Ana içeriğe atla

Batıyoruz 3


Bu yazıyı bu kadar erken yazacağımı asla tahmin etmezdim ama maalesef ki batıyoruz! Bu serinin ikinci yazısını yayınlayalı henüz 1 ay oldu. Bu bir ay içerisinde ekonomik anlamda pek çok değişim yaşandı. Faizler bir önceki %2’lik düşüşün üzerine %1 daha azaltıldı. Doğal olarak Dolar ve Euro fırladı ve bunun sonucunda da zam yağmuru başladı. Marketlerde bazı ürünlere kota konulmaya; akaryakıt istasyonlarında sonu olmayan kuyruklar oluşmaya başladı. Bunun sonucunda da halk bazı bölgelerde hükümete sert tepkiler verdi. Değişmeyen tek şey ise ekonominin kötü yönetilişi ve Türk Lirasının değer kaybı... 

 

★★★ 

 

Ülkemizin ekonomisi adına çok korkutucu bir haftayı geride bıraktık.  

 

Yazmak için geç kaldığımı düşünenleriniz de olacaktır. 

 

1 saat içerisinde bile inanılmaz değişimler yaşandığından bir nebze de olsa dengenin sağlanmasını beklemeyi tercih ettim. 

 

En azından 18 Aralık’ta Merkez Bankası yeni faizleri açıklayana kadar... 

 

Ayrıca yeni başlıyoruz da diyebiliriz! 

 

Bugünden itibaren ilk genel seçime kadar gündemi ekonomi belirleyecek ve muhalefete de bu konuda büyük iş düşecek. 

 

★★★ 

 

Bir önceki yazımda değindiğim helalleşme mevzusu başta olmak üzere muhalefeti eleştirmekten çekinmediğimi biliyorsunuz. 

 

Hatta iktidarı eleştirmenin bir anlamı olmayacağını bildiğimden daha çok da onları eleştiririm. 

 

Fakat nadir de olsa doğru yaptıkları şeyleri de söylemeyi doğru buluyorum. 

 

Bu noktada muhalefetin seçim mitinglerini başlatmasını kağıt üzerinde çok doğru bir hamle olarak görüyorum. 

 

Hem marjinal gruplara ve provokatörlere fırsat verilmemiş olacak hem de ekonomi devamlı gündemde tutulmuş olacak.  

 

★★★ 

 

1 ay önce ’Batıyoruz 2’’yi yazdığımda Dolar 10 Liraya doğru gidiyordu. 

 

Ben de 1 yıl gibi kısa bir sürede Doların 7 liradan 10 liraya çıkmasının ne kadar korkutucu bir tablo olduğunu anlatmıştım. 

 

Dolar bugün 12-13 Lira arasında gidip geliyor. 

 

İnanabiliyor musunuz sadece 1 ay... 

 

İster kabul edin ister etmeyin bunun adı devalüasyondur! 

 

★★★ 

 

En son 2001 krizinde sabit kurdan dalgalı kura geçildiğinde karşılaştığımız bu terim; yeni bir ekonomik krizin yaşandığının da ilanıdır. 

 

Ancak hatırlatmakta yarar var; bu kriz sonucunda vatandaş ilk seçimde meclisi tamamen değiştirmiş ve yeni iki partiyi meclise sokmuştu. 

 

Bugün tam da o 20 sene öncekine benzer bir durum var. 

 

Bir değişim yaşanması gerektiği çok net ve bu durum yeni alternatiflerin şansını önemli oranda artırıyor. 

 

★★★ 

 

Artık çoğu kişinin inandırıcı bulmadığı TÜİK verilerine göre %19; gerçekte ise belki %40 belki de %50 olan bir enflasyon ile karşı karşıyayız. 

 

Faiz lobisi, dış mihraklar, Cehape zihniyeti... 

 

Kendinizi inandırdığınız hayal dünyanızda adına ne koyarsanız koyun. 

 

Ekonomi berbat yönetilmeye devam ediyor ve artık insanların sabrı kalmadı. 

 

En koyu iktidar destekçileri dahi bu durumdan kötü etkileniyor ve tepkilerini gösteriyorlar. 

 

AKP’nin kalelerinden Trabzon’da dahi insanlar sokağa çıkıp hükümeti eleştirmeye başladılar. 

 

★★★ 

 

Faiz haramdır saçmalığından bir an evvel vaz geçilmeli ve ekonomi liyakat sahibi gerçek bir ekonomistin eline bırakılmalı. 

 

İnsanların hayatta kalabilmesi için ya zamlar geri çekilmeli ya da açlık sınırının dahi altındaki asgari ücret artırılmalı. 

 

Ekmeğin çoğu yerde 2,5 TL olduğu, market çalışanlarının ürün etiketlerini değiştirmeye yetişemediği, sırf alışveriş için Edirne’ye gelen 1 milyon Bulgar turistin olduğu bir ortamda iktidar istemese de erken seçime gitmek zorunda kalabilir. 

 

Sürekli görevden alınan ‘’Merkez Bankası Başkanım’’lar, ‘’Ben ekonomistim’’ler, ‘’Dolar dolsa n’olur dolmasa n’olur’’lar devam ettiği sürece pek de bir düzelme ümidim yok... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...