Ana içeriğe atla

Helalleşmeyeceğim!


Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün öğlen saatlerinde Twitter hesabından yayınladığı videonun hem olumlu hem olumsuz yankıları sürüyor. Kendi ifadesiyle bir tür helalleşme yolculuğuna çıkacağını belirten Kılıçdaroğlu’nun videosunu çoğunuz gibi ben de izledim. Bilinçli bir medya okur yazarı sorumluluğu ile yorumlamaya çalışarak elimden geldiğince sizleri de düşünüp araştırmaya sevk edeceğim. 

 

★★★ 

 

Aslında videodaki açıklamaları 2 ayrı kısımda inceleyebiliriz. 

 

İlk kısım benim de çoğuna katıldığım, yaklaşık 3 dakika kadar süren bir bölüm. 

 

İktidarların sürekli değiştiğini ama ülkenin makus talihinin bir türlü değişmediğini belirterek kendisinin bunu değiştirecek vizyona sahip olduğunu ifade etmesi kabul edilebilir bir iddia. 

 

AKP’nin toplumu kutuplaştırdığı ve devlet kurumlarına büyük zarar verdiği eleştirilerinin de tamamına katılıyorum. 

 

Bunlar yaşanırken ceplerini dolduranların da hesap vereceklerini söylemesini, ‘128 Milyar Dolar Nerede’ kampanyasını başlatan bir partinin tutarlılığı anlamında önemli buldum. 

 

Toplumun barışması, yaraların sarılması, huzurun yeniden sağlanması da kulağa çok hoş gelen kalıplaşmış söylemler. 

 

Mesela ‘’Herkesi kucaklayacağız’’ sloganını da her seçim döneminde siyasetçilerin ağzından duyabilirsiniz. 

 

Zaten dikkat ederseniz Kılıçdaroğlu’nun videodaki açıklamalarını destekleyen kitle de herhangi bir argüman veya örnek sunmadan, coşkulu ve halk ağzıyla gaza gelmiş bir biçimde beğenip paylaşıyor. 

 

Düşünmeden ve araştırmadan... 

 

★★★ 

 

Gelelim beni çok rahatsız eden diğer kısma; 

 

Kemal Kılıçdaroğlu yalnızca AKP’nin değil, kendileri dahil tüm iktidarların ülkeyi yıprattığını söylüyor. 

 

Küçük bir araştırmayla 1978-1979 dönemi haricinde, çok partili hayat ile birlikte kurulan Demokrat Parti’nin ikinci seçiminde başa geçtiği 1950’den beri CHP’nin iktidar olmadığını görebiliriz. 

 

Tam 71 seneyi içinde barındıran bu zaman diliminde Kemal Bey herhalde 2 senelik Bülent Ecevit dönemi için özür dilemiyordur. 

 

Geriye tek bir ihtimal kalıyor o da Cumhuriyetin kurulduğu ve 15 senesi Mustafa Kemal Atatürk yönetiminde geçen 1923-1950 dönemi Türkiye'si... 

 

★★★ 

 

Yaklaşık 7 sene kadar önce Habertürk'teki bir programda Atatürk’ün CHP’si ile bugünkü CHP arasında dünya kadar fark olduğunu belirtmiş ve ‘’O dönemde sosyal demokrasi yoktu, biz sosyal demokrat bir partiyiz’’ ifadelerini kullanmıştı. 

 

Yakın zaman önce ise 140 Journals Youtube Kanalı’nın belgeselinde benzer biçimde CHP’yi değiştirdiğini ve halka indirdiğini söylemişti. 

 

Bunu en çok takdir edenlerden birinin de aynı belgeselde yer alan bir başka isim olan Nagehan Alçı olması son derece ironik bir durumdu. 

 

Gazeteci Celal Eren Çelik Twitter hesabında, Fehmi Koru’nun geçen sene yaptığı ‘’CHP iktidar hayali görmek istiyorsa helalleşmeli’’ açıklamasını hatırlattı. 

 

Tüm bu parçaları bir araya getirdiğimizde Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunun temelini Cumhuriyet Halk Fırkası ile yüzleşmek oluşturacak gibi görünüyor. 

 

2 sene önce aynı tezkereye ‘Evet’ veren partinin bugün ‘Hayır’ veriyor olmasındaki sebep de sanırım bu pişmanlık kapsamı içerisinde yer alıyor.  

 

Acaba bu fikirleri kendisine, geçtiğimiz hafta İstanbul Maratonu’nda 1919 göğüs numarasıyla koşan Canan Kaftancıoğlu mu veriyor diye de düşünmeden edemiyorum... 

 

★★★ 

 

Peki bu yolculukta kimlerden helallik istenecek? 

