Ana içeriğe atla

Bakana Beraberlik Yetti

 

Son günlerde ülkenin bir numaralı gündemi haline gelen Sedat Peker ve arka arkaya yayınladığı videoların ardından İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, konuşulan iddialara açıklık getirmek üzere Habertürk’te bir programa konuk oldu.  

 

Öncelikle Peker’in videoları hakkında bir yazı yazmayacağımı belirtmek isterim. İddia edilenlerin doğru olup olmadığını bilme ihtimalimiz yok çünkü büyük kısmı basit şekilde araştırıp da ulaşamayacağımız derin istihbarat gerektiren bilgiler veya iftiralar. Hakim olamayacağımız bir konuda sosyal medya gazına kapılıp yorum yaparak kimseyi yanlış yönlendirmek istemem. Dolayısıyla buz dağının yalnızca görünen kısmına yorum yapmakla yetinmek durumundayız ve o kısım bu videolara resmi ağızlardan ve kamuoyundan gelen tepkiler. En önemli parçasını ise şimdilik pazartesi akşamı gerçekleştirilen program oluşturuyor. 

 

Yaklaşık 3 saat süren ve içlerinde muhalif olarak bilinenlerin de olduğu 4 gazetecinin sorularının cevaplanması üzerine düzenlenen bir programdı. Fakat çoğu izleyenin hayal kırıklığına uğradığı bir programa dönüştü. Önemli kısımlarını alıp bir özet haline getirmek gerekse 5 dakikayı geçmeyecek kadar dolu bir programdı diyebiliriz. Peki neden ve nasıl böyle oldu? 

 

Programın duyurulduğu andan itibaren kamuoyunda müthiş bir beklenti oluştu. Sonuçta bir bakanın muhalif gazetecilerin karşısına çıkarak sorularını cevaplayacak olması ne acıdır ki uzun zamandır görmediğimiz bir durumdu. Dolayısıyla herkes o kadar alışık değildi ki; gazeteciler soru sormayı, Süleyman Soylu cevaplamayı, moderatör de müdahale etmeyi unuttu. Böylece gecenin kazananı Bakan Soylu olmuş oldu çünkü kendisine bu ortamda beraberlik yetiyordu. 

 

Programdan sonra sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen kanalın önüne gelip Süleyman Soylu lehine tezahürat yapan taraftar grubuyla da birlikte şöyle bir algı oluşturulmuş oldu: ‘’Bakan kimseden kaçmadan gazetecilerin karşısına çıktı ve 3 saat boyunca sorularını yanıtladı.’’ Soylu bu algıyı usta bir siyasetçinin yapacağı üzere, aslında hiçbir soruya doğrudan cevap vermeyerek çok iyi yönetti. Ne anlattığından çok nasıl anlattığı önem kazandı.  

 

Sigorta şirketinden araba modellerine, Gaziosmanpaşa’nın ilçe oluşundan illegal videolara kadar her şeye değinildi programda. Hatta bir ara Davutoğlu, Babacan, Kaftancıoğlu, Tekin gibi isimler geçmeye, konu Doğu Akdeniz ve terör operasyonlarına kadar dağılmaya başladı. Çoğunlukla geçmişe gitti, yaptıklarını övdü ama sonunda belki de toplasanız 15 dakika Sedat Peker konuşulmadı. İlk olarak konuşulması gereken uyuşturucu ticareti ve Uğur Mumcu cinayeti gibi konulara girilemedi bile.  

 

Gecenin kaybedeni bu propagandaya alet olarak kamuoyunda bir algı zemini oluşturulmasına yardım eden gazeteciler oldu. Tabi ki özellikle İsmail Saymaz ve Merdan Yanardağ birkaç soru sormaya çalıştı ama cevap alamadılar ki önemli olan da buydu. Ne yapsalardı? Yapılacak şey basit: cevap alana kadar sorularında ısrarcı olacak, konunun değiştirilmesine izin vermeyecek, gerekirse orada tepki vereceklerdi. Uğur Dündar, Zafer Arapkirli, Yılmaz Özdil gibi muhalif ve daha tecrübeli gazeteciler de benzer eleştirilerde bulundular. 

 

Program bitti, iş işten geçti! Merdan Yanardağ’ın sonradan yaptığı gibi iki satır tweet yazarak düzelmez. Madem bunu yaşanacağını biliyor ve hazırlıklı gidiyordu, tepkisini de hazırlamalıydı. Ayrıca dikkatimi çekti; bir yerde Merdan Yanardağ, Süleyman Soylu’ya istifa etmesi gerektiğini ima edecek gibi oldu ki Soylu’dan ‘’Sizin hakkınızda hiç iddia ve iftira yok mu? Siz istifa mı edeceksiniz?’’ çıkışı geldi ve o noktadan sonra sessizleşti. Bunun nedenini merak ediyorum. 

 

Sonuç olarak, yaklaşık üç saat süren ve gazetecilerin soru sorması üzerine kurgulanmış bir programda 4 gazetecinin toplam konuşma süresi yaklaşık 8 dakikaydı. Futbola benzetecek olursak; bu istatistikten maçın Süleyman Soylu’nun istediği gibi geçtiğini söyleyebiliriz. Kağıt üzerinde zaten deplasmandaydı ve beraberlik iyi bir sonuçtu. Dolayısıyla bolca top çevirerek 0-0'ı korudu ve istediği skoru almış oldu. Maçı kazanması gereken gazeteciler ise pozisyona dahi girmeden maçı tamamlamış oldular... 

 

Program boyunca dikkat çeken tek olay Sedat Peker’in kendi hesabından Bakan Soylu’ya çok sayıda cevap vermesiydi. İlk önce pazar gününü işaret eden Peker, daha sonra karar değiştirmiş olacak ki akşam saatlerinde yeni bir video yayınladı. Habertürk yayını sırasında Bakan Soylu’nun tanıdığını ve arkadaşı olduğunu ifade etti Reşat Hacıfazlıoğlu ile olan görüntülü telefon görüşmesini yayınladı. Videoda geçen konuşmalardan, doğru olmaları halinde çok ağır iddialar açığa çıktı. Net bir şekilde Berat Albayrak da konuya dahil olmuş oldu.  

 

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylu’ya sahip çıktı ve terör örgütlerine karşı yapılan operasyonların suç örgütlerine de yapılacağı mesajını verdi. Bunun üzerine ‘’Tayyip Abim’’ diyerek konuşmalarında hep Cumhurbaşkanı’nı ayırarak konuşan Sedat Peker’in yayınlayacağı yeni video merak edilmeye başlanmıştı ki çok sert tweetler gelmeye başladı. ‘’Şeytanlaşırsanız en büyük şeytan olurum’’ diyen Peker ‘Defne Hanım’ın evinde kalp krizi geçiren kişi’ ifadesiyle de olaya yeni kişileri katmış gibi görünüyor. Önümüzdeki günler kazan kaynamaya devam edecek gibi görünüyor. Her an her şey olabilir... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...