Ana içeriğe atla

Pitbullar

  

Pitbull saldırısı vakalarına maalesef bir yenisi eklendi. 4 yaşında Asiye, pitbull cinsi köpeğin sokakta kendisine saldırması sonucu ağır yaralandıktan sonra ancak kurtarılabildi. Yapılan açıklamaya göre ilk ameliyatının tamamlandığı ve durumunun iyi olduğu bildirildi. Bu ufak kız çocuğunun başına gelen şüphesiz korkunç bir olay! Fiziksel tedavisi tamamlansa dahi psikolojik olarak yaşayacağı travma hayatı boyunca sürebilir. Hem bedenen hem de ruhen kendisine acil şifalar diliyorum. 

 

★★★ 

 

Oldukça hassas ve başka yönlerden duyar kasılamayacak bir konu olduğunun farkındayım. 

 

Ancak evcil hayvan belgesellerini az çok takip eden birisi olarak pitbulların günah keçisi ilan edilmesini hazmedemiyorum. 

 

Pitbullar eskiden Amerika’da bebek bakıcısı olarak görülürlerdi çünkü sadakatleri ve özellikle çocuklarla iyi anlaşmaları ile ünlüydüler. 

 

Bu durum insanların onları fiziksel özelliklerinden dolayı dövüşlerde kullanmaya başlamasına kadar sürdü. 

 

O kanlı ve ölümcül dövüşlere maruz kaldıkça agresif dürtüler pitbull cinsinin genlerine işledi ve üzerlerinde kötü bir algı oluşmasına neden oldu. 

 

Her şeye rağmen bu köpeklerin cinslerinden ziyade yetiştirilme biçimlerinin onları saldırgan yaptığını söyleyebiliriz. 

 

★★★ 

 

Kendi hırsları ve para kazanma arzusu yüzünden pitbulları acımasızca vahşileştiren insanoğlu, şimdilerde onların çok saldırgan olmasından şikayet ediyor. 

 

Ben hayvanları insanların üzerinde gören, ‘’Toplu taşıma Boji’nin de hakkı, rahatsız oluyorsan binme!’’ kafasındaki marjinal hayvan severlerden değilim. 

 

İnsan sağlığı ve güvenliği benim için her şeyden önce gelir! 

 

Ancak bu demek değildir ki hayvanların sağlığı ve yaşam koşulları önemsizdir! 

 

★★★ 

 

Sokak köpeklerinin insanlar açısından ciddi sorunlar oluşturduğunun farkındayım. 

 

Fakat önünü arkasını iyice düşünmeden, anlık öfkeyle ‘’Sokak köpekleri toplatılsın, barınaklara bırakılsın’’ demek doğru olmaz. 

 

Ülkemizdeki hayvan barınaklarının çoğu hastalık yuvası ve barınaktan çok toplu mezar gibi. 

 

Avrupa ülkelerinde sokaklarda köpek olmadığı doğru ama Avrupa’daki hayvan hakları yasalarına da bir göz atmanızı tavsiye ederim.  

 

Burada yer yer insanlara bile gösterilmeyen özen ve vicdan oradaki hayvanlara hak olarak kanunlarla veriliyor.  

 

Hayvanlara kötü muamele uygulayanlara hapis veya ağır para cezaları verilebiliyor. 

 

★★★ 

 

Türkiye’de doğru düzgün bir hayvan hakları yasası çıkartılmadan ve denetimi yapılmadan, hayvanları barınaklara atmak demek onları ölüme terk etmek demek olur ki hayvan severlerin isyanı da buna!   

 

Zaten normal şartlarda sokak hayvanlarının barınaklarda iyi bakılması; pet shoplardaki yasal olmayan hayvan satışının da önüne geçeceğinden hayvan severlerin de destekleyeceği bir iş olur.  

 

Ancak ülkemizde insanların bile bunca derdi, geçim sıkıntısı ve sosyal sorunu varken ve ekonomi iyi değilken hayvanlar için bu adımlar atılır mı?  

 

Pek umudum yok... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...