Ana içeriğe atla

Çatlak İttifaklar

  

Ekonomik krizin giderek büyüdüğü ve mülteci sorununun giderek geri dönülemez bir noktaya doğru ilerlediği bugünlerde siyasi gündem de sanki çok yakında bir seçim olacakmışçasına sıcak ve hareketli.  

 

Her ne kadar dışarıya mutlu ve birlikte fotoğraflar verilse de aslında yapılan açıklamalardaki satır aralarını okuyup alt metni anlamaya çalıştığımızda iki ittifakta da derin çatlaklar olduğu görülüyor. 

 

★★★ 

 

Cumhur İttifakı içinde kazanın kaynadığını daha önce de söylemiştik. 

 

Süleyman Soylu’nun bütün Sedat Peker iddialarına rağmen görevde tutulması, 

 

Süleyman Soylu ile arasının bozuk olduğu bilinen Berat Albayrak’ın görevden alınması, 

 

Cemal Enginyurt’un AKP’yi eleştirmesinin ardından MHP’den ihraç edilmesi, 

 

Aslında sürekli karşılıklı hamleler geliyordu ve dışarıya fazla yansıtılmadan çatlakları onarmaya çalışıyorlardı. 

 

★★★ 

 

Yapılan son anketlere göre Cumhur İttifakı’nın oyu %40'ın altına kadar geriledi ve gittikçe de erimeye devam ediyor. 

 

Bu da özellikle AKP tarafını yeni arayışlara yöneltmiş gibi görünüyor. 

 

Hem Saadet Partisi özelinde bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın Oğuzhan Asiltürk ziyareti, 

 

Hem İyi Parti ile saray arasında gizli bir görüşme yapıldığı iddiaları, 

 

Hem de son günlerdeki doğu ziyaretleri ve ikinci açılım süreci söylentileri... 

 

★★★ 

 

Tabi bunların yaşanmasında muhalefet kanadındaki çatlakların etkisi yüksek. 

 

Özellikle son günlerde HDP tarafından gelen açıklamalar dikkat çekici! 

 

Selahattin Demirtaş’ın ‘’Kimse oylarımızı çantada keklik görmesin’’ sözlerinden sonra CHP’den küçük jestler gelmişti. 

 

Pervin Buldan ise bugün Gaziantep’te bir kez daha net bir şekilde iki ittifaka da yakın olmadıklarının ve desteklemeyeceklerinin altını çizdi. 

 

★★★ 

 

Resmi olarak 2 partili bir Millet İttifakı mevcut gibi görünse de daha çok geniş bir muhalefet ittifakı oluşturulmuş gibi bir algı yaratılmıştı. 

 

Ancak iktidarın aksine muhalefet tarafında çok sayıda ve çok net biçimde farklı ideolojilere sahip partinin bulunması böyle geniş bir ittifakı imkansız kılıyor. 

 

Bu kesimin de en büyük ve popüler tartışma konusu yine ve hala Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı! 

 

★★★ 

 

Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun yarım ağız da olsa bir adaylık çıkışı olmuştu. 

 

Bu sefer de çevresindeki bazı isimler tarafından yapılan ‘’Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’’ şeklindeki resmi olmayan açıklamalar ile bir kamuoyu yoklaması yapıldı.  

 

Bunun üzerine İyi Parti bir hamle yaptı ve onlardan da benzer şekilde kendilerinin Cumhurbaşkanı adayının Meral Akşener olacağı yönünde sesler yükseldi. 

 

Daha sonra İyi Parti ‘’blöfünü gördüm ve artırıyorum’’ dercesine Ekrem İmamoğlu ile Meral Akşener’in arasının çok iyi olduğunu vurgulayarak adeta CHP’ye göz dağı verdi. 

 

Bu rest işe yaramış olacak ki olaydan tam 3 gün sonra Kemal Kılıçdaroğlu geri adım attı ve yapılan açıklamalardan haberi olmadığını, adaya ittifakla birlikte karar vereceklerini söyledi. 

 

★★★ 

 

Bu iki en yakın parti arasında bile net ve samimi bir birlik yokken; 

 

HDP muhtemelen kendi adayını çıkartacakken, 

 

Ali Babacan kendisinin doğal Cumhurbaşkanı adayı olduğunu belirtmişken, 

 

Gelecek Partisi’nden de kendi adayları ile seçime girecekleri yönünde açıklamalar gelmişken, 

 

Yeni kurulan Memleket Partisi de çok adayla girmeyi savunduğundan kendi adayı ile seçime girecekken, 

 

Daha pek çok bağımsız adayın da seçime girmek isteyeceği aşikarken, 

 

Bu durumda Millet ittifakının tek aday çıkarmasının zaten hiçbir manası kalmayacak... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...