Ana içeriğe atla

Tezkere Krizi

  

Ekonominin, hayatımızın en acı gerçeği olduğu bir dönemden geçiyor olsak da Türk siyaseti için bir hafta çok uzun bir süre. Daima sıcak kalabilen siyasi gündemde sürekli yeni gelişmeler ve haberler ortaya çıkıyor. Bu yazı ile son dönemde yaşananlara göz atacağız... 

 

 

Akşener’den Yeni Açıklamalar 

 

Hatırlayacağınız üzere yaklaşık 2 hafta önce katıldığı bir televizyon programında Meral Akşener, çok önemli açıklamalarda bulunmuştu. 

 

Başbakanlık çıkışını da ilk kez dile getirdiği o konuşmanın içerdiği mesajları ‘’Her Kesimden Oy Almak’’ başlıklı yazımın ikinci kısmında incelemiş ve zekice bulduğumu söylemiştim. 

 

İstediği etkiyi yaratamamış ya da beklediği geri dönüşü alamamış olacak ki söylemlerini bir adım öteye taşıdı. 

 

★★★ 

 

Daha önce de pek çok kez CHP ile İyi Parti arasında atışmaların olduğunu ve CHP’den her Kemal Kılıçdaroğlu adaylığı sesi yükseldiğinde, İyi Parti’den bir Ekrem İmamoğlu kartı oynandığını söylemiştim. 

 

Ancak Akşener artık fotoğraf, buluşma, açıklama gibi mesajların yerine açık açık isim vererek; Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş’ın adaylığına karşı çıkmayacaklarını ifade etti.  

 

Stratejik olarak baktığımızda yine akıllıca bir hamle olduğunu söyleyebilirim. 

 

Akşener önce, kendisi aday olsa bile kazanma ihtimalinin düşük olduğunu görüp yeni sistemde ülkeyi yönetmenin formülü olan ‘Başbakanlık’a talip olmuştu. 

 

Şimdi ise en popüler iki ismi sahiplenerek hem seçmeni partisine çekiyor hem de kaybedeceğini düşündüğü Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık yoluna taş koyuyor. 

 

★★★ 

 

Ancak bir noktayı vurgulamakta yarar var; 

 

Bu açıklamaları tamamen tarafsız bir gözle ve kendi partisinin çıkarları doğrultusunda değerlendirerek başarılı bulduğumu ifade ediyorum. 

 

Bu demek değildir ki ben de aynı görüşteyim ve destekliyorum... 

 

Özellikle İyi Parti’nin 4. yılına özel hazırlanan videonun da İmamoğlu hakkında ifade ettiği ‘’Rabbi Yesir’’ söyleminin de mantıklı hiçbir tarafı olduğunu düşünmüyorum. 

 

 

İmamoğlu Yeni Erdoğan Mı? 

 

Ekrem İmamoğlu da tarafsız gözle takip edebilenler için eleştirilecek şeyler yapmaya devam ediyor. 

 

Nedendir bilinmez kendisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak başka illeri geziyor. 

 

Diyarbakır ziyareti sırasında da HDP’lilerle sergi açılışına katıldı. 

 

Bundan 4 gün sonra ise Orhun Abideleri üzerinden Türkçülük göndermesi yapması bence komikti. 

 

Daha önce de Pervin Buldan ile fidan dikip hemen arkasında şehitliği ziyaret edince tepki almıştı. 

 

★★★ 

 

Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’nu kıyasladığımda Yavaş’ın artılarına; daha doğrusu İmamoğlu’nun eksilerine değinmiştim. 

 

Bu ufak tefek gibi duran eksiler aslında buz dağının görünen kısmı olabilir. 

 

Bu kadar göstere göstere her kesime oynama siyaseti ve bazı tavırları beni rahatsız ediyor. 

 

Öyle ki; bazı insanlar İmamoğlu için ikinci Erdoğan yakıştırması yapıyorlar. 

 

Ben şimdilik bu noktada değilsem bile beğenimi her geçen gün kaybettiğini söyleyebilirim. 

 

★★★ 

 

Tüm bu adaylık ihtimalleri konuşulurken, gazeteci Emin Çapa’dan bambaşka iddialar geldi. 

 

Twitter hesabından yaptığı açıklamada muhalefetin düşündüğü Cumhurbaşkanı adayının siyasetin dışından bir isim olduğunu ifade etti. 

 

İsmi açıklamayacağını belirten Çapa, partilerin belirlediği kriterlere uyduğunu ama bu kriterlerin halkta ne kadar karşılığı olacağından emin olmadığını da ekledi. 

 

Şahsen böyle bir şeye pek ihtimal vermesem de bunun ikinci bir Ekmeleddin İhsanoğlu vakası olacağından hiç şüphem yok.  

 

Neyse ki böyle bir ihtimale karşı farklı adaylar da alternatif olarak çıkacaklardır. 

 

 

Tezkere Krizi 

 

Millet İttifakı’nın adayı tartışılmaya devam ederken çatlak yaratabilecek yeni bir konu da Irak ve Suriye Tezkeresi oldu! 

 

Mecliste bugün oylanan ve kabul edilen tezkere için; parlamentoda grubu bulunan partilerden HDP ve CHP ‘’Hayır’’ oyu verirken AKP, MHP ve İyi Parti ‘’Evet’’ oyu verdiler. 

