Ana içeriğe atla

Hoşça Kalın

 

Benim için yazması zor bir yazı. Yaşanabilecek bütün duyguları seçimden önceki süreçte yaşadığım için seçimi dışarıdan objektif bir gözle takip edebildim. Sandıkta memleket için doğru olduğuna inandığım ve benimle mezara gidecek bir oy kullandım. Son arzum Atatürkçü ve milliyetçilerin meclise girmesiydi, olmadı. İkinci turda sandıktan ne çıkarsa ülkemize hayırlı olsun. Benim için artık analiz yapma değil vedalaşma zamanıdır. 

 

★★★ 

 

Seçimin sonucu ne olursa olsun siyasi yazılarıma ara vereceğimi söylemiştim.  

 

Yaklaşık 3 sene önce başladığım ve tam 115 yazı paylaştığım bloguma devam edecek motivasyonu artık kendimde görmüyorum.  

 

Gereken yorumları ve uyarıları haftalardır, aylardır yapıyordum ama bir faydası olmadı. 

 

Taraf olmayan bertaraf olur derlerdi; biz onurlu bir mücadele verdik, başaramadık.  

 

Çok yorulduk, çok üzüldük, çok yıprandık, maalesef bertaraf olduk.  

 

Daha önce de dediğim gibi bugünleri hayatımın sonuna kadar unutmayacağım. 

 

★★★ 

 

Anladım ki tanıdığı siyasetçiler bir elin parmağını geçmeyecek sanatçıların paylaşımları daha makbulmüş. 

 

Anladım ki tetikçiliği görev edinmiş, tasması fonlayanında olan gazetecilerin yorumları daha makbulmüş. 

 

Anladım ki masa başında anket hazırlayan ve medyada beyin yıkayan umut tacirlerinin tahminleri daha makbulmüş. 

 

Anladım ki araştırıp sorgulamaktansa her gördüğüne inanıp paylaşmak daha makbulmüş. 

 

Anladım ki aykırı olmaktansa bir tarafa şirin görünmek daha makbulmüş. 

 

Anladım ki ilkeli durmaktansa kendi çıkarını düşünmek daha makbulmüş. 

 

Anladım ki siyasetçiden hesap sormaktansa seçmeni suçlamak daha makbulmüş. 

 

Anladım ki gerçekleri konuşmaktansa hayal satıp algı yaratmak daha makbulmüş. 

 

Anladım ki üçüncü bir yoldansa kutuplaşmak ve aday dayatmak daha makbulmüş. 

 

Anladım ki Atatürkçü ve milliyetçi olmaktansa siyasal İslamcı olmak daha makbulmüş. 

 

★★★ 

 

Bu süreçte ülkemizin insanları ile olan gönül bağım ilk defa bu kadar zayıfladı. 

 

Eskiden sevdiğim çok sayıda yayıncıdan, şarkıcıdan, oyuncudan da oldukça soğudum. 

 

Biz tedavi olalım dedik ama onlar iftira atıp bizi hainlikle suçlamayı tercih ettiler. 

 

Herkes hak ettiğini yaşar, bazıları da yaşamadan öğrenemezmiş. 

 

Ellerinde kalple sıtmaya sarılıp ölmemeye çalışacaklara şimdiden bol şans dilerim. 

 

★★★ 

 

Parlamentoda oluşan durum, ikinci turda adayların kazanma ihtimalleri falan filan... 

 

Yazılacak çok şey var ama boş verin! 

 

Nasıl olsa bir sonraki seçimde yine bu son şansımız diyerek dayatılan adaya oy vereceksiniz. 

 

Daha sonra da tweetlerinizi silecek, profillerinizi değiştirecek ve hayatınıza devam edeceksiniz 

 

Ben kağıda ağlamayı severdim ama göz yaşlarımı pek ciddiye alan olmadı. 

 

Umut her zaman var olsa da artık heyecanımı yitirmiş durumdayım ve bu tımarhaneden biraz uzaklaşmak istiyorum. 

