Ana içeriğe atla

Entegrasyon

  

Türkiye’nin çözülmeyi bekleyen çok sayıda sorunu olduğu aşikar. Fakat bu sorunlardan bazılarına, deprem ve müsilaj gibi, siyaset dışı yaklaşılmalı ve seçim beklenmeden acilen müdahale edilmeli. Son günlerin en çok konuşulan konusu ise yine bu kategorideki sorunlardan birisi olan ‘’mülteci sorunu’’. 

 

Bu konu aslında uzun bir süredir zaten gündemdeydi. Fakat Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, su faturası ve katı atık vergisi gibi bazı ödemelerin yabancılardan 10 kat fazla alınacağı yönündeki açıklamasından sonra iyice alevlendi. Kendisini faşist, hatta ırkçı ilan edenler oldu. Kendi partisi dahil bütün siyasi mecralardan tepkiler aldı ama geri adım atmayacağını belirtti. 

 

★★★ 

 

Ortada sıradan bir milliyet veya başka herhangi bir düşmanlık söz konusu değil.  

 

Suriye’de savaş bitti, seçim yapıldı. Devlet başkanları mültecileri vatanlarına geri çağırdı.  

 

Bahsettiğim kişi Cumhurbaşkanımızın da bir dönem yakın dostu olan ve beraber tatil yaptıkları, şimdilerde ise arasının bozuk olduğu Esad. 

 

Mülteciler de bayramlarda kendi rızalarıyla ülkelerine dönüyor ve gayet rahat bir şekilde istedikleri kadar kalıp Türkiye’ye geri dönüyorlar.  

 

Zor durumda, sığınmacı, mağdur gibi bir tablo söz konusu değil. 


Hiçbiri hayatını kaybetmiyor. 


Mehmetçiklerimiz hariç... 

 

★★★ 

 

Türkiye’nin şu anda yaptığı şey yardım veya misafirperverlik değil.  

 

5 milyonun üzerinde Suriyeli ülkenin dört bir yanına dağılmış durumda.  

 

Kimileri ucuz iş gücü sağlayarak yerel halkın iş bulamamasına neden oluyor. 

 

Kimileri bazı illerde çeteleşiyor ve sokaklarda terör estiriyor. 

 

Kimileri Türk vatandaşlarının bile yararlanamadığı haklar ile bir güzel hayatını yaşıyor. 

 

Daha şimdiden pek çok ildeki demografik yapıya büyük zarar veren mülteciler, birkaç sene sonra geri dönülemez bir hata olarak çok daha büyük sorunlara neden olacaklar. 

 

★★★ 

 

Böyle bir ortamda ne iktidarın yandaş politikalarının peşinden giden, ne de kendisini muhalif tanımlayıp Amerika’dan fonlanan medya organlarının mülteci güzellemelerine takılıp kalmamak gerekiyor.  

 

Suriye sorununu yaratan ve büyüten bir iktidar ile çözüm olarak mültecileri burada tutmaya devam edip onları entegre etmek isteyen bir muhalefet... 

 

★★★ 

 

Tanju Özcan’a hem AKP Milletvekili hem de HDP Milletvekili eleştiride bulundu.  

 

Peki bu sırada kendi partisi olan CHP olaya nasıl yaklaştı?  

 

Tabi ki YCHP çizgisinde!  

 

Genel başkan yardımcısı Seyit Torun, Özcan ile taban tabana zıt düşündüklerini ve kendisinin yanında olmadıklarını açıkladı.  

 

Aynı şekilde yine CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da Özcan’ın açıklamasını sert bir dille eleştirdi. 

 

★★★ 

 

Asıl hayal kırıklığı ise adları cumhurbaşkanı adaylığı için de geçen İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş oldu.  

 

İki isim de şehirlerindeki yüksek mülteci nüfusunun sorun yarattığını ve çözüm olarak eğitilip topluma entegre edilecekleri yönünde adımlar attılar. 

 

★★★ 

 

Peki nereden çıktı muhalefetin bu entegrasyon sevdası? 

 

★★★ 

 

Aslında bu konuya yaklaşımları her zaman böyleydi ama gerçek düşüncelerini değil de insanların hoşuna gidecek şeyleri söyledikleri için yanlış biliniyordu.  

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi sosyal medya hesabından attığı ‘’Mültecileri ülkelerine geri göndereceğiz’’ tweetleri aslında sadece popülist yaklaşımlardan ibaret.  

 

Bu konuda bilgisine ve görüşlerine en çok güvendiğim isim olan Ümit Özdağ’ın da daha önce pek çok kez söylediği üzere Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konuda hazırladığı kendi raporlarında mültecileri ülkelerine göndermek gibi bir düşünce söz konusu değil.  

 

Hatta aksine bir Göç ve Entegrasyon Bakanlığı projesi bile bulunuyor.  

 

★★★ 

 

Kısacası mülteci sorunu, Türk siyasetinde önemli bir turnusol kağıdı olacak.  

 

İktidar AB’den gelen para karşılığı kapıları sonuna kadar açıp kontrolsüz şekilde mülteci alımına devam ediyor.  

 

Muhalefet ise gelenleri geri göndermeyi değil, topluma entegre etmeyi çözüm olarak görüyor. 

 

★★★ 

 

Ümit Özdağ liderliğinde partileşmek üzere olan Ay Yıldız Hareketi, Muharrem İnce genel başkanlığındaki Memleket Partisi ve diğer muhalif partilerin içinden Tanju Özcan, İlay Aksoy gibi bazı siyasetçiler ise başka hesaplar yapmak yerine ülkenin geleceğini düşünerek hareket ediyorlar.  

 

Eğer bir çözüm bulunmazsa yakın zaman sonra hayati öneme sahip olacak olan mülteci sorununun, ufak ideolojik ayrılıkları bir kenara iterek yeni ittifaklar doğurabileceğini düşünüyorum! 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...