 

Bazı maddeleri sıkıntılı olsa da genel olarak TSK’nın sınır dışı operasyonlar için yetki süresini uzatan bu torbanın; ülkenin sınır güvenliği açısından önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum. 

 

Muhalefet de rahatsız olduğu maddelere şerh düşebilirdi ki birçok parti öyle yaptı. 

 

Henüz bir barış ortamı sağlanmamışken, sınır güvenliğimiz halen tehdit altındayken ve Amerika 10 bin kilometre uzaktan bölgede söz sahibi konumda iken Türkiye’nin de Suriye ve Irak’ta kendi hakkını korumasından daha doğal bir durum söz konusu değildir. 

 

★★★ 

 

Parlamentoda temsil edilen partilerden Memleket Partisi, Gelecek Partisi ve Zafer Partisi tezkereye ‘’Evet’’ verirken; Türkiye İşçi Partisi, Emek Partisi ve Türkiye Komünist Partisi ise ‘’Hayır’’ verdiler. 

 

DEVA Partisi’nin tek milletvekili ise oylamaya katılmadığını ve çekimser kaldıklarını açıkladı. 

 

Çok farklı ideolojilere sahip muhalefet partilerinin aynı kararı vermelerine ve bunun olacağının önceden tahmin edilmesine rağmen CHP’nin ‘’Hayır’’ demesi ise ilginçti!  

 

‘’Hayır’’ diyen diğer partilere dikkat ederseniz, önceki yazılarımda potansiyel bir sol ittifakta adını geçirdiğim partilerden oluşuyor... 

 

Açıklamaların da giderek sertleşmesiyle beraber özellikle Millet İttifakı içerisinde bir bölünme yaşanıp yaşanmayacağını ilerleyen günlerde göreceğiz. 

 

Daha önce dokunulmazlıkların kaldırılmasında sırf HDP’nin yanında görünmemek için ‘’Evet’’ oyu vererek yanlış yapan CHP, bugün de sırf iktidarın yanında görünmemek için Irak ve Suriye Tezkeresi’ne ‘’Hayır’’ oyu vererek yine yanlış yapmaktadır! 

 

★★★ 

 

CHP’nin HDP politikasını şuna benzetiyorum: 

 

Elinizde 20 lira para var ve 30 lira yapmak istiyorsunuz. 

 

Başka birisindeki 10 lirayı alabilmek için kendi paranızı harcayıp kumar oynar mıydınız? 

 

Üstelik sizin de para kaybedeceğiniz kesin olan bir oyunda... 

 

Bu hiç mantıklı değil çünkü elinizdeki parayı da bozdurmak zorunda kalır ve kaybedersiniz. 

 

Yapılması gereken o hazır 10 liranın cazibesine kapılmak yerine çalışarak 10 lira kazanmak olmalı. 

 

Unutmayın ki kumara girerseniz kasa her zaman kazanır... 

 

 

Memleket’e Algı Oyunları 

 

Tezkereye ‘’Evet’’ veren partilerden Memleket Partisi’ne ayrıca değinmek istiyorum çünkü geçtiğimiz hafta bir konuda daha Cumhur İttifakı’na destek verdikleri yönünde algı ortaya atıldı. 

 

Yine bir torba yasa tasarısının tamamı için ‘’Evet’’ oyu kullanan Memleket’li milletvekilleri için ‘’İnce’nin vekillerinden Cumhur İttifakı’na destek!’’ şeklinde manşetler atıldı. 

 

64 maddelik söz konusu torbanın 54. maddesi olan ve Cumhurbaşkanı’na ÖTV’yi 3 katına kadar artırma yetkisi veren madde üzerinden bir tartışma yaratıldı. 

 

Ancak Memleket Partisi’nin de bu maddeye şerh koyarak paketin geneline ‘’Evet’’ verdiği ortaya çıktı. 

 

Meclisin en aktif vekili Mehmet Ali Çelebi, hayatını hakkını aramak ve savunmakla geçmiş birisi olarak bu oyunlara pabuç bırakmadı. 

 

Hem sosyal medyada hem de mecliste defalarca açıklama yapan ve gerçekleri ortaya koyan Çelebi, bu yanlış haberi paylaşan pek çok sayfaya da özür diletmeyi başardı. 

 

★★★ 

 

Şimdi de aynı şekilde mecliste onaylanan tezkere üzerinden Memleket Partisi’ne bir saldırı söz konusu. 

 

Hem de Millet İttifakı’nın diğer ortağı İyi Parti de ‘’Evet’’ vermişken... 

 

Böyle iftiralarla mücadele edebilmek adına Teğmen Çelebi’nin partide bulunması çok büyük bir şans. 

 

Fakat bütün partinin de aynı şekilde aktif olarak çalışması gerekiyor! 

 

Son haftalarda sosyal medya kullanımında büyük bir gelişme var ama yetmez! 

 

Öğrendiğimiz kadarıyla -1M adında bir medya çalışması başlayacak ve daha profesyonel adımlar atılacakmış. 

 

Yine de daha önce söylediğim gibi vitrine yeni ve popüler isimler gerekiyor... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...