 

Atatürk’ün astırdığı vatan hainlerinden Şeyh Said bu listeye dahil mi mesela? 

 

Bugünkü bazı dostları pek seviyor ve ismini anıyor da ondan soruyorum. 

 

İdam edilen bir başkası, Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’dan özür dilenecek mi? 

 

Kemal Kılıçdaroğlu yukarıda bahsettiğim Habertürk'teki konuşmasında ‘’Bölgede sevilen bir insan, saygı duyulan bir insan’’ diye tarif ediyor da ondan soruyorum. 

 

Bebek katili, terörist başı Abdullah Öcalan’dan da helallik istenecek mi? 

 

Tarihçi Sinan Meydan’ın ifadesiyle ‘’FETÖ’nün kara kutusu’’ Said-i Nursi bu yolculuğun tam olarak neresinde yer alacak. 

 

Kemal Bey yine aynı programda ikisinin de kitaplarının toplatılmasına tepki göstermiş ve insanların düşüncelerine sınır getirilmemesi gerektiğini savunmuştu da ondan soruyorum. 

 

Mesela Menemen halkından Atatürk adına özür mü dilenecek? 

 

Sözde Ermeni Soykırımı kabul edilerek onlardan da helallik istenecek mi? 

 

Ben bu insanlarla asla helalleşmeyeceğim! 

 

★★★ 

 

Bir de eskinin yandaşı bugünün dostları var tabi... 

 

MHP’de muhalifken AKP’ye, Cumhur İttifakı’nda iken de muhalefete sallayıp; bugün Demokrat Parti’de bir anda en büyük Atatürkçü muhalif olanlar! 

 

Yıllarca AKP’nin içinde yer alıp, yapılan bütün yanlışlara ortak olanlar! 

 

Hala baş örtüsü mağduriyeti yapan siyasal İslamcılar! 

 

Ankara’da bomba patladığında ‘’Oylarımız arttı’’ diyen; bugünkü Suriye sorununun baş mimarları! 

 

Prof. Ümit Özdağ’ın ‘’Toplumun kutuplaşmasındaki en büyük faktörlerden’’ şeklinde tanımladığı; geçmişin iktidar, bugünün ‘ychp’ yandaşları! 

 

Gezi olayları dönemindeki Kabataş yalanının yaratıcıları! 

 

Bu örnekleri çoğaltmak, hatta bizzat partinin içinden isimler vermek mümkün! 

 

Ali Babacan ‘’Devr-i sabık yaratmayacağız’’ dediğinde açıklamanın ve içinde bulunduğumuz durumun saçmalığına dikkat çekmiştim ama nereden cesaret aldıklarını şimdi daha iyi anlıyorum. 

 

Ben bu insanlarla asla helalleşmeyeceğim! 

 

★★★ 

 

Geçmişle hesaplaşmak ve özür dileyebilmek büyük bir erdemdir. 

 

Fakat bu helalleşme masalı yeni dostlara şirin görünme çabası değil de gerçekten samimi bir düşünce ise benim Kemal Kılıçdaroğlu’na birkaç tavsiyem olacak; 

 

Öncelikle 9 seçim kaybedip hala koltuğu bırakmadığı için kendi tabanından helallik isteyebilir. 

 

Başkanlık Referandumunda mühürsüz oy pusulalarını kabul ettikleri ve 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde sandık güvenliğini sağlayamadıkları için de özür dileyebilir. 

 

Parti içi demokrasiyi AKP seviyesine indirmeleri de bir özür gerekçesi olabilir. 

 

★★★ 

 

Çifte standart uygulayarak, CNN Türk'e çıktıkları için partiden ihraç ettikleri Av. İrem Çiçek’ten ve Av. Ümit Kocasakal’dan, 

 

Sırf Genel Merkez’e muhalif diye mobbing uygulanan milletvekillerinden, 

 

Partiye 40 seneden fazla hizmet etmiş ve %30 barajını aştırmış olmasına rağmen partinin yanlışları yüzünden yemediği hakaret ve iftira kalmayan Muharrem İnce’den, 

 

Muharrem İnce’ye balkondan el salladı diye partiden atılan Uğur Koçak’tan, 

 

Partiden tasfiye edilen bütün Atatürkçü ve ulusalcı insanlardan helallik isteyebilirsiniz! 

 

★★★ 

 

Hepsini geçtim; Kemal Kılıçdaroğlu böyle düşünüyorsa bunu oy ve reklam amacıyla mesaj vermek için kullanmak yerine seçimi kazandıktan sonra gerçekten uygulayabilir... 

 

Helallik işine gelince; ben hakkımı helal etmeyeceğim! 

 

Ne kendisine ne ülkeyi bu hale getirenlere ne de geçmişten helallik istediklerine... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...