; sürecin başlarda iyi idare edildiğini ama sonradan gittikçe kontrolün kaybedildiğini söylemiştim. Bu kontrol kaybı daha çok ekonomik krizin getirdiği mecburiyetten kaynaklıydı. Fakat son zamanlarda iktidarın gerçek anlamda bir kural ve sınır tanımazlığı söz konusu. Haberlerde her gün sokakta ceza kesilen vatandaşları görüyoruz. Sorumsuz ve bilinçsiz kişilerin sırf keyifleri için kurallara uymamalarına çok kızıyor ve ceza verilmesini sonuna kadar destekliyordum. Fakat partili Cumhurbaşkanı önderliğinde düzenlenen AKP kongrelerini gördükten sonra hiçbir sivil vatandaşı eleştirmeme kararı aldım.
Küçük esnaf kan ağlıyorken, tiyatrolar, kafeler, restoranlar kapalıyken, spor müsabakalarına seyirci alınmıyorken; kapalı spor salonlarında tıklım tıklım kongreler düzenlemek ve bununla övünmek nasıl bir çelişkidir? Arabasının içinde maske takmayana, sokakta yürürken maskesi burnunun altında olana, eczanede çay içerken maskesini çenesine indirene, motorun üstünde sosyal mesafeye uymayan karı kocaya ceza kesilirken AKP Gençlik Kolları Kongresi’nde halay çekenlere, birbirlerinin omuzlarına çıkanlara, Uludağ’da köpük partisi yapanlara bir şey söylenmemesi en hafif tabir ile vicdansızlıktır!
Muharrem İnce
Muharrem İnce 2 gün önce bir televizyon programına katıldı. Bu programdaki performansını çok başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Hatırlayacağınız üzere geçen haftaki yazımda kendisine bazı eleştirilerim olmuştu. Özellikle de CHP’ye yönelik söylemlerinde kullandığı dile dikkat etmesi ve iftira atmak için hazırda bekleyenlere fırsat vermemesi konusunda uyarılarım olmuştu. Yaklaşık 3 saat 40 dakika süren programda da bu konuda önemli bir değişim olduğu göze çarptı. CHP ve muhalefet hakkındaki sorulara daha ılıman ve direkt karşısına almadan cevaplar vermeye özen gösterdi ki kendisine oy kazandıracak tutumun bu olduğunu düşünüyorum. Elbette benim dememle oldu gibi bir iddiam yok ama en azından isabetli yorumlarda bulunduğumu görmek beni mutlu etti.
Programın geri kalan yaklaşık 3 saatlik kısmında ise o 2018’de görmeye alışık olduğumuz Cumhurbaşkanı adayı performanslarından birini izledik. Özellikle tarım ve eğitim konularına ne kadar hakim bir siyasetçi olduğunu bir kez daha gösterdi. Nokta atışı eleştirileriyle iktidarı yerden yere vuran, Zafer Şahin ile girdiği her tartışmadan galip çıkan, dopdolu, heyecanlı, enerjik Muharrem İnce... Zaten reytinglerde de haber kanalları içerisinde uzak ara birinci olmasına hiç şaşırmadım. Programın diğer akılda kalan noktaları olarak da Tarım Bakanı’nı canlı yayında tartışmaya davet etmesi, partinin açılışının 23 Nisan’ı geçmeyeceği bilgisi, tam 1 sene sonra birinci parti olacakları iddiası, ilk icraat olarak güvenilir bir sınav sistemi vadetmesi ve yeni partinin sloganlarından birinin MAVİ (Memleket-Adalet-Vicdan-İş) olacağını açıklamasını gösterebilirim. Bu arada ‘saraya giden CHP’li’ konusunda da önümüzdeki günlerde bazı gelişmeler duyabiliriz...
Ümit Özdağ
Haftanın bir diğer önemli siyasi konusu Ümit Özdağ’ın İYİ Parti’den istifa etmesiydi. Daha önce partiden ihraç edilmiş; sonrasında ise itirazı haklı bulunup iptal başvurusu kabul edilmiş ve geçtiğimiz haftalarda partiye geri dönmüştü. Partinin en önemli isimlerinden biri olan Özdağ, istifa mektubunda yolunu kimlerle ayırdığını ve gerekçelerini vurguladı. Zaten her ne kadar partiye geri dönmüş olsa da iki tarafın yaklaşımında bir değişme olmadığından bu durumun çok uzun sürmeyeceği belliydi. Hatta Özdağ, istifa etmese kendisini ihraç talebiyle yeniden disipline sevk edeceklerini iddia etti.
İyi Parti’nin kuruluşunda bulunup da günümüze kadar olan süreçte partiden ayrılan Yusuf Halaçoğlu gibi Özcan Yeniçeri gibi çok sayıda önemli isim olmuştu. Yine bu isimlerden biri olan Ali Türkşen şu sıralar partileşmek üzere olan Memleket Hareketi’ne katıldı. Fakat bu kişilerden farklı olarak Ümit Özdağ ve bir diğer istifa eden milletvekili İsmail Koncuk yeni bir parti kuracaklarını açıkladılar. Özdağ, partinin tüzük çalışmalarına başladıklarını, görüşmeler yaptıklarını ve çok sayıda destek olduğunu belirtti. Partinin özellikle Atatürk’ün Türk milliyetçiliği üzerine kurulacağını vurguladı ki eski partisine yaptığı en önemli ve sert eleştirilerin başında bu konu geliyordu.
Ümit Özdağ uzun yıllardır bildiğim, sevdiğim ve beğendiğim önemli bir siyasetçidir. 2017 Başkanlık Sistemi Referandumunda ‘hayır’ çıkması için en çok çalışan 3 siyasetçiden biridir. FETÖ ile mücadele, Suriye sorunu gibi milli meselelere son derece hakim ve ilkeli bir duruş sergileyen bir vatanseverdir. Ayrıca takip edebildiğim kadarıyla tabanda da bir karşılığı olduğu gözüküyor. Fakat çalışmalarına yeni başlanan bir partinin resmi olarak kuruluşunun 2021 içerisinde olmasına pek ihtimal vermiyorum. Dolayısıyla önümüzdeki genel seçimlere girmesi de zor görünüyor.
Blog Yazıları
Yazılarımın paylaşım sıklığı hem gündeme hem de ders yoğunluğuma bağlı olduğundan henüz sağlam bir istikrar sağlayamadım. Bundan sonra blog yazılarımı çok özel bir durum olmadıkça her hafta pazar günleri haftalık değerlendirme olarak paylaşmayı planlıyorum. Böylece okurlar için de sabit bir gün haline dönüşmüş olur.
Yorumlar
Yorum Gönder