Ana içeriğe atla

Altın Portakal'da Gerilim

 

Türkiye’nin en eski film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali dün akşam Antalya Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Aynı zamanda Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Muhittin Böcek’in başkanlığında gerçekleştirilen organizasyonda pek çok değerli ödül sahiplerini buldu. En iyi film Okul Tıraşı seçilirken en iyi yönetmen ödülü Tayfun Pirselimoğlu’na gitti. Sinemaseverler eminim yakından takip etmiştir ve diğer ödüllerle adaylara da hakimdir. Fakat benim değinmek istediğim asıl konu, tahmin edeceğiniz üzere Nihal Yalçın ve Tamer Karadağlı arasında yaşanan gerilim... 

 

★★★ 

 

Bildiğiniz üzere en iyi erkek oyuncu ve en iyi kadın oyuncu ödülleri arka arkaya açıklanır.  

 

İlk olarak Kafes filmindeki oyunculuğu ile Tarhan Karagöz, yılın erkek oyuncusu seçildi.  

 

Karagöz sahneye geldi; kendisini anons eden jüri üyesi Muhammet Uzuner ve kendisine ödülünü takdim eden oyuncu Demet Evgar ile tokalaştı.  

 

Sonrasında ödülünü aldı ve yaklaşık 1 dakikalık klasik bir teşekkür konuşmasının ardından sahneden indi. 

 

★★★ 

 

Daha sonra Zuhal filminde canlandırdığı aynı isimli karakter ile Nihal Yalçın, jüri tarafından en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü.  

 

Bu kez kendisini anons eden jüri üyesi Hazal Kaya, kendisine ödülünü takdim edecek oyuncu ise Tamer Karadağlı’ydı.  

 

Önce Hazal Kaya, ödülün de anlamıyla uyumlu olacak şekilde kadın filmlerinin azlığına dikkat çeken birkaç cümlelik mini bir konuşma yaptı ve Nihal Yalçın’ı sahneye davet etti. 

 

★★★ 

 

Sahneye gelen Yalçın, ödülünü dahi almadan doğruca mikrofona yöneldi ve konuşmasına başladı.  

 

Zaten dikkatli izlerseniz Tamer Karadağlı’nın beden dilinden ‘’E ödülü almayacak mı?’’ demeye çalıştığını görebilirsiniz.  

 

İçerisinde ‘’Kazanmayı beklemiyordum ama ne yazık ki güçlü rakiplerim yoktu’’ gibi garip ifadeler de barındıran bana göre oldukça dağınık bir konuşmaya şahitlik ettik.  

 

Konuşmasının süresi 3 dakikaya yaklaşırken Yalçın, ekibine teşekkür etmeye başladı.  

 

Daha da uzayacak mıydı bilmiyoruz ama alkışlar arasında Tamer Karadağlı önce saatine baktı, sonra Yalçın’ın yanına gelerek ödülünü verdi ve alkışlamaya devam etti.  

 

Birkaç saniye sonra Yalçın tuhaf bir şekilde arkasını dönüp ‘’Kim verdi ödülü?’’ diye bir soru yöneltti.  

 

Karadağlı’nın şaşkınlığını kısa keserek ‘’Sus mu dediniz?’’ şeklinde bir tepki gösterdi.  

 

Karadağlı da mikrofona yaklaşarak ‘’Hayır! Rica ederim, ödülünüzle birlikte konuşun diye verdim. Zafer konuşması öyle yapılır, kaldırın böyle...’’ diyerek geri çekildi.  

 

Bunun üzerine Yalçın da gülerek ‘’Tamam, teşekkür ederim’’ dedi ve konuşmasına kısa bir süre daha devam etti.  

 

En sonda da ‘’İstanbul Sözleşmesi’nden vaz geçmeyelim, İstanbul Sözleşmesi yaşatır!’’ diyerek sahneden indi. 

 

★★★ 

 

Bu birkaç dakikalık sekans, ana akım medyada ve özellikle sosyal medyada büyük yankı buldu!  

 

Her zaman olduğu gibi anlamadan, empati kurmadan ve düşünmeden taraf tutulmaya başlandı.  

 

Bunda tabi ki en önemli etken iktidar yandaşı ve muhalefet yandaşı medya 

 

Objektiflikten tamamen uzak şekilde ya ‘Tamer Karadağlı’dan Nihal Yalçın’a büyük saygısızlık’ ya da ‘Tamer Karadağlı Nihal Yalçın’a ders verdi!’ şeklinde manşetler atıldı.  

 

Nedeni ise Karadağlı’nın iktidara, Yalçın’ın ise muhalefete yakın sanatçılar olarak bilinmesi. 

 

★★★ 

 

Kısacası olay bağlamından tamamen koparılarak iktidar-muhalefet savaşına dönüştürüldü. 

 

Bu kadar basit olsaydı ben de kolayı seçer ve Tamer Karadağlı’nın karşısında olurdum. 

 

Hazır Nihal Yalçın da İstanbul Sözleşmesi falan diyerek toplumun kanayan yarasına parmak basmış, var mı daha haklısı... 

 

Yazalım hemen kadın düşmanlığı, ataerkil toplum vs. süslü bir yazı... 

 

Biz bayılıyoruz çünkü feminizmin popülizminden faydalanmaya! 

 

Feministliği; saçını renkli boyamak, +18 içerikli pankart açmak ve erkek düşmanı olmak zanneden tayfa zaten sosyal medyada güçlü ve hazır yazalım gitsin... 

 

Çok yanlış bir bakış açısı! 

 

★★★ 

 

Tekrar söylüyorum: Siyasi görüşleri umurumda değil! 

 

Yarın ikisinin de desteklenmesi gereken veya eleştirilmesi gereken durumlar oluşabilir. 

 

Bu nedenle tavsiyem taraftarlık yapmamanız ve desteğinizi de eleştirinizi de abartmamanız! 

 

Konuyu iki sanatçının bir ödül töreninde yaşadığı iletişim problemi olarak değerlendirmeli ve başka yerlere çekmemeliyiz. 

 

Benim sitemim de insanların olaylara bakış açılarındaki yanlış. 

 

Ayrıca siyasete çekilmek isteniyorsa; Yalçın benim gözümde, muhalif görünüp muhalefete zarar verenler arasında yer alır. 

 

İktidarın yanlışlarını övmek ile HDP’yi ve Demirtaş’ı övmek bana eş uzaklıktadır ve çok da uzaktadır! 

 

★★★ 

 

Tamer Karadağlı’nın mimikleri abartılı olabilir ama bu olayda daha sakin ve saygılı tavırda olan da yine kendisi. 

 

Ayrıca usulen kazanan kişinin önce ödülünü alıp, sonra konuşma yapması daha doğrudur. 

 

Peki uzun konuşma yapamaz mı? 

 

Elbette yapabilir ama konuşmuş olmak için konuşuyorsa uyarılması da gayet normaldir. 

 

Nihal Yalçın’ın olaydan sonra attığı ‘’Beni Tamer’e geçirtmeyin...’’ tweeti ve bugün paylaşılan videoda Karadağlı ile dalga geçtiği görüntüleri de aslında pek çok şeyi anlatıyor... 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...