Ana içeriğe atla

Yanında Değilim!

  

UYARI: ‘’Sarı tuvalet terliğine bile oy veririm’’, ‘’Muhalefete muhalefet etmenin zamanı değil’’, ‘’Tıpış tıpış gideceğim’’, ‘’AKP'lisin yani’’ vb. kafa yapısındaki bir muhalif seçmenseniz; düşünme, araştırma, okuma, anlama ve sorgulama gibi yetilerinizi kaybedip siyasete at gözlüğü ile bakıyor olmanız nedeni ile bu yazı bünyenize zarar verebilir!  

 

★★★ 

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün sosyal medyada gündem olan bir tweet attı. 

 

Kılıçdaroğlu bu tweetinde muhalefete, özellikle de CHP’lilere; halk düşmanları ile mücadele maskesi arkasından bir cumhurbaşkanı adaylığı mesajıyla seslenerek ‘’Yanımda mısınız?’’ diye sordu. 

 

Elbette üst düzey yöneticileri ve milletvekilleri olmak üzere bütün partili emir kulları, bazı sözde gazeteci ve anketçiler, daha sonra da belediye başkanları destek için sıraya girdiler. 

 

Hani şu seçmenlerinin aday olsunlar diye kendilerini parçaladıkları, benimse aylardır öyle bir ihtimal olmadığını iddia ettiğim Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, hatta Tanju Özcan bile bu kuyrukta yer aldılar. 

 

Bağlılıklarının, kendilerini destekleyen milyonlarca insana değil de genel başkanlarına olduğunu da böylece ispat etmiş oldular. 

 

Olası bir Kılıçdaroğlu veya mantıksız başka bir ismin çatı adaylığı ile girilip Erdoğan’a kaybedilecek bir seçimde kendileri de baş sorumlular arasında olacaklarının umarım farkındadırlar. 

 

★★★ 

 

CHP ile arasında pek çok konuda anlaşmazlıklar yaşanan İyi Parti destekçileri ise bu duruma tepki verdiler ve sosyal medyada ‘’Son sözü Akşener söyleyecek’’ çalışması yaptılar. 

 

Fakat çok ses getiremediler çünkü onların da bütün acil durum planları popüler iki belediye başkanının adaylığı ihtimaline dayanıyordu.  

 

Meral Akşener de daha önce defalarca aday olmayacağını açıkladığından elleri kolları bağlı gündemi takip etmekle yetindiler. 

 

6lı masadaki diğer partiler de çatı aday formülünde direttiler ve anlaşılamaması durumunda ise kendi adaylarını çıkaracaklarını söylediler. 

 

Sadece Halk TV, KRT, Tele 1 gibi muhalefet yandaşı kanalları takip eden muhalif seçmenler ise hiçbir şeyden habersiz şekilde hayatlarına devam ettiler. 

 

★★★ 

 

Peki ben Atatürkçü bir genç olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında mıyım? 

 

Enes Kara kendi canına kıydığında ‘’etik olmaz’’ diyerek konuşmamayı seçen ve sırf birkaç oy için benzer şekilde tarikat ve cemaatlerde hayatları karartılan yüzlerce çocuğun sesi olmayı reddeden Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Atatürk'e deccal diyen Şeyh Said’in kitaplarının yasak kararını kaldırmak için mahkemeye başvurduklarını övünerek söyleyen Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Her fırsatta Kürdistan propagandası yapan, Atatürk demekten imtina eden hatta Atatürk’e hakaretler eden, Ermeni soykırımı yalanını destekleyen kişileri partide barındıran Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Ülkede ne zaman iktidarı zor duruma sokacak bir gelişme yaşansa çıkıp ‘’Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’yı serbest bırakacağım’’ diye açıklama yaparak gündemi değiştiren Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Uludere’ye Roboski, Tunceli’ye Dersim denilmesinden rahatsız olmayan ve ülkede onca sorun varken ‘’Helalleşeceğiz’’ diyerek CHP'nin geçmişi adına özür dileyen Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu gibi eski AKP ortakları ile birlikte hareket etmekte bir sakınca görmeyen Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Tek adaylı il kongrelerini demokrasi şöleni diye yutturan, milletvekili listelerini kendisi hazırlayan, kendi delegelerinin bile seçmediği isimleri bir imza ile kendisine yardımcı atayan Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Belediyelerdeki yolsuzluklara, liyakatsiz atamalara ve işten çıkarmalara göz yuman; bütün KHK’lıları işlerine geri alacağını söyleyen Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Toplumu ilgilendiren sosyal konularda, başka oy hesapları ve 6lı masadaki diğer siyasal İslamcı ortaklarının hassasiyetlerini göz önüne alarak açıklama yapmamayı tercih eden Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

