Ana içeriğe atla

Yeni Bir Siyasetçi

  

Bugünkü yazımda yeni ve farklı bir siyasetçi adayından bahsetmek istiyorum. Bu kişi özellikle genç kuşakta oldukça popüler bir Twitch yayıncısı olan Ahmet Sonuç ya da bazılarınızın daha iyi bildiği kullanıcı adı ile Jahrein 

 

Siyasi gündemle bir ilgisi olmadığından doğal olarak daha önce kendisi hakkında bir yazı yazmamıştım. Fakat geçtiğimiz haftalarda kendi kanalındaki bir yayını sırasında siyasete girmeyi düşündüğünü ve bağımsız milletvekili adayı olacağını duyurdu. Bunun üzerine de hem iyi hem kötü pek çok yorum yapıldı. Herkesin kolaylıkla ulaşabileceği detaylı biyografi bilgilerinden ziyade kendi gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. 

 

Şahsen kendisini çok sıkı olmamakla birlikte, özellikle kendi sosyal medya hesapları ve Youtube üzerindeki videoları aracılığıyla birkaç yıldır takip ediyorum. Burada anlatacağım tabi ki oyun videoları değil, özellikle son dönemlerde paylaştığı siyasi yaklaşımları olacak. Öncelikle kendisini teknokrat olarak tanımlıyor. Bilmeyenler için liyakat esaslı ve her konuda işin uzmanlarının yetkili olması gerektiğini savunan farklı ve yeni bir ideoloji diyebiliriz. Devletin özellikle ekonomi alanında sadece seçilen siyasetçiler tarafından değil, üst düzey yöneticiler ve iş insanlarıyla yönetilmesini savunan bir siyasi yaklaşım. 

 

Muhafazakar, komünist, liberal vs. basmakalıp terimlere saplanıp kalanların ‘’Ne yani şimdi sağcı mı solcu mu?’’ diye yaklaşmaya devam etmesi muhtemeldir. O nedenle şunu da belirteyim; kendisi yine gözlemleyebildiğim kadarıyla Atatürkçü ve ülkesini, dilini, insanını ve kültürünü seven bir vatandaş. Bu değerleri bir kalıba sokmanın bir manası yok zira böyle olmayan siyasetçiler de mevcut. Birden fazla yabancı dili olması da bana göre çok önemli bir artı. Geçmişte bütün Cumhurbaşkanı ve Başbakanların yabancı dilleri çok iyiyken, 2021 yılında siyasetteki yabancı dil bilme seviyesinin bu denli düşük olması çok üzücü bir durum. 

 

Tek tek ve daha detaylıca mevcut siyasi görüşlerine bakacak olursak; bir defa mevcut iktidardan kesinlikle memnun olmayan, muhalif bir tarafta durduğu kesin. Genellikle hükümetin yanlışlarını cesur ve iğneleyici bir üslupla dile getiriyor. Ancak buradan muhalefeti desteklediği veya çok memnun olduğu gibi bir anlam çıkmasın çünkü onları da çok sert dille eleştirebiliyor. Ayrıca iktidara uzak olduğu kadar iktidar partisinden ayrılarak yeni parti kurup, hiçbir şey olmamış gibi sorumluluktan kaçanlara da uzak.  

 

Muhalefetteki diğer partilere yaklaşımlarına baktığımızda; HDP ile yan yana gelmesinin imkansız olduğunu, CHP ve İyi Parti’yi de etkisiz muhalefetleri nedeniyle eleştirdiğini görüyoruz. Yazılarımı düzenli olarak takip edenler çok iyi biliyorlar ki ben de kendimi hem iktidardan hem de muhalefetten memnun olmayan benzer bir noktada konumlandırıyorum. Bunun nedeni bizim beğenmemezliğimiz değil, mevcut siyasi partilerin hiçbirinin halkı yansıtmıyor olması. Popüler birkaç siyasetçi dışında artık insanlar, özellikle de gençler; siyasetten, seçimlerden, haberlerden nefret eder hale geldiler.  