 

O yüzden kutuplaşmanın bitip, adil şartlarda ve mantıklı insanlarla tartışma ortamı oluşuncaya kadar şimdilik hoşça kalın. 

 

En güzel şiirlerde buluşalım... 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Memleket Partisi

    Aslında bu yazıyı yazmakta geç kaldığımın farkındayım ve bunun için okurlarımdan özür diliyorum. Fakat partinin kuruluş dilekçesi verildikten sonra hemen her gün yeni bir gelişme yaşandı. En sonunda partinin tüzüğü ve programını da tam anlamıyla okuyup olaya biraz daha  hakim  olarak ve derslerimin biraz daha rahatladığı bir dönemde paylaşmaya karar verdim. O gün bugün!      Aylardır yakından takip ettiğim Memleket Hareketi sonunda resmen partileşti. Öncelikle 17 Mayıs günü İç İşleri Bakanlığı’na verilen dilekçe ile birlikte tüzel kişiliğini aldı. Sonrasında 18 Mayıs günü genel başkan, genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve kurucu üyelerin belirlenmesinin ardından parti genel merkezinde yapılan basın toplantısı ile resmen kurulmuş oldu. Dilekçeyi vermeye birlikte giden isimlerden Prof. Dr. Gaye Usluer parti sözcüsü, Prof. Dr. Hakkı Akalın genel sekreter,  Mv . Mehmet Ali Çelebi genel başkan yardımcısı, Serkan Ufuk Akgün genel sayman ve Mert...

Batıyoruz!

  Ülkenin en önemli konusu, daha doğrusu sorunu tartışmasız ekonomi. Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Dolar, Euro, Altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomik bir krizin içinde olduğumuz  aşikar . Fakat bu kriz; yandaş medya ve TÜİK gibi kanallar aracılığıyla yumuşatılarak aktarılıyor. Piyasaya dolar sürerek ve para basarak tutulmaya çalışılıyordu ama devletin kasasının yavaş yavaş boşalmasıyla iş kontrolden çıktı ve bugünkü tablo bunun bir sonucu.      Ekonomiyi siyasetten ayrı düşünemeyiz. Hem neden hem de sonuç olarak. Neden olarak baktığımızda, kötü yönetim ve ülke içinde adalete güven olmaması kaynaklı yabancı yatırımcının gelmemesi, dolar endeksli yapılan ve icraatmış gibi gösterilen ama ülkenin ekonomisine darbe niteliğinde olan köprü, hastane gibi yapılar...      Son Başbakan Binali Yıldırım kendisine sorulduğunda ‘’Dolar dolsa  n’olur  dolmasa  n’olur  demişti. Ciddiyetsizlik konusunda pek bir değişiklik yok aslı...

Yazarlığa İlk Adım

Yeni bir yılda, alışılmışın dışında bir yazıyla hepinize merhaba diyorum. Düzenli okurlarım fark etmişlerdir ki uzun zamandır ortalarda yoktum. Bu sürede sosyal medya kullanmamaya çalıştım; hatta ülkede onca gündem varken tek bir blog yazısı dahi yazmadım. Tabi bunlar yalnızca, sizin takip edebildiğiniz kadarıydı. Özel hayatımda da pek dışarı çıkmadığım, tele fonumun devamlı kapalı olduğu, geceleri oturup gündüzleri uyuduğum, insanlarla iletişim kurmayı olabildiğince kesip tamamen kendi içime kapandığım bir dönem oldu. Esasında bitmiş gibi bahsetmek doğru olmaz çünkü insanlardan uzak kaldıkça daha mutlu ve huzurlu olduğumu gördüm. Bu denli ‘asosyal’ olmasa bile ‘az sosyal’ yaşantımı sürdüreceğim. Kendime, düşünmeye ve hayal kurmaya zaman ayırabilmemin beni fazlasıyla beslediğini anladım. Bunun hayatımda bazı yeni ve önemli kararlar almamda nasıl bir faktör olduğuna değineceğim elbet. Ancak öncesinde, dışarıdan bakıldığında ani meydana gelmiş gibi görünen bu değişimin derinine inmem ...