2013’te Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk kez Cumhurbaşkanı yapmak için MHP ile birlikte aday gösterdikleri, 2018’de ise MHP çatısı altında eski rakibi Erdoğan için oy isteyen Ekmelettin İhsanoğlu’na hala ‘’Sayın Cumhurbaşkanım’’ diye hitap ettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Doğudaki çiftçiye bedava elektrik, her muhtara özel kalem müdürü, kahvehanelerde sıfır iskambil destesi, ev hanımlarına maaş gibi mantıksız ekonomik önlemleri vaat olarak sunan Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

İstanbul sözleşmesi, Anayasa’nın ilk 4 maddesi, tarikatlar ve cemaatler gibi önemli meselelerde laikliğe aykırı açıklamalar yapan, Ergenekon’un FETÖ kumpası olduğunu inkar eden AKP eskileriyle hareket eden Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

HDP ile birlikte hareket etmekten; mavi vatan için hayati öneme sahip Libya tezkeresine ‘’Hayır’’ oyu vererek milli bir duruş sergilemeyen Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

2018’de kurduğu sistem çöken ve seçimin kaybedilmesine neden olan Onursal Adıgüzel’i genel başkan yardımcılığı ile ödüllendiren ve 2023 seçim güvenliğini yine kendisine emanet eden Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 

 

Muharrem İnce başta olmak üzere kendisine rakip gördüğü bütün değerli isimleri partiden tasfiye eden Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim! 


...


★★★ 

 

Demek istediğim aslında çok basit!  

 

Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkeyi mevcut durumdan daha kötü yönetebileceğini ben de düşünmüyorum.  

 

Ancak arada çok bir fark da olmayacaksa yeni bir kötü seçenekle değişmektense o seçeneği değişime zorlamak adına mevcut duruma bir süre daha katlanmayı tercih ederim.  

 

Yani daha anlaşılır bir dille söylemek gerekirse bir 20 sene de yeni bir AKP çekmektense eski AKP’yi bir dönem daha çekerim!  

 

Elbette bu yazıda sıraladıklarımın AKP’nin yaptıklarının yanında devede kulak kalacağının ben de arkındayım. 

 

Ancak CHP’nin henüz yönetimde olmadığını ve devlet imkanlarını kullanmadığını da hatırlatmak isterim. 

 

Önce kendi içinde tutarlı, ilkeli, adil, demokratik olacaksın ki kazandığında yapacaklarını vaat ettiklerine inanalım ama maalesef hiçbiri değil. 

 

O yüzden ben de Kılıçdaroğlu’nun yanında değilim!  

 

★★★ 

 

Yazdıklarım sebebiyle sakın umutsuzluğa kapılmayın! 

 

Kendi içlerinde yaşadıkları bazı ufak tefek sorunlar ve maddi imkansızlıklara rağmen üçüncü bir yol için çabalayan Atatürkçü ve Milliyetçi siyasetçiler ve siyasi partiler de mevcut.  

 

Özellikle Memleket Partisi ve Zafer Partisi öncülüğünde yapılacak, muhtemel BPT, Adalet Partisi, DSP ve Genç Parti’nin de eklemlenebileceği bir seçim ittifakı ihtimalini de çok yüksek görüyorum.  

 

★★★ 

 

Görüşlerime katılmak zorunda değilsiniz ama yazının tamamını okuyup buraya kadar geldiyseniz ve hala 6lı masayı eleştirmeme karşı çıldırıyorsanız baştaki uyarı hatırlatmak isterim. Biraz farklı açılardan bakmaya çalışın... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...