 

Ahmet Sonuç için yazılan kötü yorumlara gelirsek; her ne kadar buna tam anlamıyla katılmasam da hakkında bir ‘her şeyi eleştiren çok bilmiş’ algısı oluşmuş durumda. Bana sorarsanız bu algıya sebep olan şey fikirlerini ve eleştirilerini yer yer küçümseyen ve biraz da dalga geçen bir üslupla aktarması. Aslında pek çok konuda bilgi sahibi; bilmediği bir şey olduğunda da bunu açıkça söyleyen birisi olduğunu düşünüyorum.  

 

‘’Küfür veya yetişkin içerikli konuşmaları’’ konusunda ise kendisinin de söylediği gibi yayıncılık ağzı başka siyaset ağzı başka olacaktır. Sonuçta gençlerin pek çoğunun sosyal medyada bu tarz paylaşımları bulunuyor ve gelecekte bu kişilerden de devlet yöneticileri çıkacak. Böyle şeylere alışmamız ve değişime ayak uydurmamız lazım. 

 

Bunların haricinde yazılan ‘’Oyun oynayan kişiden siyasetçi mi olur’’ kafasındaki yaklaşımların ve troll yorumlarının çok değersiz eleştiriler olduğunun farkındayım. Futbolcudan, güreşçiden, akrabadan vs. siyasetçi oluyorsa; bir yayıncıdan, Youtuber’dan ve hatta Tiktoker’dan da siyasetçi gayet de olabilir. Bu aslında küçümsenecek değil tam aksine sevinilecek bir durum. Genç fenomenlerin siyaset ve gündem ile ilgilenmesi, ülke meselelerini kendine dert edinmesi beni çok mutlu eden bir durum. Aynı şekilde Pelin Baynazoğlu(Pqueen)’nun Mansur Yavaş ile yaptığı yayını, Bahadır Telci(PurpleBixi)’nin yayınlarını, Oğuzhan Uğur’un programlarını da çok değerli buluyorum. Dolayısıyla, siyasetle ilgilenen bir genç olarak da kendisini destekliyorum. 

 

Ahmet Sonuç, isimlerini vermeden önemli birkaç siyasi partinin kendisiyle temas kurduğunu aktardı ve bağımsız girerse kazanmasının zor olduğunu bildiğini de ekledi. Fakat bir partiye katılmak için bazı şartları var. Öncelikle partinin tüzük ve programını inceleyeceğini ve kendisine uyup uymadığından emin olacağını söylüyor. Ayrıca sırf seçim kampanyası olarak ismini kullanıp daha sonra seçilemeyeceği bir bölge ve sıradan aday gösterecek partilere de haklı olarak kapıyı kapatıyor.  

 

Sonuç olarak parti anlamında şimdilik kesinleşen bir durum yok. Benim fikrimi soracak olursanız; kendisini Muharrem İnce’nin 19 Mayıs’ta resmen partileştirmesi beklenen Memleket Hareketi’nde görmeyi çok isterim. Böyle yeni bir hamle, yeni ve iddialı bir hareket ile birleşerek büyük ses getirebilir. İnce de yeni partinin ideolojisi sorulduğunda Mustafa Kemal Atatürk’ü referans vererek ‘’Cumhuriyetçi’’ olarak tanımlıyor. Mevcut siyasetçiler içinde gençlere, bilime, teknoloji ve geleceğe en çok önem veren kişi olduğu da bir gerçek.  

 

Ahmet Sonuç hakkındaki genel gözlemlerimi ve görüşlerimi aktarmaya çalıştım. Tabi ki sabit fikirli bir insan değilim; yeri gelecek en çok desteklediğim siyasetçi olan Muharrem İnce’yi eleştirdiğim gibi, hatasını görürsem eleştireceğim. Her konuyu araştırıp, çalışıp kürsüde anlatacağına ben de inanıyorum. Özellikle gençlerin dilinden anlayacak böyle bir siyasetçiye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ayrıca ‘’Yolsuzluk yaparsam intihar ederim’’ sözünü çok değerli buluyorum ve asla unutmamak üzere buraya yazıyorum... 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...