Son zamanlarda siyasi gündemi meşgul eden önemli konulardan birisi erken seçim tartışmaları. Özellikle muhalefet, doğası gereği bunu istiyor ve sürekli dile getiriyor. Fakat buna gerçekten hazırlar mı? Belki de soruyu şöyle sormak daha doğru olacaktır: Amaç iktidara gelmek mi yoksa muhalefeti kaptırmamak mı?
★★★
Mevcut anketlere bakarak erken seçim istemek çok büyük bir hata olur ki önceki yazımda Afyon örneği üzerinden bunu açıklamaya çalıştım.
İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz tamamen bırakılmış durumda ve muhalefet bir büyükşehir zehirlenmesi yaşıyor.
★★★
Erken seçimin yaratacağı daha başka pek çok olumsuz durum da var;
Normal şartlarda 3. kez aday olması tartışmalı bir durum yaratan mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, meclis tarafından erken seçime gidildiği takdirde adaylığı meşrulaşmış olacak.
Belediye başkanlarının adaylığının önü kesilecek çünkü görev sürelerinden 2-3 sene önce istifa etmeleri demek, o belediyelerin meclis çoğunluğu elinde bulunan AK Parti’ye geçmesi demek olacak.
İktidarı değiştirebilecekleri yönünde en çok umut bağlanan yaklaşık 2 milyon Z kuşağı seçmeni yaşı tutmadığı gerekçesi ile oy kullanamayacak.
Hem yeni kurulan DEVA ve Gelecek gibi kendini muhalif olarak konumlandıran partiler güçlenme imkanı elde edemeyecek hem de Memleket Partisi ve Ümit Özdağ’ın kurmak üzere olduğu parti büyük olasılıkla seçime giremeyecek.
★★★
Tabi ben bunları olumsuz olarak sayarken muhalefetin planlarına göre olumlu da olabilir.
Erken seçim demek, bir anlamda mevcut muhalefetin koltuğunu garanti altına alması demektir.
İktidar olmak için risk alıp koltuğu kaybetmek istemiyor olabilirler.
‘’Zaten ülke tam bir enkaz halinde, iktidar olsak kim uğraşacak temizlemeye’’ diye düşünüp sorumluluk almak istemiyor da olabilirler.
★★★
Peki gerçekten kazanacaklarını düşünüyor olamazlar mı? Bana sorarsanız olamazlar!
Bir defa henüz muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı belli değil.
Üstelik yenmek zorunda oldukları kişi 20 senedir seçim kaybetmemiş birisi.
Siyasetin dışından sürpriz bir isim düşünülüyorsa 2014’ten tecrübeliyiz.
Adayın geç açıklanmasının nasıl bir dezavantaj yarattığına da 2018’den tecrübeliyiz.
★★★
Bırakın adayın kim olduğunu; çatı aday mı olacak yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak o bile kesin değil.
Belki son zamanlarda yapılan yorumlardan, muhalefetin çatı aday fikrine daha yakın olduğunu söyleyebiliriz.
★★★
Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ama gerçekten kendisi için ama düşündükleri adayı korumak için bir adaylık çıkışı yaptığı ortada.
Meral Akşener ise 2018’deki hayal kırıklığından sonra bir seçim hezimetini daha göze alamıyor olacak ki ortak adaya yeşil ışık yakıyor.
Peki bugün çatı adaya ‘’engel olmam ‘’ diyen Akşener, 2018’de neden engel oldu?
Peki bugün Erdoğan’a karşı ‘’Kesin kazanırım’’ diyen Kılıçdaroğlu, önceki 2 seçimde neden aday olmadı?
★★★
Kesin konuşmamakla birlikte Millet İttifakı’nın çıkaracağı aday veya adaylara ek olarak Muharrem İnce ve HDP’nin çıkartacağı bir ismin de diğer muhalif adaylar olarak seçime gireceğini tahmin ediyorum.
Öncelikli hedef ilk turda sandığa katılımı yükselterek seçimi ikinci tura bırakmak olmalıdır.
Bunun da en mantıklı yolu seçmenin önüne sunulacak seçenekleri yani aday sayısını artırmaktır.
İlk turda sandığa giden seçmeni ikinci turda ikna etmek kolaydır ama ilk turda çatı aday dayatması yapılırsa sandığa katılım düşük olacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder