Yaklaşık 4 ay önce, ülke gündemini ilgilendiren çok önemli bir gelişme olmadığı sürece blog yazılarıma ara verdiğimi duyurmuştum. Bunca zaman içinde elbette pek çok önemli konu gündeme geldi ancak hiçbiri içinde bulunduğumuz karamsarlığı etkileyecek düzeyde değildi. Tam anlamıyla bir geri dönüş olmasa bile kendimi bu yazıyı yazma konusunda sorumlu hissettim. Yeni bir ittifak, Atatürkçü bir ittifak; üçüncü bir yol, yeni bir umut mümkün...
★★★
Türk siyasetinde beni yeniden umutlandıran ve heyecanlandıran bir gelişme, bir hayal, bir dedikodu; adına ne derseniz deyin.
Zafer Partisi ve Memleket Partisi’nin ittifak yapma ihtimalinden bahsediyorum.
Aslında daha önceki yazılarımda henüz Zafer Partisi yeni kurulmuş ve Memleket Partisi ilk kurultayını yeni yapmışken de buna değinmiştim.
Fakat o dönemdeki siyasi atmosfer çok daha farklıydı ve böyle bir ittifak olsa dahi çok fazla bir şey değiştirmeyecek gibi görünüyordu.
Aslında bu algıyı yıkan daha çok Ümit Özdağ oldu.
Birbirlerine İhtiyaçları Var
Siyasi gündemi bu kadar etkileyen ve değiştiren şey Zafer Partisi’nin sosyal medya başta olmak üzere pek çok alanda toplumun desteğini alması oldu.
Son 1-2 ay içerisinde özellikle Ümit Özdağ’ın etkili söylemleriyle birlikte büyük bir ivme yakaladılar.
Ülkedeki sığınmacıların neden olduğu sorunların giderek artmasıyla birlikte insanların da etkisiz muhalefete artık tahammülü kalmadı.
Eskiden alternatif bir muhalif parti olmadığından insanlar da birkaç partinin başında dönüp durmaya alışmıştı.
Fakat Ümit Özdağ bu algıyı kırdı!
Uzmanı olduğu sığınmacılar ve milli güvenlik konusu üzerinden yürüttüğü sert ve etkili muhalefetini başarılı sosyal medya kullanımı ile birleştirerek halkın desteğini arkasına aldı.
★★★
Memleket Partisi ise benzer düşüncelere sahip olsa da Muharrem İnce’ye uygulanan ambargoyu delmeyi başaramadığından sesini yeterince duyuramadı.
İnce’nin üzerinde oluşturulan seçim gecesi algısı maalesef ki 4 senedir kırılamadı.
Kendisi durumu ne kadar açıklarsa açıklasın insanlar onu dinlememeyi ve ön yargıyla yaklaşmayı tercih ettiler.
İki lider arasındaki bağlantı işte tam da bu noktada başlıyor.
Ümit Özdağ, muhalif ve kararsız seçmenlerin deyim yerindeyse at gözlüklerini çıkarmayı başarınca insanlar mevcut muhalefetin aslında ne kadar işe yaramaz olduğunu anlamaya ve tepki vermeye başladılar.
Özellikle çok sayıda destekçisi olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın da adaylık ihtimalleri yok denecek kadar azalınca muhalif seçmenin tepkisi iyice arttı.
Bu gelişmeler dolayısıyla İnce özelinde kendilerinde oluşturdukları ön yargı duvarını da yıkmaya başladılar.
★★★
Yalnızca Muharrem İnce’nin Ümit Özdağ’a ihtiyacı olduğunu söylemek haksızlık olur çünkü bana kalırsa bu ilişki karşılıklı!
Ümit Özdağ’ı şu anda bu kadar popüler yapan şey 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimi kampanyasında İnce’nin gösterdiği performansa benzer bir yoldan ilerlemesi.
Ancak bunun bir bedeli oluyor...
Parti olarak izledikleri sert politika nedeniyle hemen hemen bütün partiler ile kötü ilişkiler içerisindeler.
Kişisel olarak Özdağ’ın Bahçeli’yi eleştirmekten bu denli kaçınmasıysa istisna bir durum ve benim de eleştirdiğim noktalardan bir tanesi.
Özdağ’ın bu sert politikası kendisini başarıya götürecektir ancak iktidarı yıkmaya yetmeyecektir.
Memleket Partisi ise hem tabanlarının birbirlerine saygı duyduğu hem de siyasi yaklaşımları itibariyle olumlu iletişim kurulabilen belki de tek parti konumunda.
Ayrıca bir dönem CHP’ye yakın bir politika izlediği gerekçesiyle eleştirmiş olsam da Memleket Partisi’nin halen her kesimden oy alabilecek stratejik bir konumda bulunduğunu düşünüyorum.
Son dönemde Su ve Organik Tarım Projesi özelinde diğer partilere yaptıkları ziyaretler her ne kadar seçim görüşmeleri olmasa da diğer parti seçmenlerinden artı puan alan hareketler.
Cumhurbaşkanı Adaylığı
Ümit Özdağ daha önce Cumhurbaşkanı adayı olarak Mansur Yavaş ismini telaffuz etmiş ve kendisini göreve davet etmişti.
Kendi sosyal medya hesabımda paylaştığım görüşlerimde bu hamlenin kısa vadede Özdağ’a popülarite kazandıracağını ancak uzun vadede tutarlı ve ilkeli bir hamle olmadığından eksi yazacağını belirtmiştim.
Fakat belki de Özdağ, aday yapılmayacağını bilmesine rağmen sırf Kılıçdaroğlu’nu zor duruma sokmak için Yavaş’ın ismini verdi.
Böylece Kılıçdaroğlu’nun adaylığına gösterilecek seçmen tepkisi çok daha fazla olacaktı.
İşte bu adaylık konusunda da Özdağ’ın İnce’ye ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.
★★★
Muharrem İnce işin parlamento kısmında çok daha tecrübeli ve son seçimdeki adaylığı dolayısıyla çok daha tanınan bir kişi.
Ayrıca en güçlü zamanlarında Erdoğan ile meydanlarda birebir mücadele edebilmiş, hitabet olarak yenilmemiş ve önemli oranda oy almış bir siyasetçi.
Özdağ şu an daha popüler gibi görünse de gerçek seçimlerin sanal dünya ile bir alakası olmadığını yıllar içinde öğrendik.
Üzerindeki algı ve ambargo kırıldıktan sonra doğru ve dürüst bir destek ile İnce’nin Erdoğan’ı yenme şansı Kılıçdaroğlu’ndan çok daha fazladır.
Ayrıca hem İmamoğlu hem de Yavaş’ı destekleyen muhalif seçmenlerin; Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı halinde oylarını İnce’ye yöneltecekleri kanaatindeyim.
Liderlerin Ortak Geçmişi
Muharrem İnce ve Ümit Özdağ’ı bir arada ilk olarak 2017 Başkanlık Referandumu öncesinde Uğur Dündar’ın Halk Arenası programında izlemiştik.
O dönem İnce CHP Grup Başkanvekili, Özdağ ise MHP içerisinde yönetimle mücadele eden milletvekillerindendi.
Farklı partilerde, farklı dünya görüşlerine sahip iki siyasetçi olmalarına rağmen ülkenin geleceği adına bir araya gelmiş ve seçimden ‘’Hayır’’ çıkması için birlikte mücadele etmişlerdi.
Ne komiktir daha sonra kendileri sırf muhalefeti eleştirdikleri için ‘’Sarayın Adamları’’ olmakla suçlandılar.
Ayrıca şunu da belirmek isterim ki o programda hem Başkanlık Sistemi’nin hem de sığınmacıların ileride ne büyük sorunlara yol açabileceği yönündeki uyarılarının tamamına yakını gerçekleşti.
★★★
İki siyasetçinin yolları son 1 yıl içerisinde gerek kamuoyundan gelen taleple gerek gazetecilerin sorularıyla gerekse yüz yüze pek çok kez kesişti.
Kamuoyu önünde yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler, Özdağ’ın İnce’yi Memleket Partisi Genel Merkezi’nde ziyaretiyle başladı diyebiliriz.
Oğuzhan Uğur’un programında bu görüşmeden ‘’Sığınmacılarla ilgili bilgi alışverişi’’ olarak bahsetmiş olsa da daha sonra Mansur Yavaş’ın adaylığı tartışmasında anlaşıldı ki başka konular da konuşulmuş.
Çünkü Özdağ Yavaş’ı aday gösterdiğinde İnce partilerin kendi adaylarını çıkarması gerektiğini söylemiş; Özdağ ise görüşmeleri sırasında İnce’nin de Yavaş’ın adaylığına sıcak baktığını belirtmişti.
Bu görüşmeden sonra iki parti arasında ittifak söylemleri yaygınlaşmaya başladı.
★★★
İki siyasetçinin yolu EYT mitinginde bir kez daha kesişti.
EYTlilere destek olmak amacıyla mitinge giden liderler arasında Özdağ ve İnce dışındaki tek isim Mustafa Sarıgül’dü.
Zaten dikkat ederseniz toplumun rahatsızlık duyduğu veya sahip çıktığı hassas konularda yine bir tek İnce ve Özdağ’ın açıklama yaptığını görebilirsiniz.
Yapılan açıklamalardaki farklılıklar ise ufak ideolojik ayrılıklardan kaynaklanıyor.
Son yüz yüze görüşme ise bugün Zafer Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleşti.
Muharrem İnce’nin bütün partilerden sunmak üzere randevu istediği su ve organik tarım ile ilgili olan 100 maddelik kalkınma projesiyle ilgili bir görüşme olsa da eminim bunun dışında pek çok konu daha gündeme getirilmiştir.
★★★
Süleyman Soylu ile Ümit Özdağ arasında yaşanan gerilimde Özdağ’a destek açıklaması yapan tek siyasi lider Muharrem İnce olmuştu.
Daha önce bahsettiğim 2017’deki Halk Arenası programında da Özdağ için ‘’En saygın mücadeleyi verenlerden’’ ifadesini kullanmaktan kaçınmamıştı.
Bu düzeyde olmasa da İnce’nin Özdağ hakkında sarf ettiği hoş sözler karşılıksız değil.
Özdağ da daha önce farklı zamanlarda İnce hakkında ‘’Değerli, deneyimli, Türkiye’nin tanıdığı bir siyasetçidir’’ ifadelerini kullanmıştı.
Ayrıca iki siyasetçi de bu ittifak sorusu kendilerine sorulduğunda kendi başlarına seçime gireceklerini söyleseler de birbirlerine kapıyı tam kapatmıyorlar.
★★★
Sonuç olarak, Başkanlık Referandumundan yıllar sonra çok farklı yollardan gelerek yeni partiler kurdular ve kader kendilerini yeniden bir araya getirmek istiyor.
Katıldıkları televizyon programlarında ya da yüz yüze birbirleri hakkında hiçbir zaman kötü konuşmayan iki ismi özellikle muhalif ve kararsız seçmenler birbirlerine yakıştırıyorlar.
Diğer ittifaklarda olduğu gibi sürekli bir şekilde devam ederek partilerin kimliklerini yok eden bir ittifaktan bahsetmiyorum elbette.
En fazla bir sene sürecek ve ortak temel konularda mutabık kalınan bir seçim ittifakı, gerçek anlamda siyaseti sallayabilir.
Atatürk ilkelerine bağlılık, laiklik, sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmeleri, köy okullarının yeniden açılması, cemaat ve tarikatlar ile mücadele, sınır güvenliği, tarımsal ve ekonomik kalkınma, tarafsız ve adil yargı, modern eğitim...
Saydığım maddeler arasında bu iki liderden veya partiden birini rahatsız eden bir madde olduğunu sanmıyorum.
Öyleyse ne bekliyorsunuz?
Ülkeyi bu başarısız iktidar ve beceriksiz muhalefetin arasında sıkışmış kalmış durumdan kurtarın!
Seçimi kazanın, ülkeyi normale döndürün; ideolojik farklılıklarınıza sonra bakarsınız...
Yorumlar
Yorum Gönder